Yazar

Melisa Türkyılmaz

Browsing

Gelecek nesillere nasıl bir dünya bırakacağımız konusunda hiç düşündünüz mü? Yapabileceğiniz çok basit 5 şey ile dünyayı kurtarmaya yardımcı olmak ister misiniz?

Tüm evrak işlerinizi internetten yapın

Her şeyin dijitalleştiği bir dünyada, evrakların hala kağıtlara basılması çok da gerekli değildir. Sadece elektrik faturalarınızın bile yılda en az 2 kilo çöpe giden kâğıda sebep olduğunu biliyor muydunuz? Bu nedenle, tüm fatura ve evrak işlerinizi internetten gerçekleştirmeniz dünyayı, ağaçları kurtarmak için büyük bir adım olacaktır.

Işıkları kapatmayı unutmayın

Işıkları ara sıra kapatmayı unutmanız, yılda 400 kg CO2 salınımına yol açtığını biliyor muydunuz? Işıkları ihtiyacınız yokken kapatmanız hem dünyaya hem de size yararlı olacaktır. Buna ek olarak, enerji tasarruflu ampuller kullanırsanız, elektrik faturanızdaki büyük farkı göreceksinizdir.

Çöplerinizi yere atmayın

Yere attığınız basit bir plastik poşetin parçalanıp tamamen yok olmasının yaklaşık 450 yıl sürdüğünü biliyor muydunuz? Dünyaya ve gelecek nesillere yapabileceğiniz en büyük iyilik çöplerinizi yere atmamanız ve geri dönüşümlerini sağlamanız olabilir.

Plastik ambalajlı ürünleri tercih etmeyin

Daha önce dile getirdiğimiz gibi plastik materyali çok uzun sürede yok oluyor. Bu da dünyada bir plastik kirliliğine neden oluyor. Markete gittiğinizde plastik ambalajlı ürünlerden kaçınıp cam, metal gibi materyallerden oluşan ambalajlı ürünleri tercih ederseniz, dünyanın daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlayabilirsiniz.

Suyun boşa akmasına izin vermeyin

Her ay her hanede en az 500 litre su boşa akıyor. Örneğin, dişlerinizi fırçalarken siz farkında olmadan litrelerce su boşa akıyor. İnsan susuz yaşayamaz. Bunu düşünerek her seferinde musluğu kapatmanız sürdürülebilir bir dünyaya destek olmanız anlamına gelecektir.

Teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm ile birlikte yapay zekâ, otonom sistemler ve yazılım mühendisliği gibi alanlar önem kazanmaya başladı. Yapılan dijital çalışmalar kapsamında fütürist ürünler her geçen gün tüketicilere sunulmaya devam ediyor. Fütürist ürünler arasında yer alan robot köpeklere ilgi giderek artıyor. Robot köpekler hayatımıza neler getirecek?

 2015 yılında görücüye çıktı

Amerika merkezli Boston Dynamics şirketinin köpeği andıran robotu “Spot” 2015 yılında görücüye çıktı ve inanılmaz bir ilgiye maruz kaldı. ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı Darpa ajansı için robot bilim ve robotik kodlama alanlarında AR-GE çalışmaları yapan Boston Dynamics, 2013 yılında ise dijital dev Google tarafından satın alınmıştı. 2020 yılında ise şirket Japonya’ya bağlı bir şirketler topluluğu alan SoftBank Grubu’na satıldı. Robot köpeklerin atası sayılan Spot piyasaya sürüldüğünde 73 kilo ağırlığındaydı.

Karbon salınımını en aza indirgiyor

Spot, elektrik enerjisi ile çalışan bir robot köpek olarak karbon salınımı da en aza indirgemeyi başarıyor. Spot’un mekanizmasında ise hareket sensörleri, kameralar ve gelişmiş bir hidroelektrik sistemler ekosistemi yer alıyor. Ayrıca spot aldığı darbelere rağmen dengesini korumayı başarıyor.

Yıllar içinde geliştirildi

2020 yılında robot köpek Spot’un son modeli tanıtıldı. Yaklaşık 34 kilo ağırlığımda, 1 metre uzunluğunda, 50 santimetre eninde ve 80 santimetre boyunda olan yeni model çeşitli aksesuarlar ile birlikte tanıtıldı. Yeni model Spot’un karmaşık teknolojik sistemleri ve ileri teknoloji ürünleri ile tasarlandığı da açıkça görüldü.

