Yazar

Sena Koray

Browsing

Vegan beslenme et, yumurta ve süt ürünleri dahil olmak üzere hayvansal gıdalardan uzak durma biçimi olarak adlandırılır. Yeni yeni vegan beslenmeye başlayan insanlar için bu malzemeleri kullanmadan öğün elde etmek ilk başta oldukça zor gelebilir. Fakat yapılabilecek birçok tatlı ve yemek tarifi var, onlardan bazıları şunlar;

Brownie

Öncelikle marketlerde bulabileceğiniz vegan bitter çikolatayı 2 yemek kaşığı badem sütü ile ufak sos tenceresinde eritin. Erimiş çikolatayı yarım su bardağı pekmez, 4 yemek kaşığı kakao, 4 yemek kaşığı badem unu, 4 yemek kaşığı badem sütü ve 1 çay kaşığı karbonatla rondoda pürüzsüz bir kıvam alana kadar karıştırın. Elde ettiğiniz hamuru ufak bir borcama yayın. 180 derece önden ısıtılmış fırında 35 dakika pişirin. Lezzetli brownie servise hazır.

Mücver

Öncelikle kabaklarınızı güzelce rendeleyin daha sonra rendelenmiş kabakları bir kâseye alıp un, kabartma tozu ve karabiberle karıştırın üzerine sarımsak rendeleyin. Taze soğanı ve dereotunu da ince ince kıyarak kâseye alın ve tüm malzemeleri birleşinceye dek güzelce karıştırın. Tavaya zeytinyağını dökün ve ısıtın. Yuvarlak şekil verdiğiniz mücverleri tavaya alarak kızartmaya başlayın. Her iki tarafı da hafifçe kızarınca mücverleri tavadan alın ve kâğıt havlu üzerine yerleştirin. Ardından servis tabağına alarak sıcak servis edin.

Brokoli Çorbası

Bir tencerenin içerisine zeytinyağı ve iri parçalar halinde doğranmış soğanı alıp soteleyin ve taze kekik ilave edin.  Üzerine rendelenmiş sarımsakları da ilave ederek bir süre daha soteleyin. Ardından brokolileri ilave edin. Ardından üzerine sebze suyu ya da sıcak su ilave ederek güzelce karıştırın. Brokoliler çok hafif yumuşayana kadar pişirin. Ardından limon suyu, tuz ve karabiber ekleyerek ocaktan alın ve blenderdan geçirin.

Pepeçura

Mor üzümleri saplarından ayıklayarak tencerenin içerisine alın. Üzerine 4 su bardağı su su ve yarım çay bardağı şeker ilave ederek kısık ateşte pişmeye bırakın. Üzümler iyice suyunu bırakıp, eriyene kadar pişirin ardında tenceredeki üzümleri süzerek elde ettiğiniz üzümlü şekerli karışımından bir kepçe kâseye ayırıp kalanını yeniden tencerenin içerisine alın. Kepçeyle ayırdığınız üzüm suyunu 4 yemek kaşığı mısır unuyla karıştırın ve tencereye ilave edin. Ardından 1 yemek kaşığı buğday nişastasını da ekleyip karıştıra karıştıra yedirin. Karışımı koyulaşana dek kaynatın. Dilediğiniz kıvama geldiğinde kaselere doldurun ve buzdolabına atarak soğuyana kadar bekleyin. İyice soğuduktan sonra nefis tarifin tadını çıkarabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Diksiyonun yani etkili ve düzgün konuşma yapabilmenin önemi göz ardı edilemez niteliktedir. Özellikle iş dünyasında düzgün, etkili ve iyi konuşabilmeniz son derece yararlı ve gereklidir. Yazımızda diksiyonunuzu düzeltmenizi sağlayacak 5 yöntemi sizinle paylaşacağız.

Organlarınızı hissedin

Ses telleriniz ve nefesiniz konuşmada çok önemlidir. Ses tellerinizi titretip ses çıkarmanızı sağlayan nefesinizdir. Konuşurken ses tellerinizi hissetmeye çalışın ve nefesinizi kontrol edin. Böylece sesinize şekil verebileceksinizdir. Ses organlarınızı tanımanızın size büyük bir katkısı olacağı kesin.

Nefes egzersizleri yapın

Az önce bahsettiğimiz gibi, nefesinizi kontrol edebilmek düzgün bir diksiyona sahip olmak için çok önemlidir. Bu bağlamda nefes egzersizleri yapmanız çok yararlı ve etkili olacaktır.

