Yazar

Melisa Türkyılmaz

Browsing

Yapmak istemediğiniz, sizi strese sokan, yeterli bilginizin olmadığı vb. işleri ertelemeye meyilliyiz. Herkesin bir kere de olsa yaptığı bu erteleme çoğumuzu ele geçirerek alışkanlık haline gelebiliyor. Yapmanız gereken işin tarihi yaklaştıkça kendinizi sürekli bir uğraş halinde buluyorsanız sizde erteleme alışkanlığına yakalanmış olabilirsiniz. Deyimi yerindeyse yumurta kapıya dayanana kadar beklemeyi tercih etmeyin, her ne kadar zararsız gözükse de ertelemek içten içe tüketen ve potansiyelinizi düşüren/sınırlayan kötü bir alışkanlıktır. Bugünün işini yarına bırakma diyen atalarımızı dinleyerek sizleri ertelemeden kurtaracak önerileri derledik.

İşinizi bölümlere ayırın

Ertelemenin en büyük sebeplerinden biri yapılması gereken işin bilinçaltımızda ’çok fazla yapılması gereken iş var’ düşüncesinin yer etmesidir. Yapılması gereken işinizi küçük parçalara ayırarak her seferinde bu parçalardan birini tamamlayın. Eğer hala erteleme düşüncesine kapılıyorsanız daha detaylı ve küçük parçalara ayırmayı deneyin ve bu süreçte kendinize zaman tanıyın pes etmeyin.

Çalışma ortamınızı düzenli tutun ya da baştan düzenleyin!

Evlerimizden yürütmeye çalıştığımız yeni iş modelimizde rahatlık çoğumuzu ele geçirebiliyor. Bu yüzden kendinizi dinç hissedeceğiniz, masanıza otururken dikkatinizi dağıtmayacak ve sizi oyalamayacak şekilde düzenlemeniz sizi çalışmaya teşvik edecektir. Sadece evlerinizdeki değil ofisinizde size ait olan masanızın da değişim zamanı geldi, yeni dekorasyonunuz sizi olumlu etkileyecektir.

Zorunlu hissetmeyin keyif alın!

Yapılması gereken işin zorunlu olduğunu ve yerine daha eğlenceli şeyler yapabileceğinizi düşünmeniz oldukça normaldir. Fakat fark etmeden sizi ele geçiren bu düşünce bir nevi psikolojik işkence haline gelmektedir. İşten kurtulmaya çalışmanız ve ertelemeniz hoşnutsuzluk duygusunu yaşatarak işle olan bağınızı düşürecektir. Bu düşüşün sonucu anksiyete, hüsran ve düşük özgüven sonuçlarını doğuracaktır. İşinizden keyif aldığınız noktaları keşfedin, önemini fark edin ve görevinizi yerine getirirken size keyif veren yolları bulun.

Ertelemenize sebep olan etkenlerden kurtulun!

Her seferinde yapılması gereken işi son dakikaya bırakarak başka uğraşlar içerisine giriyorsanız ya da kendinizi bu uğraşlara maruz bırakıyorsanız acilen kurtulmanız gerekmektedir. Sizi ertelemeye iten oyunlardan, sosyal medyadan, etrafınızdaki dikkat dağıtıcı unsurlardan kendinizi uzak tutarak veya limit koyarak ertelemeyi en aza indirebilirsiniz.

Şimdi yerinizden kalkın ve işe koyulun!

Günün sonunda işe koyulmadığınız sürece bu tavsiyelerimizin hiçbir anlamı yok. Kendi stratejinizi oluşturarak hipotezler belirleyebilirsiniz ama işe koyulmadığınız sürece hiçbir şey olmayacaktır. Verilen işi sürekli erteleyerek başarılı olan biriyle daha tanışmadım, tanışacağımı da düşünmüyorum. Ertelediğiniz şeylerin hallolmasını istiyorsanız masanın başına oturma zamanı geldi demektir o yüzden şimdi yerinizden kalkın ve işe koyulun.