İlk siparişler verildi

Robot köpekler endüstriyel kullanımlar için satışa çıkarılmaya başlandı. Spot’un ilk müşterilerinden biri ise bir petrol şirketi oldu. Petrol şirketi Spot’u devriye köpeği olarak kullanmaya başladı. İlerleyen yıllarda tehlike arz eden çalışma bölgelerinde robot köpeklerin sıklıkla kullanılması bekleniyor.

Uzay çalışmaları için kullanılacak

Robot köpeklerin gelecekte uzay çalışmalarında kullanılması bekleniyor. Keşif, bulgu toplama ve dünyaya getirme aşamalarında robot köpekler insanoğlunun uzay yolculuğuna büyük katkı yapacak gibi duruyor.

 

Bir diğer adıyla minimalizm insanların hayatlarında maddi manevi her şeyi ihtiyaç düzeyine indirerek küçük ve sade bir yaşam kurmalarıdır. Sadeleşme felsefesi ile yaşayan insanlar daha az tüketim yaparak daha huzurlu bir yaşam sağlarlar. Bu felsefe insanın hayatında olumlu anlamda çok büyük değişiklikler olmasını sağlayabilir. Bu değişikliklerden bazıları şunlardır

Maddi kazanç

Sadeleşme felsefesinin bize katacağı en önemli şeylerden biri maddi kazançtır. Bu felsefenin temelinde hayatımızı olabildiğince sade ve yalnızca ihtiyaçlarımızın çevresinde kurmak vardır. Böylelikle lüks ya da ihtiyaç duymadığımız şeyler için bir harcama yapmayız bu da maddi anlamda büyük miktarda kazanç sağlamamıza yardımcı olur.

Doyumsuz olmama

İnsan doğası gereği her zaman sahip olduğundan daha fazlasını ister. Hiçbir zaman elindekinin değerini bilmez her zaman daha fazlasını ister. Ve bu da doyumsuzluğa yol açarak elindekilerle mutlu olmasını engeller. Fakat sadeleşme felsefesi hayattaki her şeyi en minimalist düzeyle tuttuğu için insanın içindeki doyumsuzluğu törpüler. Ve böylece devamlı fazlasını istemek yerine ihtiyacı olanlarla yaşamasını kolaylaştırır.

Sahip olduklarının farkına varmak

Sadeleşme felsefesi ile elinizde olan fırsatların, sahip olduğunuz maddi manevi şeylerin farkına varabilirsiniz. Kalabalıkta sahip olduğunuz mutlulukların farkına varamasanız da sadelikte aslında ne kadar çok şeye sahip olduğunuzu ve bu sahip olduklarınızın sizi ne kadar mutlu edip size yeterli geldiğini fark edebilirsiniz.

Hareket serbestliği

Sadeleşme kalabalığı ve karışıklığı önler bu da kişinin hareket alanının daha geniş ve serbest olmasını sağlar. Örneğin sadeleşme felsefesi ile yaşayan bir kişinin evinde olabildiğince az eşya olur yalnızca temelde ihtiyacı olan nesneleri evinde barındırır. Gereksiz dekorasyon ya da kalabalık yapacak eşyalar kullanmaz. Böylelikle evinde kişiye daha çok yer kalacaktır özgürce hareket edebileceği bir alanı olacaktır. Ayrıca bu durum karmaşanın da önüne geçecektir. Zaten en minimal sayıda eşya olduğu için eşyaların karışması, dağılması gibi durumlar yaşanmayacaktır ve bu durum kişinin çok daha verimli ve düzenli bir hayat sürmesini sağlayacaktır.

Odaklanma kolaylığı

Kalabalık her zaman peşinde karmaşayı getirir ve bu da insanın odaklanma sorunu yaşamasına sebep olur. Fakat minimalist yaşam bulunduğu ortamı ve yaşamı en sade biçiminde tuttuğu için kişinin dikkatini dağıtacak durumlar olmasını engeller ve bu kişinin çok rahat bir şekilde odaklanabilmesini sağlar.

 

İçerik oluşturmak ve sürekli olarak kaliteli bilgi üretmek zaman ve çaba gerektirir. Tüketicilerinizin ihtiyaçlarını ve zevklerini çok iyi anlamak ve değer katabilmeniz gerekir. Sürekli içerik oluşturma, tüketicilerinizle etkileşim kurmanıza olanak tanır; bu da onlara her gün yeni şeyler verdiğinizin takdirini verecektir.