Ses tonunuzu kontrol edin

Diksiyonunuzun düzgün olması, konuşmanınız amacına ve dinleyiciniz türünüze göre ses tonunuzu ayarlayabilmekten de geçer. Örneğin, konuşmanızda önemli noktaları vurgulamak için ses tonunuzu değiştirin. Sesinizle dikkat çekmeyi deneyin.

Dinleyin!

İnsanoğlu konuşmayı aslında bebekliğinde etrafındaki sesleri ve konuşmaları dinleyerek öğrenir. Bu nedenle, dinlemek, diksiyonda çok önemli bir etkendir. Dinlemek ve sesletmek, konuşmak çok yakından bağlantılıdır.

En sevdiğiniz kitapları sesli okuyun

Kendi içinden okumakla kendi sesinizi duyarak okumak arasında çok büyük bir fark vardır. Kendinizi duyarken beyniniz kendine, bilinçsizce olsa da, düzgün bir şekilde okumanız için mesajlar iletir. Dolayısıyla, en sevdiğiniz kitapları sesli bir şekilde okursanız, kısa sürede diksiyonunuzun düzeldiğini fark edeceksinizdir.

 

Sanayi Devrimi ile beraber fosil yakıtlarının kullanımı ciddi derecede artmıştır. Atmosferde yayılan karbondioksit gibi zararlı gazların salınımıyla beraber dünyanın emisyon yükü artmaya başlamıştır. Emisyon yükünün artması, binlerce yıldır var olan iklimin değişmesine sebep olmaktadır. ‘Çocuklarımıza daha yaşanır bir dünya bırakmalıyız’ gibi kalıplaşmış ifadeler, iklim değişikliğinin sadece gelecek nesilleri etkileyecekmiş gibi algı yaratmasına sebep olur. İklim değişikliği günlük yaşamımızı etkilemeye başladı. Peki iklim değişikliğinin yaşamımızda neleri değiştirdiğini daha yakından öğrenmek ister misiniz?

İklim değişikliği alt yapı sorunlarını beraberinde getirecek

Küresel ısınma sonucu oluşan iklim değişiklikleri şehirlerin alt yapılarında yıkıcı hasarlar bırakırken, ekonomik anlamda da olumsuz etkiler ortaya çıkarır. Şiddetli fırtına ve yağmurlar köprü ve ana yol gibi ulaşım kaynaklarını kullanılmaz hale getirir. Bu felaketler sonucundan şehir halkı olumsuz etkileneceği gibi, tahrip olan bölgelere ulaşımda zorlanır.

Yaşam kaynağımız su tehlike altında

Her canlının yaşamak için ihtiyaç duyduğu su, iklim değişikliğinin yaşanmasıyla beraber su risk altındadır. Tarım, hayvancılık, tekstil, elektrik üretimi gibi günlük yaşantımızda kullandığımız her şey su ile gerçekleşiyor. İklim değişimi yağışları etkilediği için bazı bölgelerde aşırı yağış ve sel gibi doğa olayları görülürken bazı yerlerde ise aşırı sıcaklar ve bunun sebebiyle de kuraklık görülür.

Meyve ve sebzelerin üretimi azalacak

İklim değişikliğinin etkilediği bir diğer alan ise yiyecekler. Havanın aşırı ısınmasıyla yaşanacak kuraklık sonucu tarım için duyulan sulama yetersiz kalır. Aynı zamanda iklim değişikliğinin sonucunda sel baskınları ve fırtınaların görülmesi muhtemeldir. Sebzelere ve meyvelere vereceği hasarlar göz önüne alınarak hasatlarında verimsizlik görülür. Buna ek olarak iklim değişikliği arı neslinin tükenmesinin sebebi olacağı açıkça görülür. Arı deyip geçmemiz gerekir. Dünyanın ekosisteminde önemli yere sahip olan arılar, yediğimiz meyve ve sebzelerin çoğaltılmasından sorumludur.

Doğa harikalarımız yok olacak

Günümüze korunarak gelmiş olan ormanlar, iklim değişikliğinin değiştireceği bir diğer unsurdur.  İklim değişikliği ile mercan masiflerinin tükendiğini gözlemlerken, orman yangınlarının arttığını görüyoruz. Şehrin koşuşturmasından kaçmak için hafta sonları piknik yapmaya gittiğimiz ormanlar iklim değişikliğinden etkileneceği gibi doğal yaşamımızı da bu yönde değiştirecektir.