Teknolojinin gelişmesi ile çıkarılan akıllı telefonlar, bilgisayarlar ve tabletler sayesinde birçok farklı sosyal medya araçları çıkmıştır. Bu sosyal medyanın çıkmasıyla beraber insanlar birbirileriyle bağlar kurup etkileşimler sağlarlar. Peki bu soysal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlar nelerdir? İşte birkaç ipucu…

 İçerik üretimi

Sosyal medyanın olmazsa olmazları oluşturulan içeriklerdir. Bu içerikler kişisel gelişim, tarih, biyoloji, yapay zeka vb. birçok alanlarla ilgili olabilir, üretilen bu içerikler etkili olabilmesi için insanlara fayda sağlayacak şekilde oluşturulmalıdır. Sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan biri içerik üretimidir.

Video içerikleri

Sosyal medya hesaplarının etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan bir diğeri de video şeklindeki içeriklerdir. İnsanlar vakit geçirmek ve eğlenmek için bu içerik türlerini tercih ederler. Videoları kendi markanıza ve gündemle bağdaştırarak, sosyal medya platformlarında paylaşılabilir, takipçilerinizin etkileşim yaratmaları sağlanılır.

Anket yapmak

Sosyal medya hesaplarını etkin kullanmada çok fazla kullanılmayan ama kullanıcılara en fazla etkileşim sağlayan araç anket kullanımıdır. İnsanlara çok uzun olmadan kısa cümle şeklinde ile sorularla birlikte yapılan anketlere insanlar daha fazla etkileşim sağlayabilirler. Bu yüzden sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan biri de anket yapmaktır.

Görsel kullanımı

İnsanlar bir yazıyı okuduğu zaman canı sıkılır ve yazıların tamamını okumadan geçerler. Ama Görseller son dakika akla gelir veya yalnızca içeriği desteklemek amacıyla kullanıldığı zaman insanların göz zevkine hitap edilerek insanları yazıyı okumaya çekerek etkileşim sağlar. Oluşturulan içeriklere görsel kullanarak sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebilirsiniz.

Canlı yayınlar yapmak

Birçok sosyal medya hesaplarında kullanılmaya başlayan canlı yayın uygulamasını kullanarak, insanlarla samimi, sıcak bir sohbet havasında etkileşim sağlayabilirsiniz. Canlı yayınlarla birlikte sizi izleyen kitleniz ile anlık iletişim kurmayı sağlar. İnsanlar yaptığınız bu canlı yayınlar sayesinde size daha samimi bir şekilde bağ kuracaklardır. Sosyal medya hesaplarını etkin şekilde yönetebileceğimiz araçlardan biri de canlı yayın yapmaktır.

 

 

 

Gün içinde birçok insanla karşılaşıyor ve yeni insanlarla tanışıyoruz. Tanıştığımız bu insanlar için hatırlanır olmak yani iz bırakmak isteriz. Kişilerde oluşan izlenimler objektif değildir. Yaşadığımız ortamdan, kültürden ve kişiliğimizden etkilenerek fikirler üretiyoruz. Araştırmalara göre karşımızda ki insanda ilk izlenimler 31-100 milisaniye içinde oluşuyor. Eğer iyi bir izlenim vermek ve hatırlanır olmak isteniyorsa bu süre zarfı iyi bir şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü insanlarda oluşturulduğumuz ilk izlenimler yani davranışlarımız unutulmaz. Bir etiket gibidir ve üstünüzden atamazsınız. Olumsuz ya da olumlu her türlü fikir bizlerle beraber gelecek ve bu bizi özel hayat ve iş hayatımız gibi çeşitli platformlarda etkileyecektir. Olumlu bir iletişim ve etki sağlarsak bu bize artı bir değer katacak ve insanların sempati duyduğu kişiler olmamızı sağlanacaktır.

İyi bir izlenim sağlamak için dikkat edilmesi gereken adımları aşağıda derledik.

Az ve öz konuşmalı

İnsanlarla iletişim kurarken çoğu kişi nasıl davranacağını bilemez. İyi bir izlenim çatısı oluşturmak için sürekli bir konuşma halinde olurlar. Fakat bu yanlış bir yoldur. Sürekli kendimizden, hayatımızdan bahsetmek ve karşı tarafa söz hakkı vermemek onu önemsiz gördüğümüzü gösterir. İletişimimizi karşıya dönük olarak gerçekleştirmeliyiz. İki yönlü iletişim kurmalı ve geribildirime önem vermeliyiz. Eğer böyle bir iletişim kurarsak gün sonunda hatırlanır oluruz.