İçerik uzun vadelidir

Eğer iyi bir içerik ürettiyseniz o içeriğiniz haftalar, aylar hatta belki yıllar sonra bile size ziyaretçi kazandırabilir. Eğer internet siteniz üzerinden satış yapıyorsanız bu iyi içerikleriniz size yeni ziyaretçiler getirterek satışlarınızda büyük ölçüde yardımcı olabilir.

Müşteri potansiyeli sağlar

İyi içerikler üretirseniz sitenize yeni ziyaretçiler ve potansiyel müşteriler kazandırırsınız.  Her geçen gün sitenizde müşteri artışı olur.

Arama motorlarında sıralamanızı yükseltir

İyi bir içerik ürettiğiniz zaman marka sadakatiniz yükselir, marka bilinirliğini arttırırsınız. Tüm bunlar arama motorlarında sıralamanızı yükseltmenize yardımcı olur.

 

Yaptığımız işte başarılı olmak işimizi sevmekle doğru orantılıdır. İşimizi sever hatta ona tutkuyla bağlanırsak o işte her zaman performansımız ve motivasyonumuz en yüksek seviyede olur. Elimizden gelenin fazlasını hiç tereddüt etmeden isteyerek yaparız. Peki işimize nasıl tutkuyla bağlanırız?

Planlı çalışın

Organize olmak, hedefinize odaklanmak ve plan yapmak iş yükünüzü kontrol edilebilmenizde ve önceliklerinizi sıralamanızda sizlere yardımcı olur. Ayrıca gün içerisinde iş ve sosyal hayatınızda yaşayabilme olasılığınız bulunan irili ufaklı problemlerin de performansınıza büyük ölçüde etkisi olacaktır. Bu tür durumlarda bir program yapmak iş dengenizi düzenleyebilir. Ajandanıza yapılacaklar ve öncelikler listesi oluşturun. Sizi hedeflerinize yaklaştıracak olanlara öncelik verin.

Stratejik davranın

İş verimliliği ile ilgili yapılan çalışmalara göre; her işte neyin kesinlikle yapılması gerektiğini bilmek, ilerleyişini takip edebilmek, ilgili ve zamanlanmış olduğundan emin olmanız gerekiyor.

Mesai saatinize her gün fazladan bir saat ekleyerek tatillerinizdeki iş yoğunluğundan kurtulabilirsiniz. Örneğin işe yarım saat erken gelin veya öğle tatilinden yarım saat erken dönün. Böylece tatillerde ve son günlerde iş yükünüzün bir hayli azalacağını ve hafta sonu eve iş götürmeyeceğinizi göreceksiniz. Bu sayede hem iş yerindeki verimliliğiniz artacak hem de kendinize ayıracağınız günlerde kafanız rahat olacak.

Çoklu görevleri bırakın

Farklı görevler arasında gidip gelmek verimliliğinizi düşürdüğü gibi, üzerinizdeki stres, gerginlik ve baskıyı da arttırır. Bunun yerine tek bir işe odaklanın. Ne yapıyorsanız bütün dikkatinizi o işe verin. Diğer işe elinizdeki iş bitince geçin. Yapmanız gereken her şeyi aynı anda düşünmemeye çalışın. Aynı anda yapmaya çalışacağınız işler sadece size panik ve endişe getirecektir.

Mola yapın

Çalışmanızı 90 dakikalık periyotlara ayırın. Araştırmacılar günlük vücut saatinin yanı sıra daha kısa süreli, 90 dakikalık enerji döngüleri belirledi. Bu döngüler molaya ihtiyaç duymadan ne kadar süre işe konsantre olunabileceğini gösteriyor. Dikkatiniz dağılmadan 90 dakika boyunca işinize odaklanın, sonra durun. Çay, kahve molası veya yürüyüş yapmak için en az 10 dakikanızı ayırın. Kafanızı toparlayıp molanızı uzatmadan 90 dakikalık diğer periyoda geçin.