 

 

Pandemi ile beraber çoğu iş yerleri çalışma hayatına evlerden devam ediyor. Bu durumda mesai saatlerini ayarlamak ve verimliliği artırmak gibi sorunlar karşımıza çıkıyor. Bu yazımızda, çalışma saatini azaltırken verimliliği artırmanın yollarına değineceğiz.

İş planı yapın

Projelerinizi ve çalışmalarınızı önem sırasına göre sıralayın. Listede önemli olan işlerinizi işaretleyin ve her gün yapılması gereken en kritik üç işi yazın. Bu liste gününüzü planlamaya yardımcı olurken, gün içinde verimliliğinizi artırmanıza yardımcı olurken, işlerinizi de erken bitirmenize neden olur.

Her işi aynı anda yapmayın

Yapılması gereken tüm işleri aynı günde yapmak yerine haftalara bölün. Projelerinizi aynı anda yapmaya çalıştığınızda yarım kalan işe devam etmek zaman alacağı gibi, devam etmekte zorluk çekeceksiniz. Böylelikle aynı anda birçok işi yapmak hem odağınızı bozacak hem de verimliliğinizi düşürecektir.

Güne erken başlayın

Güne erken başlamak, günün geri kalan kısmını verimli geçirmenizi sağlayacaktır. Her sabah güne aceleyle başlamak yerine sağlıklı bir kahvaltı yaparak başlayabilirsiniz. Erken kalkmak günün geri kalan kısmını planlamanıza ve yapılacak işlere erkenden başlamanıza yardımcı olur. Böylelikle gün içinde zaman kazanmanızı sağlar. Ayrıca erken kalkmayı rutin hale getirmiş çoğu kişi, bu durumun verimliliği artırdığını ve zamandan tasarruf ettiğini doğrulamakta. Bu sayede çalışma saatlerinizi azaltarak verimliliği artırabilirsiniz.

Belirli çalışma alanınız olsun

Çalışmalarınızı yatağınızda, televizyon karşısında uzandığınız koltuk gibi yerler yerine verimliliğinizi artıracak yerlerde çalışmalısınız. Çalışma verimini artırmak için illa bir çalışma odanızın olması gerekmiyor. Fakat odaklanmak için engel olacak objelerin bulunmadığı bir masa seçimi yapmak da bile yarar var. Böylelikle konsantrasyonunuz bozulmadan işlerinizi halledebilir, çalışma saatlerinizi kısaltabilirsiniz.

İşyerinde verimliliğin artırılabilmesi için öncelikle verimliliği etkileyen faktörlerin tanımlanması gerekiyor. Günümüzde işyeri dinamiklerini daha çok bilgi teknolojileriyle sağlanan çalışmalar oluşturuyor. Yani bilgisayarlar, tabletler gibi aygıtlarla işletme için yapılan çalışmaların kontrolü, verimliliği oldukça fazla etkiliyor.

Finansal açıdan bakıldığında işyerinde çalışanların verimliliğini olumsuz etkileyen her türlü kayıp işverene zarar olarak dönüyor. Personelin interneti nasıl kullandığı verimliliği etkileyen en önemli faktörlerin başında geliyor. İşyerinde verimliği etkileyen başlıca faktörler şöyle sıralanabilir:

“Az şeyle daha çok iş yap” mottosu her geçen gün şirketlerde yerini alıyor. Peki, bunun getirisi nedir? Teslim tarihine yetişme çabası, aynı anda birden fazla iş, gelen e-mailleri ve telefonları yanıtlama derken, aslında durum ortada.

Bu yazımızda, iş yerinde sizin ve ekibinizin verimliliğini arttıracak yolları sunuyoruz. Aşağıdaki önerilerimizin çoğunu aynı anda denemek yerine, size uyacağını düşündüğünüz birkaç tanesini seçebilirsiniz. İnsanlarda yeni bir alışkanlık kazanımının 21 gün gerektirdiğini de göz önüne alırsak, seçtiğiniz önerileri en az 21 gün uygulamaya çalışın.