Profesyonel görünmeli

Mevlana “insanlar kıyafetleriyle karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.” demiştir. İlk fikirlerimiz kişilerin kıyafetleri ve görüntüleriyle oluşur. Bu yüzden temiz, ütülü ve düzgün bir görüntüye sahip olmalıyız. Profesyonel bir görüntüye sahip olmak kişiler de olumlu bir fikir uyanmasını sağlar. Bakımlı ve itinalı bir görüneme sahip olmalıyız. Bu adımlara dikkat edildiğinde insanlar bize güven ve saygı duyacaktır.

Beden dilini doğru bir şekilde kullanmalı

Ağzımızdan çıkan sözler kadar vücudumuzda insanlara bir şeyler anlatır. Konuşurken ister istemez yüz mimiklerimizi kullanırız. Ruh halimiz yüzümüze yansır. Mutsuz biriyle kimse diyalog kurmak istemez. İletişimimizi olumlu yönde ilerletmek istiyorsak güler yüzlü olmalıyız. Bu ifade kişilerde sempati uyandırır ve olumlu bir enerji verir. Enerjik ve pozitif olmak sizi hatırlanır kılacaktır.

Kişilere ismiyle hitap etmeli

İletişimin belli başlı önemli noktaları vardır. Bu noktalardan en önemlisi göz kontağıdır. Kişilerle konuşurken göz temasında bulunmalıyız. Ve hitap ederken kiminle konuşuyorsak ismini kullanmalı, onu önemsediğimizi göstermeliyiz. Bu davranış karşı tarafa “sendeyim” mesajı verecektir.

Girişimcilik tarihine adını altın harflerle yazan, birçok insanın almaya korktuğu riskleri alıp büyük başarılara imza atan insanların hayatları, büyük hayalleri olan girişimciler için ilham kaynağı olabilir. “ Muhteşem bir fikrim var” diyorsanız, girişimcilik yolunda emin adımlarla yürüyebilmeniz için ihtiyaç duyduğunuz motivasyonu beyaz perdede bulabilirsiniz. Facebook, Apple ve McDonald’s gibi önemli markaların kuruluş hikayelerini sizin için derledik.

Social Network (Sosyal Ağ)

Girişimcilik denildiğinde akla ilk gelen filmlerden biri olan Social Network, tüm dünyayı etkisi altına alan sosyal medya platformu Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’ in hayatına odaklanıyor. Facebook’un temellerinin nasıl atıldığını merak ediyorsanız hiç kaçırmayın deriz.

Steve Jobs

Teknoloji devi Apple’ın kurucusu olan Steve Jobs’un hayatının anlatıldığı bu filmde, Apple’ın ve Macintosh’un gelişimden kişisel anılarına kadar Steve Jobs’un  hayatındaki dönüm noktalarını anlatıyor.

The Founder

Dünyanın her yerinde şubesi olan ünlü restoran zinciri McDonalds’ın kuruluş hikayesini merak ediyorsanız, The Founder’ı izleyerek bu merakınızı giderebilirsiniz. Yeme – içme sektöründe yeni bir akım başlatan McDonalds’ın zaman içinde nasıl dünyanın en büyük fast food zincirinin sahibi haline geldiğine çok şaşıracaksınız. Ray Kroc’un bu yoldaki kararlılığı fazlasıyla hayranlık uyandırıcı.

Joy

Yol ne kadar zorlu olursa olsun pes etmemenin günün sonunda size neler kazandırdığını anlatan harika bir film ile devam edelim. Joy,  henüz küçüklüğünden itibaren hayal gücü çok gelişmiş olan, yeni icatlar üretme peşinde bir kızdır. Yaşadığı zorluklara, hayatında hiçbir şeyin yolunda gitmemesine rağmen Joy, yarım bıraktığı hayallerinin bir noktasından tutmak için kolları sıvar.