Verimli olduğunuz saatleri iyi değerlendirin

Kendinizi sabahları enerji dolu mu hissediyorsunuz? O halde sabahın erken saatlerinde işe koyulun. Ancak enerjiniz saat 15.00’ten sonra bitmeye başlayacaktır. Bu yüzden önemli işlerinizi günün erken saatlerinde önemsizleri ise ilerleyen saatlerine programlamaya özen gösterin. Saat 15.00’e kadar ayılamıyor ama gece boyunca mutlulukla çalışıyorsanız önemli işlerinizi gün sonuna erteleyin, normalden daha hızlı yapacağınızı göreceksiniz.

Son yıllarda gelişen teknolojinin getirilerinden olan yapay zekâ ve otomasyonun kusursuz uyumuyla ortaya çıkan teknolojik harikalardan biri de akıllı fabrikalardır. Bu kavram Endüstri 4.0 olarak nitelendirilebilecek kadar ileri teknolojiye sahiptir. Akıllı fabrikalar sayesinde kontrol mekanizması yapay zekâya bırakılmış ve insan kaynaklı çıkabilecek neredeyse tüm problemlerin önüne geçilmiştir.

Akıllı fabrika nedir?

Akıllı telefonlar, bilgisayarlar, arabalar derken sıra fabrikalara geldi. Akıllı fabrika insan sayısının azaldığı, tüm sürecin 7/24 kontrol edilebildiği ve üretim mekanizmasının neredeyse hiç aksamadığı teknolojiye sahip fabrikalardır. Akıllı fabrikalarda makineler arasında insana ihtiyaç duyulmadan kurulan bir iletişim söz konusudur. Kendi kendilerini yönettikleri söylenebilir.

Neden akıllı fabrika?

Akıllı fabrikalara ihtiyaç duyulmasının en büyük sebebi insan kaynaklı hataların sebep olduğu maddi kayıplardır. Hatalar her ne kadar küçük dahi olsa üretimin durmasına yol açabilir bunun sonucunda da zamanın boşa harcanmasına ve büyük maddi kayıplara neden olabilir. Olumsuzlukların hiçbirini yaşamak istemeyen insanlar akıllı fabrikalara ihtiyaç duymaya başlamışlardır. Aynı zamanda insanların kontrol ettiği makineler zaman zaman problem çıkarabilir ancak akıllı fabrikalarda bulunan sistemler otomatiktir ve insan kaynaklı problemleri engeller.

Avantajları nelerdir?

En büyük avantajı işçi maliyetinin büyük oranda azalmasıdır. Üretimden dağıtıma kadar bütün sistemler otomasyon sayesinde iletişim halinde çalışır ve oluşabilecek her tür sorun öngörülebilir duruma gelir. Sistemin tek bir yerden kontrol edilebiliyor olması da yaşanabilecek zaman kaybını engellemektedir. Üretim süreci tamamen otomatik çalışan bir sistem üzerinden kontrol edildiği için sekteye uğramadan sorunsuz devam eder. Her aşama kontrol altında tutulabilmektedir. Üretim sürecinin aksamaması dağıtım sürecinin sorunsuz olmasını sağlar. Bu şekilde yaşanabilecek herhangi bir kayıp söz konusu olmaktan çıkar.

Gelecekte ne olacak?

Sağladığı avantajlar sebebiyle akıllı fabrika piyasası her geçen gün daha fazla yatırım almaktadır. Akıllı fabrika sektörü yapılan araştırmalara göre her yıl yaklaşık %10 büyüme göstererek 2024 yılına kadar 391 milyar dolara ulaşacak. Günümüzde birçok iş sahibi de akıllı fabrikalara geçiş göstermektedir. Üretim, dağıtım, envanter yönetimi gibi alanlarda teknolojik yardım alan iş sahiplerinin birkaç yıl içinde tamamen akıllı sistemlere geçmesi öngörülmektedir.

Engel var mı?

Şu an da kullanılan endüstriyel sistemlerin %90’ı kablolu ve sabit. Esnek olmayan bu sistemlere zekâ kazandırmak da oldukça maliyetli durumdadır. Bu şekilde veriler doğru analiz edilememekte ve tam anlamıyla bir akıllanmaya sahip olunamamaktadır.

Herkesin kendine göre bir yaşam tarzı, hayalleri, idealleri ve hikayesi vardır. Hikayenizin baş kahramanı sizken bu süreçte her şeyden kendinizi tanımanız çokça önemlidir. Kişilik özelliklerinizi ön planda bulundurarak karar vermenizi kolaylaştırabilirsiniz. Kurumsal hayat ve girişimcilik ruhunu barındırmanın kendine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır ve siz karar vermekte zorluk yaşıyorsanız biz sizler için bu süreci biraz olsun hızlandıracak yazımızla sizlerleyiz. Buyurun Kurumsal Hayat mı yoksa Girişimci olmak mı?