 

Geçen yıl mart ayından itibaren başlayan ve hala devam eden pandemi’nin birçok olumsuz etkilerini yaşadık, bunlardan biri de işsizlik. Sadece iş bulamamak değil işten çıkarılmanın da çok fazla yaşandığı pandemi dönemi insanları bunalıma soktu ve psikolojik sorunlara sebebiyet verdi. Peki işsizliğin arttığı ve artmaya devam ettiği bu dönemde hızlı iş nasıl bulunur? Buyurun okuyalım.

Öncelikli iş bulma süreci sizi yıpratabilir ve fazlasıyla yorabilir. İlanlara başvuru yapıp geri dönüş alamıyor olmak moral bozukluğuna ve umutsuzluğa yol açıyor. Bu süreçte önemli olan ilk şey çevrenin olumsuz yorumlarına kulaklarını kapatıp, kendi umutsuzluğuna bir son vermen. Kendin dahil kimsenin seni dibe çekmesine izin verme! İş aramaya başlamadan önce bunları gözden geçirmende fayda var;

  • Kendini keşfet güçlü ve başarılı yanlarını, yapabileceklerini/yapamayacaklarını
  • CV’ni güncelle ve hedeflerini açıkça belirt
  • Kısa-uzun-orta vadeli çalışma sürecini belirle
  • Mülakatlara hazır ol
  • Gelişimini her geçen gün ileriye taşı ve kendine yatırım yap

Bu maddeler sizi psikolojik ve kendinize güven açısından olumlu etkileyecektir peki bu maddeler dışında neler yapabilirsiniz?

Girişken ol

Başvuru yaptığın kurumun İK birimine ulaşmaya çalışarak CV’nin inceleme sürecini hızlandırabilir ve görünür olmayı sağlayabilirsin. Ayrıca CV’ni kuruma göre özel ayarlayarak dikkat çekebilirsin. CV’ni mail ile yollarken sizi özgüvenli gösterecek cümleler kurabilirsiniz. Bkz: Ben bu iş için uygunum ve bu işi yapabilir. Tarzında mesajlar öne çıkmanızı sağlayabilir.

Pes etme, kapı kapı dolaşmaktan çekinme

Başarılı olduğun ve çalışmak istediğin sektörden insanlarla iletişime geçerek olumlu ve güçlü yönlerinizi fark etmesini sağlayabilirsiniz. Mülakata gittiğin kuruma ‘’ben iş arıyorum’’ imajını çizmek yerine ‘’bu iş için güçlü özelliklerim ve niteliğim var size uygunum’’ tarzında konuşmalar yaparak kendinizi profesyonel yansıtabilirsiniz. İş ararken pes etme, geri dönüş beklerken diğer kurumlarla iletişime geçip yeni mülakatlara gitmeyi erteleme, seçilen değil seçen olmayı başar ve bekleme sürecinde kendini hatırlatmayı unutma.

Mülakatlara hazırlıklı git

Görüşmeye gideceğin kurum hakkında bilgi sahibi olarak mülakatınızda bu noktalara değinebilirsiniz. Şirket hakkında ne kadar çok şey bilirseniz o kadar iyi bir izlenim bırakırsınız. Uygun giyinmeye özen gösterin temiz ve şık görünün. Mülakatınızda endişeli ve gergin gözükmek yerine rahat ve pozitif olun ve geç kalmamaya oldukça önem gösterin. Ayrıca vücut dilinizi oldukça iyi kullanmaya çalışın göz temasından çekinmeyin ve iyi bir dinleyici olarak gülümsemeyi unutmayın. Son olarak ise size sorulabilecek soruları tahmin ederek hazırlıklı gidin çünkü kendinizden emin ve ne bildiğinizi göstererek konuşmak sizi 1 adım ileriye taşıyacaktır.

Dışarıya çıkıp bir şeyler içmek her zaman hoş sohbetlerin, bol kahkahaların başını çeker. Arkadaşlarımızla, ailemizle hatta tanışmalarımızda… Ancak son zamanlarda pandemi şartları ile beraber çoğu zaman mekanlar kapalı. Bu durum birçok alanı eve taşımamız gibi dışarıda içtiğimiz kahveleri de evlerimize taşımamıza sebep oldu. Sizler de o tatlı sohbetleri ve kahveleri evinize taşımak, evinizin baristası olmak ister misiniz? Cevabınız evetse gelin sizleri tariflerimize alalım!