Pursuit of Happyness (Umudunu kaybetme)

Çok inandığı bir ürün satmadığı için evini, karısını ve parasını kaybeden bir adamın hayatta kalma mücadelesinin anlatıldığı film, iş dünyasının acımasız rekabetini gözler önüne seriyor.  Her şey ters gidebilir, hayallerinize kimse inanmayabilir, ama kendinize olan inancınızın size neler kazandıracağını tahmin bile edemezsiniz.

The Aviator (Göklerin Hakimi)

Bazı insanlar sadece hayal kurar bazılarıysa o hayalleri gerçekleştirir. Havacı ve aynı zamanda bir yönetici olan Howard Hughes’in kariyer yolculuğunu anlatan biyografik bir film. Onu bu kadar muhteşem yapan ve rakiplerinden bir adım öteye taşıyan şey mükemmeliyetçiliğidir. Rakip şirketlerden karşılaştığı bütün zorluklara kadar yol boyunca başarma azmine tanık olacaksınız.

Startup.com

İnternet girişimi üzerine fikirleri olanların mutlaka izlemesi gereken bir belgesel var sırada. İki hevesli girişimcinin sıfırdan kurdukları GovWorks.com adlı şirketin kuruluşunu anlatıyor. İş ortakları arasında çıkan çatışmalardan yatırım bulma sürecinde çekilen sancılara kadar birçok girişimcinin çıkarması gereken derslerle dolu.

İkna kavramı, aralarında tarihin en büyük düşünürlerinden olan Aristo’nun da bulunduğu birçok bilim insanının ve filozofun üzerine kitaplar yazdığı bir konu olmuştur. Bu kadar üzerinde düşünülmesinin sebebi ise bu kavramın biz insanların elinde güçlü bir araç haline gelmesi. Hayatımızın her alanında bu beceriye ihtiyaç duyuyoruz. İş yerinde nasıl göründüğünü soran arkadaşınıza çok şık göründüğünü söylerken, küçük çocuğunuzun sağlıklı yemek yemesi için çabalarken ya da çok iyi olduğunu düşündüğünüz bir fikri müşterilerinize kabul ettirmeye çalışırken ikna yeteneğiniz sizin için en güçlü araç haline geliyor.

Sanayileşmenin hız kazanmasıyla beraber ortaya çıkan ürün çeşitliliği her tür pazarda rekabeti de artırmış oldu. Kurumlar ve markalar müşterilerini, kendilerini seçmeleri konusunda ikna etmek zorunda kalmaya başladılar. Bu da sektörlerde ikna yeteneği yüksek olan çalışan ihtiyacını doğurdu. Özellikle yeni dönemde teknolojinin her dakika gelişmesi, ürün çeşitliliğinin artık sayamayacağımız derecede çok olması hepimizi ikna becerimizi geliştirmeye itti. Artık sadece iyi ürün çıkarıyor olmamız ya da iyi bir hizmet veriyor olmamız yetmiyor. Hedef kitlemizi bizi seçmesi için ikna etmemiz gerekiyor. Bu noktada ikna kabiliyetimiz ne kadar gelişmişse o kadar kârlı duruma geliyoruz.

Hangi bireylere ya da gruba nasıl hitap edeceksiniz?

İkna edeceğiniz bireyleri veya kitleyi en iyi şekilde analiz edip onlara göre bir hitap şekli belirlemelisiniz. Kitlenizin bütün özelliklerini öğrenmeli ve stratejinizi buna göre planlamalısınız. Hitap edeceğiniz kitlenin ya da bireyin hangi cümlelerden etkileneceğini, hangi değerlerine dokunursanız sizle yakın bir iletişime geçeceğini önceden bilir ve buna göre hareket ederseniz ikna etmeniz oldukça kolaylaşır. Bunun için bolca insan ve kültür tanımalı ve onların bütün karakterlerini analiz etmelisiniz.

Göz teması kurmaya özen gösterin

İkna edilecek bireylerle ya da kitleyle yüz yüze iletişim kurmak çok önemlidir. Sizin kendinizden emin, özgüvenli bakışlarınız karşı tarafta da güven uyandırır ve ikna olmayı kolaylaştırır. Öncelikle kendi özgüveninizi artırmalısınız. Bunun için empati yapmayı öğrenin, bolca egzersiz yapın, gülümsemekten hiç vazgeçmeyin ve her zaman dik durun.

