Kavramsal olarak çok uzun zamandır hayatımızda olan ancak pratikte yeteri kadar uygulamadığımız ya da uygulayamadığımız dijitalleşme şimdiye kadar yaşadığımız en büyük değişim sürecidir. Bu olgu biz insanları var olan sistematik düzenin dışına çıkardığı için çoğu bireyi korkuttu ve bu durumu reddetmelerine sebep oldu. Ancak bir kısım da “değişim durdurulamaz” ilkesiyle bu süreci benimsedi ve uyum sağladı. Yaşanılan küresel salgın sürecinin dijitalleşmeyi şiddetli bir şekilde hızlandırdığına hep birlikte şahit olduk. Giderek hayatımızın her alanını dijitalleştirdiğimiz bu dönemde alışkanlıklarımız da yeni formlar kazanmaya başladı. Buna bir örnek olarak spor alışkanlıklarımızın uğradığı değişimi gösterebiliriz.

Spor artık mobil

Önceden spor salonuna gitmek için ayrıca bir çaba sarf etmek gerekiyordu. Şimdi ise işten eve gelip spor kıyafetlerimizi giydiğimizde her şey hazır oluyor ve tek bir tıklamayla günlük spor aktivitemizi başlatabiliyoruz. Youtube videoları, aplikasyonlar, akıllı telefonumuzda bulunan kendi sağlık bilgilerimizle uyumlu uygulamalar; hepsi işimizi kolaylaştırarak bizi spor yapmamız için motive ediyor. Sporu tabletimizden, televizyonumuzdan, telefonumuzdan, bilgisayarımızdan yapabiliyor olmak spor salonuna gitmeye üşenenleri de harekete geçirdi.

Spor artık ulaşılabilir

Hiç tartışmasız büyük bir toplum kesimi de salon ücretlerinden yakınarak spor yapmıyordu. Ücretsiz izleyebileceğimiz videolar ve telefonumuza indirebileceğimiz uygulamalar sayesinde spora artık daha kolay ulaşabiliyoruz. Sosyal sınıftan bağımsız olarak hepimiz bu uygulamalarla spor yapmaya başladık.

Spor artık bireysel

Özellikle pandemi döneminden önce spor ağırlıklı olarak toplu halde salonlarda yapılıyordu. Hem sporun dijital hale gelmesi hem de pandeminin etkisiyle evlerimizde kendi başımıza spor yapmaya başladık. Artık kendi odalarımızda hocalarla görüntülü konuşarak ya da videoları izleyerek spor yapıyoruz. İnsanlar önceleri salonlarda kalabalık arasında kaybolurken, dijital platformlar bire bir etkileşimi beraberinde getirdi ve bu da bireylerin spor motivasyonunu artıran büyük bir faktör oldu. Öte yandan sportif faaliyet sosyalleşme olanağı da sunan bir faaliyet olmadan çıkıp eve kapandı.

Spor artık istikrarlı

Sporu dijital dünyaya sokmadan önce hepimiz “Ben bu spor salonuna yıllık üye oldum ama bir kere gittim “cümlesine maruz kalmışızdır. İnsanlar ya işlerinden çıktıktan sonra ya da hafta sonları spor yapabiliyordu. İş günü yorgunluğu, kısıtlı boş zaman ve ulaşım sorunları sportif faaliyetlerin istikrarlı ve düzenli bir biçimde sürdürülememesine neden oluyordu. Parası ödenmiş ama devam edilmeyen spor salonu üyelikleri daha büyük motivasyon kaybına yol açıyordu. Şimdi ise insanlar evlerine ulaştıktan sonra tekrar yollara düşmeden tabletlerini, bilgisayarlarını açarak istedikleri saatte spor yapmaya başlayabiliyorlar. Sonuçta birkaç ziyaretten sonra bırakılan fitness salonlarının yerini her gün düzenli olarak egzersiz yapılan kendi salonlarımız, odalarımız alıyor.

 

 

Timur Can
Yazar

Yazılım Mühendisi / Müzisyen - İstanbul’da yaşayan ve gündüzlerini kod yazarak, gecelerini parlak sahne ışıkları altında Rock yaparak geçiren editörümüzün mottosu «You Only Live Once»

Yoruma kapalı