Çoğumuzun olmazsa olmazı Karamel Latte ile başlayalım…

Latte espresso bazlı kahvelerden bol sütlü ve köpüklü olanlarındandır. Bir de sevdiğiniz bir şurubu eklediğinizde içmeyin de yanında yatın! Ancak profesyonel makineler olmadan nasıl yapacağız diyorsanız buyrun tarife alalım sizi.

Gerekli malzemelerimiz:

  • Tercihinize göre granül ya da filtre kahve
  • Süt
  • Karamel sos
  • Su

Eğer karamel sosu da yapmak isterseniz

  • 5 yemek kaşığı şeker
  • 100 ml krema
  • 1 yemek kaşığı tereyağı

Öncelikle bir çay bardağı kaynamış suya 1 tatlı kaşığı granül kahve ekleyin ve karıştırın.  aynı oranda sütü kaynatın. Süt kaynamaya başladığında içerisine dilerseniz şeker ekleyebilirsiniz. Süt kaynadığında blenderden geçirerek ya da bir frenchpress yardımıyla sütün köpürmesini sağlayın. Fincana dilediğiniz miktarda karamel sosunuzu koyun. Kahveyi ardından da sıcak sütü, kahve fincanının kenarından yavaş yavaş dökün. Köpüğünü de  eklediğinizde karamel latteniz hazır!

Güzel ve pratik bir Mocha’yı mim istemez!

Enfes bir mocha için Malzemeler:

  • Bir tatlı kaşığı granül kahve
  • Dilediğiniz bir çikolata sosu (zevkinize göre beyaz ya da bitter)
  • Süt

Öncelikle sütü ısıtın. Bu esnada granül kahveyi fincana koyun ve üzerine dilediğiniz kadar çikolata sosu ekleyin. Süt kaynadığında frenchpresse alın veya bir süt köpürtücü ile sütün köpürmesini sağlayın. Bir miktar sütü kahvenin üzerine ekleyin ve kahveyle çikolata sosu homojen hale getirin. Ardından kalan sütü de ilave edin ve mochanız hazır!

Pandeminin Başlarında Oldukça Meşhur Olan: Dalgano Kahvesi

Malzemelerimiz

  • 2 yemek kaşığı granül kahve
  • 2 yemek kaşığı sıcak su
  • 2 yemek kaşığı toz şeker
  • 200 mililitre soğuk süt

İlk olarak derin bir kasenin içerisine sıcak su, granül kahve ve toz şekeri alıp bir çırpıcı ya da mikser yardımıyla malzemeleri çırpın. 5-6 dakika çırptıktan sonra kahvenin renginin açıldığını ve kremşanti kıvamına geldiğiniz göreceksiniz. Karışım katı kıvama geldikten sonra bardağınızın içerisine buz ve sütü ekleyin. Ardından hazırladığınız kremadan kendi damak zevkinize göre ekleyin. Dalgano kahveniz hazır! Afiyet Olsun!

Soğuk kahvenin zirvesi: Ev Yapımı Frappe

Soğuk kahve denildiğinde ilk akla gelenlerden biridir frappe.  yapımı için gerekli malzemelerimiz şöyle:

  • 2 tatlı kaşığı granül kahve
  • Su ya da süt
  • Dilerseniz karamel ya da çikolata sosu

Bir kap içerisine kahve, 2 kaşık soğuk su veya süt ve dilediğiniz miktarda şeker ekleyerek kapağı kapatın ve çalkalayın. Dilerseniz içerisine çalkalamadan önce istediğiniz bir sosu da ekleyebilirsiniz. Uzun ince bir bardağa hazırladığınız karışımı ekleyin. Ardından çalkaladığınız kapta kalan köpüklerin üzerine tekrar su ekleyin ve tekrar çalkalayın. Köpüklü karışımı da kahvenin üzerine ekleyin ve birkaç adet buz ekleyin. Frappeniz hazır, ellerinize sağlık!

Öfke diğer bütün duygular gibi biz insanlar içindir ve oldukça normaldir. Herhangi birine veya bir olaya öfke duymanız sizi anormal yapmaz aksine normal yapar. Çünkü öfke de en az mutluluk kadar hissetmesi doğal bir duygudur. Öfke duygusunun normal dışına çıktığı evre onu kontrol edemediğimiz zamandır. Kontrol edilemeyen öfkenin yıkıcı sonuçları olabilir. Çevremize ve kendimize verdiğimiz fiziksel zararların yanında ruhsal olarak da ciddi ve derin yaralara sebep olur. Kontrol etmeyi öğrendiğimizde ise içimizde var olan gücü keşfetmemizde ve bizi ayağa kaldırmasında çok büyük destek olur.