Beden dilinizi kullanmayı öğrenin

Farkında olmasanız bile her hareketiniz karşı tarafın bilinçaltına bir mesaj olarak gider. Bu sebeple etkili beden dili ikna etmenin temel yapı taşlarından biridir. Bununla ilgili kurslara gidebilir ya da kitaplardan yardım alabilirsiniz. Kelimelerinizde ki özgüven jest ve mimiklerinizle desteklendiğinde karşı taraf ikna olmaya çoktan hazır olacaktır.

Anlaşılır cümleler kullanın

Cümleleriniz etkili olsun ancak karmaşık olmasın. Ne demek istediğiniz rahatça anlaşılsın. Etkili konuşma demek karışık ve anlaması güç cümleler kurmak, anlaması zor kelimeler kullanmak demek değildir. Edebiyat yönünüz oldukça güçlü olmalı. Hemen her konudan kitap okumalı, kelime dağarcığınızı ve betimleme yeteneğinizi geliştirmelisiniz.

 Sabırlı olmayı öğrenin

Sabırlı olmak ikna etmenin temelini oluşturur. İkna etmek bir süreçtir. Sabırla, düzgün diksiyonunuzla ve özgüveninizle konuşmalısınız. Anlatmak istediğiniz konuyu sakince anlatmalı ve karşı tarafa anlaması için zaman tanımalısınız.

 

 

Son dönemde teknolojileri oldukça gelişen, farklı kullanım alanları ve sundukları teknolojilerle günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olan giyilebilir akıllı teknolojiler, tüketici elektroniği pazarını şekillendirmeye devam ediyor. Yeni kuşağın dijital oyuncakları olarak da ifade edilen bu teknolojiler, aksesuar ya da kıyafetin bir parçası olarak giyilebilen tüm teknolojik ürünlerin tamamını kapsıyor. Ürün çeşitliliği açısından zengin olan bu cihazlarda hareket takip ekipmanları ve akıllı saatler ise en çok öne çıkanlar arasında. Fitness bileklikleri, akıllı saatler, kablosuz kulaklıklar, sağlık parametrelerini ölçen ürünler, artırılmış gerçeklik gözlükleri en sık tercih edilenler… İşte geleceği şekillendirecek giyilebilir teknolojilerden birkaç tanesi.

Apple Watch 6 serisi geliyor

Giyilebilir akıllı teknolojik ürünlerde akıllı saatlerin pazar payının büyük bir bölümünü alacağı öngörülüyor. Dolayısıyla büyük firmalar ve markaların da bu yöndeki çalışmaları büyük bir titizlikle devam ediyor. Watch OS işletim sistemine sahip Apple’ın akıllı saatleri ilk defa 9 Eylül 2014 tarihinde Apple’ın CEO’su Tim Cook tarafından tanıtılmıştı. 2015 yılında satışa sunulan ürün günümüzde dördüncü serisi ile tüketici karşısında. 2021 yılında ise Apple Inc. şirketinin pazarı domine etmek açısından Apple Watch 6 serisini piyasaya süreceği düşünülüyor. Uzman yorumları ve tüketici istekleri göz önüne alındığında Apple Watch 6 serisinin bir hayli donanımlı olması bekleniyor. Daha ince bir form ile tüketicinin beğenisine sunulması beklenen ürün, önceki ürünlere nazaran daha uzun pil ömrüne ve kablosuz şarj özelliğine sahip olacak. Ayrıca müzik ve film depolama alanlarının artırılması da diğer beklentiler arasında yer alıyor.

Kablosuz kulaklıklar yine trend olacak

Son dönemlerde kulaklık pazarında tüketicilerin bluetooth tabanlı kablosuz kulaklıkları tercih ettiğine şahit oluyoruz. 2021 yılında kablosuz kulaklıklar yine trend olacak. Başta Marshall, Beats ve JBL olmak üzere büyük ses teknolojileri markaları kulaklık piyasasını canlandıracak. Yeni kulaklık modellerindeki en kritik nokta ise pil ömrü. Önceki serilere göre daha uzun pil ömrüne sahip, daha hafif ve yük olmayan, daha yüksek ses ile müzik dinleme imkânı sunan kulaklıkların tüketiciler tarafından bu yıl da tercih edileceği öngörüler arasında yer alıyor.