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi hikayenizin baş kahramanı sizlersiniz ve bu yolculukta kendinizi tanımanız oldukça önemlidir. Kendinize aşağıdaki soruları sorarak bu yolculuğunuzun karar merkezini bulmaya çalışın;

  • Değişimden korkuyor muyum yoksa değişime hazır mıyım?
  • Risk alabilir miyim yoksa riskten kaçıyor muyum?
  • Sevdiğim işi mi yapmak istiyorum yoksa sadece para kazanmam yeterli mi?
  • Liderliğe mi daha elverişliyim yoksa yönetilmeye mi?

gibi, bu ve bu tarz soruları sormanız kendinizi analiz etmenize yardımcı olur.

Dediğimiz gibi her 2 sektöründe kendine göre avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Bir bunlara göz atalım.

Kurumsal firmada çalışmanın avantajları;

Maaş derdiniz yok (ay sonu maaşım yatacak mı, yatmayacak mı), sigortanız düzenli ödenir, servis imkanları bulunur, yemekler firma tarafından karşılanır, çalışma saatleriniz standarttır, yıllık izin garantidir, işten çıkarılma riskiniz azdır, batma riskiniz azdır ve yükselme imkanınız vardır.

Dezavantajları

Samimi bir ortam yoktur (arkadaşlıklar ve dostluklar büyük oranda samimi değildir), sizin başarınızı kıskanarak düşürmek isteyen insanlar olabilir, adaletsizlik fazladır, geç kalmak büyük bir sorun haline gelebilir, ekstra izin çok zordur, yöneticiler baskındır, performansınız değerlendirilir ve fazla mesaiye kalanların maaş veya mevkisi artar. Bu da dolaylı yoldan en iyi köleliği kim yapacak yarışması haline gelir.

Girişimciliğin avantajları

Kendi işinizin patronusunuzdur, bağımsınızdır, maaş potansiyeliniz sabit değildir, kontrol ve sorumluluk sahibi olmanızı sağlar, başarma duygusu tatmin eder, kişisel gelişiminize katkı sağlar, hayal ve fikirlerinizi uygulama şansına sahip olursunuz ve saygınlık kazanırsınız.

Dezavantajları

Belirli bir mesai saatiniz yoktur uzun saatler çalışırsınız, düzensiz bir geliriniz olur, kazanma ve kaybetme riski orantılıdır, herhangi bir sorunu çözene kadar uykusuz kalma ve ekstra çaba sarf etme, yoğun stres, hayal kırıklığı olasılığı yüksektir, iş ve özel hayat birbirine karışır, her daim liderlik vasfınızı göstermelisiniz, vergi ödemeleri yüksektir.

Uzun lafın kısası her işin kendine göre zorlukları ve kolaylıkları bulunmaktadır, en önemli olan sizin ne istediğinizdir.

Dale Carnegie: “İşin ne olursa olsun, sen işinde en iyisi ol”

 

Yapmak istemediğiniz, sizi strese sokan, yeterli bilginizin olmadığı vb. işleri ertelemeye meyilliyiz. Herkesin bir kere de olsa yaptığı bu erteleme çoğumuzu ele geçirerek alışkanlık haline gelebiliyor. Yapmanız gereken işin tarihi yaklaştıkça kendinizi sürekli bir uğraş halinde buluyorsanız sizde erteleme alışkanlığına yakalanmış olabilirsiniz. Deyimi yerindeyse yumurta kapıya dayanana kadar beklemeyi tercih etmeyin, her ne kadar zararsız gözükse de ertelemek içten içe tüketen ve potansiyelinizi düşüren/sınırlayan kötü bir alışkanlıktır. Bugünün işini yarına bırakma diyen atalarımızı dinleyerek sizleri ertelemeden kurtaracak önerileri derledik.

İşinizi bölümlere ayırın

Ertelemenin en büyük sebeplerinden biri yapılması gereken işin bilinçaltımızda ’çok fazla yapılması gereken iş var’ düşüncesinin yer etmesidir. Yapılması gereken işinizi küçük parçalara ayırarak her seferinde bu parçalardan birini tamamlayın. Eğer hala erteleme düşüncesine kapılıyorsanız daha detaylı ve küçük parçalara ayırmayı deneyin ve bu süreçte kendinize zaman tanıyın pes etmeyin.