Mantıklı düşünme yetisi

Öfke kontrolü sağlayamayan birey düşünme yetisinde kaybetmiş sayılır gözünün hiçbir şey görmediği o anda hayatının en büyük hatasını yapabilir ve sonrasında yaşayabileceği güzel bir geleceği yok edebilir. İnsanın öncelikle mutlu ve sakin olmayı öğrenmesi gerekir. Bu biraz zorlayıcı bir süreç olabilir ancak en öfkeli anınızda bile doğru kararı verebildiğinizi gördüğünüzde hiçbir çalışmanızın boşa gitmediğini fark edersiniz.

Sağlığınızı korumak

Uzun zamandır yapılan bilimsel araştırmalar ortaya koyuyor ki öfke, stres, üzüntü gibi duyguları doğru yaşayamadığımız takdirde beden sağlığımız da olumsuz yönde etkilenmektedir. Bizlerden istenilen bu tür duyguları hissetmeyi reddetmek değil doğru yaşamayı öğrenmektir. Zihin, beden ve ruh birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Bu sistemlerden birinde meydana gelen bozukluk hepsini etkilemektedir. Mesele stres anınızda midenizin bulanması veya aşırı öfkeli olduğunuz bir anda başınızın ağrıması buna bir örnektir. Üç sistemin birbiriyle uyum içinde olması ve yaşadığınız duygunun bu sistemlere bölünmesi sizin yükünüzü hafiflettiği gibi sağlığınızı da korumaktadır.

İletişim gücü

Öfkesini kontrol etmeyi başaran insanlar iletişim konusunda oldukça yeteneklidir. Çünkü onlar en kontrolden çıkacakları anda bile mantıklı kararlar verebilirler. İnsanlarla araları her zaman çok iyidir.

Liderlik

Sinirlerinizi kontrol edebilmenizin size liderliği getirmesi çok olası bir durumdur. Başarılı liderlerin hepsi öfkelerini en başarılı şekilde kontrol etmeyi başarır ve yönettiği kesim için en iyi kararı verir ve zekice düşünebilir.

Başarı

İnsan yaşamı boyunca birçok zorlukla karşılaşırlar ve içlerinden zorluklar karşısında öfkesini kontrol edip bilincini açık tutmayı becerenler başarılı olurlar. Öfke kontrolü size başarıyı getirebilir. Mesela öfkenizi aktarabileceğiniz bir uğraş bulabilir ve oranın en iyisi olabilirsiniz. Bu bir spor dalı olabilir ya da bir müzik aleti olabilir. “Öfke en büyük motivasyon kaynağıdır.” sözü tarih boyunca doğruluğu çokça tartışılan bir söz olsa da doğru yönlendirildiğinde gerçekten sizi motive ederek başarıya ulaştıran güçlü bir kaynak olabilir.

 

 

 

Herkesin beğenisini kazanmış, dikkat çeken ve dünyaca izlenen 7 Netflix dizisi sizlerle.

The Queen’s Gambit (2020)

9 yaşında öksüz kalan ve yetimhaneye gönderilen ElizaBeth Harmon satranç oyununa karşı yeteneğini fark etmesiyle başlamaktadır. Yetimhane de çalışan görevlinin satranç oynadığını gören ve büyük bir merak duyan Beth görevliden oyunu öğrenmek ister ve oldukça büyük bir yeteneği olduğunu keşfeden Beth turnuvalara katılarak adını duyurur. Erkek egemen yapıya sahip satranç oyunundaki tabuları yıkmakta oldukça kararlı olan Beth bu konu da başarılı olmuşa benziyor. (1 sezon 7 bölüm)

Türü: Dram
IMDb: 8.7

 

The Last Dance (2020)

Michael Jordan’ın yaşamını anlatan bu belgesel Netflix’de oldukça ilgi gördü. Efsane yıldız basketbolcu Michael Jordan’ın kariyerini ve 1990’lardaki Chicago Bulls’un tek nefeste izleyeceğiniz öyküsünü anlatıyor. En iyi belgesel Dizisi dalında Emmy ödülü kazanmıştır. (1 sezon 10 bölüm)