Saat ile temassız ödeme

Garmin Fenix 5 ve Garmin Fenix+’dan sonra Garmin firmasının bu yıl Fenix serisinin 6’ıncı ürününü piyasaya süreceği düşünülüyor. Garmin Fenix 6 serisinin akıllı bildirimler, harita ve konum sistemleri, temassız ödemeler ve müzik depolama özelliklerinin yanı sıra kişi sağlığı için veriler depolaması da bekleniyor. Gelişen finansal teknolojiler, IoT sistemleri ve akıllı ürünler teknolojileri göz önüne alındığında tüketicilere sunulan tüm bu özellikler önümüzdeki yıllarda daha fazla önem arz edecek.

Arttırılmış gerçeklik güneş gözlüklerinde

Attırılmış gerçeklik ile güneş gözlüklerini birleştirmeyi amaçlayan Bose çerçeveleri 2019 yılının en iddialı ürünlerinden biri olarak ön plana çıkıyor. İlk etapta görüntüden daha çok ses üzerine odaklanan ve ilerleyen yıllarda görüntü teknolojilerini iyileştirmeyi amaçlayan bu çerçeveler güneş gözlüklerine yerleştirilecek. Gündelik kullanım ile arttırılmış gerçeklik deneyimi bu sayede bir araya gelecek.

 

 

Farklı alanlarda, yeni ve inovatif fikirler ışığında, yepyeni ve büyük hayallerle kurulan ve kısa sürede büyüyerek kendi bulunduğu sektörde değişiklik yaratacağını iddia eden birçok girişim, daha yolun başında yaptıkları yanlış hareketlerle havlu atabiliyorlar. Son yıllarda hızla çoğalan ve hemen hemen her alanda karşımıza çıkan bu girişimler, daha ilk aşamada karşılaştıkları olanca sorun ve bunlara karşı nasıl davranacaklarını bilememenin verdiği deneyimsizlikleri sebebiyle yıkılabiliyorlar. Yeni bir girişimin yaptığı ve sonuçları zaman zaman çok kötü olabilen kusurlu hareketlerden bazılarını sizler için derledik.

İş fikriniz gerçekten gerekli ve uygun mu?

Girişimcilerin en sık yaptıkları hataların başında adım attıkları ve fark yaratacaklarını düşündükleri alanda, sahip oldukları ve geliştirdikleri iş fikrine gerçekten ihtiyaç olup olmadığını sorgulamamaları geliyor. Birçok girişimci, hayalleri ile çıktıkları bu yolda adım attıkları sektörün durumunu, rakiplerini, potansiyeli, tüketici davranışlarını vb. birçok alanı düşünmüyor, araştırmıyor ve sorgulamıyor. Bu yüzden de işe başladıktan bir süre sonra kendilerini büyük ve dalgalı bir denizin ortasında, küçücük bir sandalda buluyorlar.

Profesyonellerden destek almamak

İş fikriniz iyi, hayalleriniz gerçekçi, planlamanız doğru ve yatırımlarınız sağlam olabilir ancak her ne iş yapıyorsanız yapın, bununla ilgili profesyonellerden destekler almalısınız. Bir girişimin ilk aşamasında da farklı konularda uzman kişilere danışarak onların size yol göstermesini istemeli, dinlemeli ve kendi yolculuğunuzu buna göre şekillendirmelisiniz. Aksi taktirde daha yeni büyümeye başlayan fidanınızla ilgili nasıl bir büyüme yolu çizeceğinizi kestiremeyebilirsiniz.