Çalışma ortamınızı düzenli tutun ya da baştan düzenleyin!

Evlerimizden yürütmeye çalıştığımız yeni iş modelimizde rahatlık çoğumuzu ele geçirebiliyor. Bu yüzden kendinizi dinç hissedeceğiniz, masanıza otururken dikkatinizi dağıtmayacak ve sizi oyalamayacak şekilde düzenlemeniz sizi çalışmaya teşvik edecektir. Sadece evlerinizdeki değil ofisinizde size ait olan masanızın da değişim zamanı geldi, yeni dekorasyonunuz sizi olumlu etkileyecektir.

Zorunlu hissetmeyin keyif alın!

Yapılması gereken işin zorunlu olduğunu ve yerine daha eğlenceli şeyler yapabileceğinizi düşünmeniz oldukça normaldir. Fakat fark etmeden sizi ele geçiren bu düşünce bir nevi psikolojik işkence haline gelmektedir. İşten kurtulmaya çalışmanız ve ertelemeniz hoşnutsuzluk duygusunu yaşatarak işle olan bağınızı düşürecektir. Bu düşüşün sonucu anksiyete, hüsran ve düşük özgüven sonuçlarını doğuracaktır. İşinizden keyif aldığınız noktaları keşfedin, önemini fark edin ve görevinizi yerine getirirken size keyif veren yolları bulun.

Ertelemenize sebep olan etkenlerden kurtulun!

Her seferinde yapılması gereken işi son dakikaya bırakarak başka uğraşlar içerisine giriyorsanız ya da kendinizi bu uğraşlara maruz bırakıyorsanız acilen kurtulmanız gerekmektedir. Sizi ertelemeye iten oyunlardan, sosyal medyadan, etrafınızdaki dikkat dağıtıcı unsurlardan kendinizi uzak tutarak veya limit koyarak ertelemeyi en aza indirebilirsiniz.

Şimdi yerinizden kalkın ve işe koyulun!

Günün sonunda işe koyulmadığınız sürece bu tavsiyelerimizin hiçbir anlamı yok. Kendi stratejinizi oluşturarak hipotezler belirleyebilirsiniz ama işe koyulmadığınız sürece hiçbir şey olmayacaktır. Verilen işi sürekli erteleyerek başarılı olan biriyle daha tanışmadım, tanışacağımı da düşünmüyorum. Ertelediğiniz şeylerin hallolmasını istiyorsanız masanın başına oturma zamanı geldi demektir o yüzden şimdi yerinizden kalkın ve işe koyulun.

Teknolojinin gelişmesi ile çıkarılan akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve tabletler sayesinde birçok farklı sosyal medya araçları çıkmıştır. Bu sosyal medyanın çıkmasıyla beraber insanlar birbirileriyle bağlar kurup etkileşimler sağlarlar. Peki bu soysal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlar nelerdir? İşte birkaç ipucu…

 İçerik üretimi

Sosyal medyanın olmazsa olmazları oluşturulan içeriklerdir. Bu içerikler kişisel gelişim, tarih, biyoloji, yapay zeka vb. birçok alanlarla ilgili olabilir, üretilen bu içerikler etkili olabilmesi için insanlara fayda sağlayacak şekilde oluşturulmalıdır. Sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan biri içerik üretimidir.

Video içerikleri

Sosyal medya hesaplarının etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan bir diğeri de video şeklindeki içeriklerdir. İnsanlar vakit geçirmek ve eğlenmek için bu içerik türlerini tercih ederler. Videoları kendi markanıza ve gündemle bağdaştırarak, sosyal medya platformlarında paylaşılabilir, takipçilerinizin etkileşim yaratmaları sağlanılır.

Anket yapmak

Sosyal medya hesaplarını etkin kullanmada çok fazla kullanılmayan ama kullanıcılara en fazla etkileşim sağlayan araç anket kullanımıdır. İnsanlara çok uzun olmadan kısa cümle şeklinde ile sorularla birlikte yapılan anketlere insanlar daha fazla etkileşim sağlayabilirler. Bu yüzden sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan biri de anket yapmaktır.