Türü: Belgesel
IMDb: 9.2

 

Bir Başkadır (2020)

12 Kasım tarihinde yayına giren dizi çok kısa bir sürede popüler oldu. Peki ‘Bir başkadır’ dizisinin konusu nedir? Çok farklı kişi ve hayatlara yer veren dizi, bir grup insanın bir şekilde yollarının kesişmesi ile yaşanan konuları ele alıyor. Dizinin Netflix açıklamasında ise şöyle yazıyor. (8 bölüm)

“Hayatları farklı, hayalleri farklı, korkuları farklı. Birbirlerine zıt görünseler de yolları kesiştiğinde sınırlar ortadan kalkacak ve hepsi birbirinin hayatına dokunacak”

Türü: Gerilim, Dram
IMDb: 8.7

 

Stranger Things (2016)

Bilim kurgu türünün başarılı örneklerinden biri olan Stranger Things ilk yayın tarihi 2016’dır ve günümüzde hala devam etmektedir. Will adında 12 yaşını doldurmuş ve hayat enerjisiyle dolu bir çocuğun kaybolmasıyla başlayan dizide olaylar garip bir hal alıyor. Devlet eliyle yapılan gizli deneyler, korkutucu güçlere uzanan gizem dolu dizi her sezonda daha da merak uyandırıyor ve karmaşık bir hal alıyor. (3 sezon 25 bölüm)

Türü: Bilim kurgu, Gerilim, Korku, Doğaüstü, Gizem, Tarihi Drama
IMDb: 8.8

 

The Crown (2016)

The Crown uzun bir sezon hayatına sahiptir ve devamı geleceği de öngörülüyor. II. Dünya Savaşı’ndan sonra bir kadının yaşamla verdiği mücadeleyi anlatmaktadır. Savaşla beraber İngiltere büyük bir yenilgiyle karşı karşıyadır ve siyasi karışıklık devam ederken tahta bir kadın geçer II.Elizabeth ve İngiltere için yeni bir dönem başlar. Dizi genel olarak Elizabeth’in tahtta yaşadığı zorluk ve mücadeleyi konu etmiştir ve ana konusu olarak 20. Yüzyılın genel ve siyasi olayları ele alınarak anlatılmaktadır. (4 sezon 40 bölüm)

Türü: Tarih, Dram, Tarihi Drama
IMDb: 8.7

 

House Of Cards (2013)

Washington DC’de geçen ve Güney Karolina’dan seçilen Demografik Partili bir kongre üyesi olan frank Underwood’un kendisine teklif edilen ABD Dışişleri Başkanlığı pozisyonuna başkasının getirilesinden sonra planını uygulamaya koyuyor ve bu plan çerçevesinde heyecan ve merak dolu olayları konu alıyor. (6 sezon 73 bölüm)

Türü: Politik, Gerilim, Drama
IMDB: 9.0

 

How To Get Away With Murder (2014)

Bir grup azimli hukuk öğrencisi ve onların kriminal savunma derslerine giren gizemli bir profesör. Hem kendi hayatları değiştirecek hem de bütün okulu sarsacak cinayet davasıyla karşı karşıya kalırlar. (6 sezon 90 bölüm)

Türü: Suç Drama, Sosyal Drama, Gizem, Gerilim
IMDb: 9.2

 

 

Sabahın 6’sında sıcacık yatağımızdan kalmak her kadar zor hatta bazılarımız için işkence olsa da bu alışkanlığı kazandığınızda, istediğiniz şekilde yönetebileceğiniz bir sabah rutinine sahip olacaksınız. Güne erkenden başlamak yalnızca görevlerinizi en iyi şekilde değerlendirmekle kalmıyor aynı zamanda ruh haliniz ve vücut sağlığınız açısından da pek çok artı kazandırıyor. İşte sizi de sabah erken uyanan bir kişi olma yolunda motive edecek birkaç sebep.

Zaman yönetimi yapmanızı sağlar

Günlük işlerinizi bir düzene koymak ve onlar hakkında verimli düşünebilmek için en güzel vakit sabah saatleridir. Yapmanız gerek rutin işleri erken kalkarak daha planlı yapmanızı ve zamanında bitirmenizi sağlar. Erken kalkmanın en büyük avantajı, mesai dışı boş saatler kazanarak gün içinde hep ertelediğiniz veya iki arada bir derede yapmaya çalıştığınız küçük rutin işlerinizi halledebilirsiniz.