Ekibi doğru kuramamak

Birçok girişim, insan kaynaklarını doğru yönetemedikleri için kısa bir süre içerisinde ya çok hızlı büyür ya da yavaş kalır. Bu da kısa bir süre sonra girişimin hayal edilen noktadan çok uzakta olmasını sağlayabilir. Girişiminizi oluştururken dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri de ekiplerinizi doğru kişilerden kurmanız ve optimum bir hızda istihdam yaratmanızdır. Daha ilk adımda gereğinden fazla insanı işe alırsanız bir süre sonra büyük bir verimsizlikle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Sadece ürüne odaklanmak

Birçok girişimci kurduğu yeni sistemde çoğu zaman sadece ürün ya da hizmetine odaklanır ve çoğu zaman bunu destekleyecek ve gelişimini sağlayacak diğer alanları çok görmez. Ürün ve hizmet önemlidir ancak bu işin finansı, pazarlaması, satış stratejileri, insan kaynağı, dağıtımı, depolaması vb. birçok alandaki kurgunun da çok iyi yapılması gerekmektedir. Özellikle birçok startup, her şeyi düşünür ancak satış ve pazarlama stratejisini çok iyi kurmaz. Bu sebeple de işi daha başından batırabilir.

 

 

İş hayatının en önemli parçalarından biri olan ve gün içerisinde işe ayrılan vaktin büyük bölümünü alan toplantılar,  doğru planlama yapılamaması ve zaman yönetimi konusundaki eksiklikler nedeniyle çoğu zaman oldukça verimsiz geçebiliyor. Çalışanların verimliliği, ofis ortamının düzenli işlemesi, şirketin başarısı ve günlük iş akışının doğru yönetilmesi için büyük önem taşıyan toplantılarınızdan birkaç maddede çok daha iyi sonuçlar elde edebilecek konuma getirebilirsiniz. Toplantılarınızı daha verimli hale getirmenin 5 yolunu bu yazımızda bulacaksınız.

İyi bir planlama her şeydir

İş hayatının genelinde, her ne iş yapıyorsanız yapın başarının sırrı iyi bir planlamadan geçer. Bu durum, günün büyük kısmını kaplayan toplantılar için de geçerlidir. Toplantınızın gününü, saatini, içeriği, akışını ve kimlerin katılacağı çok iyi planlayıp her bir katılımcıya önceden haber vermelisiniz. Bu sayede toplantıya katılanlar hem önceden hazırlanma şansı elde edecekler hem de kendi iş akışlarını bölmek zorunda kalmayacaklardır.

Gündemi ve akışı çok net şekilde oluşturun

Genelde iş toplantılarında konu konuyu açar ve bütün şirket tek bir amaca doğru hizmet ettiğinden toplantı gündemi bir anda başka bir alana doğru kayabilir. Bunu önlemek için toplantıda gündeme gelecekleri önceden çok iyi bir şekilde netleştirin. Toplantı akışını oluşturun ve herkesle önceden paylaşın. Hatta yapabiliyorsanız her bir madde için zaman sınırlaması da koyun.

Zamanında başlayın ve zamanında bitirin

Genelde ülkemizde çok sık görülmeyen bir şeydir, her şey ya geç başlar ya da geç biter. Bunun önüne geçmek ve toplantılarınızdaki verimliliği artırmak için toplantı saatlerinize katı şekilde uyun. Toplantı katılımcılarının ve sizin günlük iş akışının dışını çıkılmasına izin vermeyin.

Herkese söz ve zaman verin

Eğer bir arkadaşınızı toplantıya çağırıyorsanız, toplantı gündemi ile ilgili onun da söyleyecek ya da katkıda bulunacak bir şeyi olduğunu düşünüyorsunuzdur. Eğer gerçekten böyleyse toplantıya katılan herkese söz vermeli ve kendi alanı, konusu hakkında bir şeyler söylemesi için zaman tanımalısınız.

Değerlendirme ve rapor atmayı unutmayın

Toplantıda her ne konuşuyorsanız konuşun, mutlaka sonrasında bir rapor ya da değerlendirme çıkartarak bunu herkesle paylaşın. Toplantı sırasında gündeme gelen konular ve bunlarla ilgili alınan kararlar uzun vadede tekrar konuşulacağından her şeyin yazılı olarak herkese ulaştığından emin olun. Bunu yapmanızdaki ikinci bir amaç ise toplantı içeriği ile ilgili olarak herkese görevlendirmeler yapmaktır. Atacağınız bilgilendirme ve toplantı notu sayesinde bir sonraki aşamaya kadar kim, ne yapması gerektiğini görecek ve buna göre çalışmalarını yapacaktır.