Görsel kullanımı

İnsanlar bir yazıyı okuduğu zaman canı sıkılır ve yazıların tamamını okumadan geçerler. Ama Görseller son dakika akla gelir veya yalnızca içeriği desteklemek amacıyla kullanıldığı zaman insanların göz zevkine hitap edilerek insanları yazıyı okumaya çekerek etkileşim sağlar. Oluşturulan içeriklere görsel kullanarak sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebilirsiniz.

Canlı yayınlar yapmak

Birçok sosyal medya hesaplarında kullanılmaya başlayan canlı yayın uygulamasını kullanarak, insanlarla samimi, sıcak bir sohbet havasında etkileşim sağlayabilirsiniz. Canlı yayınlarla birlikte sizi izleyen kitleniz ile anlık iletişim kurmayı sağlar. İnsanlar yaptığınız bu canlı yayınlar sayesinde size daha samimi bir şekilde bağ kuracaklardır. Sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan biri de canlı yayın yapmaktır.

 

 

 

Gün içinde birçok insanla karşılaşıyor ve yeni insanlarla tanışıyoruz. Tanıştığımız bu insanlar için hatırlanır olmak yani iz bırakmak isteriz. Kişilerde oluşan izlenimler objektif değildir. Yaşadığımız ortamdan, kültürden ve kişiliğimizden etkilenerek fikirler üretiyoruz. Araştırmalara göre karşımızda ki insanda ilk izlenimler 31-100 milisaniye içinde oluşuyor. Eğer iyi bir izlenim vermek ve hatırlanır olmak isteniyorsa bu süre zarfı iyi bir şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü insanlarda oluşturulduğumuz ilk izlenimler yani davranışlarımız unutulmaz. Bir etiket gibidir ve üstünüzden atamazsınız. Olumsuz ya da olumlu her türlü fikir bizlerle beraber gelecek ve bu bizi özel hayat ve iş hayatımız gibi çeşitli platformlarda etkileyecektir. Olumlu bir iletişim ve etki sağlarsak bu bize artı bir değer katacak ve insanların sempati duyduğu kişiler olmamızı sağlanacaktır.

İyi bir izlenim sağlamak için dikkat edilmesi gereken adımları aşağıda derledik.

Az ve öz konuşmalı

İnsanlarla iletişim kurarken çoğu kişi nasıl davranacağını bilemez. İyi bir izlenim çatısı oluşturmak için sürekli bir konuşma halinde olurlar. Fakat bu yanlış bir yoldur. Sürekli kendimizden, hayatımızdan bahsetmek ve karşı tarafa söz hakkı vermemek onu önemsiz gördüğümüzü gösterir. İletişimimizi karşıya dönük olarak gerçekleştirmeliyiz. İki yönlü iletişim kurmalı ve geribildirime önem vermeliyiz. Eğer böyle bir iletişim kurarsak gün sonunda hatırlanır oluruz.

Profesyonel görünmeli

Mevlana “insanlar kıyafetleriyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.” demiştir. İlk fikirlerimiz kişilerin kıyafetleri ve görüntüleriyle oluşur. Bu yüzden temiz, ütülü ve düzgün bir görüntüye sahip olmalıyız. Profesyonel bir görüntüye sahip olmak kişiler de olumlu bir fikir uyanmasını sağlar. Bakımlı ve itinalı bir görüneme sahip olmalıyız. Bu adımlara dikkat edildiğinde insanlar bize güven ve saygı duyacaktır.

Beden dilini doğru bir şekilde kullanmalı

Ağzımızdan çıkan sözler kadar vücudumuzda insanlara bir şeyler anlatır. Konuşurken ister istemez yüz mimiklerimizi kullanırız. Ruh halimiz yüzümüze yansır. Mutsuz biriyle kimse diyalog kurmak istemez. İletişimimizi olumlu yönde ilerletmek istiyorsak güler yüzlü olmalıyız. Bu ifade kişilerde sempati uyandırır ve olumlu bir enerji verir. Enerjik ve pozitif olmak sizi hatırlanır kılacaktır.

Kişilere ismiyle hitap etmeli

İletişimin belli başlı önemli noktaları vardır. Bu noktalardan en önemlisi göz kontağıdır. Kişilerle konuşurken göz temasında bulunmalıyız. Ve hitap ederken kiminle konuşuyorsak ismini kullanmalı, onu önemsediğimizi göstermeliyiz. Bu davranış karşı tarafa “sendeyim” mesajı verecektir.