Enerji seviyeniz artar

Çoğu insan gün içerisinde ne yapması gerektiğini hatırlamadığından yeterince odaklanamıyor. Sabahın erken saatlerinde enerjiniz en yüksek seviyede olur. Bilinenin aksine gereğinden fazla uyumak vücudu dinlendirmek yerine hantallaştırır. Motivasyonunuzun yüksek olması sorumluluklarınızdan kaçmak yerine onları istekle yapmanızı sağlayacaktır.

Güçlü bir ruh haliniz olur

Erken uyanma alışkanlığını kolay kolay edinemeseniz de bunu gerçekleştirmeye başladığınız zaman güçlü bir zihne ve ruh sağlığına kavuştuğunuzu siz de göreceksiniz. Biriken işlerin yarattığı stres yüzünden gönülsüz bir şekilde işe gitmek yerine daha sakin ve daha huzurlu bir ruh haline bürünürsünüz. İşe erkenden başlamanız sizi rahatlatacak ve stres altına girmenizi önleyecek. İş yükünüzü hafifletmenizin vermiş olduğu tatmin duygusuyla, günün geri kalanında oldukça başarılı işlere imza atacaksınız.

Kendinize vakit ayırabilirsiniz

Bitmeyen işler yüzünden hala çalışmak zorunda kaldığınızdan dışarıda sizi bekleyen çok şey oluyor. Arkadaşlarınızla gidebileceğiniz bir sinemanın ya da ailenizle yiyeceğiniz bir yemeğin bilgisayar başında çalışmaktan çok daha eğlenceli olacağı kesin. Birçok insan kendine vakit ayıramamaktan şikayetçi. Oysa erken kalkarak sporunuzu yapabilir, istediğiniz kitabı okuyabilir ya da keyifle kahvaltınızı yapabilirsiniz.

 

 

Hedef, ulaşmak istenilen ve ulaşıldığında da kişiyi tatmin eden amaçlar bütünüdür. Bu noktada her bireyin kendisine ve hayallerine yönelik hedefler koyması gerekir. İçinde bulunduğunuz şartları da göz önüne alarak, zaman ve stres yönetimini doğru yaparak ve kararlı olarak hedeflerinize ulaşmanız mümkün. Sizi hedeflerinize götürecek en kısa 4 yolu sizler için sıraladık.

 Hedefleriniz net olsun

Hedef, istek ve dileklerinizin birbirinden farklı kavramlar olduğunu aklınızdan çıkarmayın. İstek ve dileklerinizin hedefe dönüşmesi için net ve kararlı bir duruş sergileyin. Ayrıca belirlediğiniz hedeflerde gerçekçi, akılcı ve faydacı olun. İçinde bulunduğunuz şartları iyi derecede öğrenmeli ve bu şartları hedefleriniz doğrultusunda zorlayın.

Hedeflerinizi planlayın

Kendiniz için belirlediğiniz hedefler için bir çizelge oluşturun. Bu noktada yalnızca aklınıza güvenmeyin ve oluşturduğunuz çizelgeyi belirli zaman aralıklarıyla kontrol edin. Hedefleriniz doğrultusunda bir çizelge oluşturmak, neyi amaçladığınız daha iyi görmenizi ve bu yolda daha doğru adımlar atmanızı sağlar.

Hedeflerinizi sürekli değerlendirin

Zaman içerisinde içinde bulunduğunuz şartlar ve hedefleriniz değişiklik gösterebilir. Düzenlediğiniz çizelgede belirlediğiniz hedefler için dönem dönem beyin fırtınası yapmalı, yeni fikirler inşa etmeli ve hedefinize ulaşma noktasında yeni stratejiler geliştirmelisiniz. Bu sayede hedeflerinizi geliştirmenize ve onları gerçekleştirmenize yardımcı olacaktır.

Zaman sınırı koyun

Hedeflerinizi gerçekleştirmek için kendinize bir zaman sınırı koyun. Bu sayede hedeflerinize ulaşmak için motive ve hedeflerinizi gerçekleştirmek için daha çok çalışma isteğine sahip olacaksınız. Aksi takdirde hedeflerinize ulaşmak için zaman yönetimi noktasında sınıfta kalırsınız. Zaman ve stres yönetiminin hedeflerinize ulaşmanız için püf noktalar olduğunu unutmayın.