Author

Pelin Sevbüsen

Browsing
< 1 Dakika okuma süresi

Nöro Pazarlama (Neuromarketing): İnsanın beynindeki satın alma algısını baştan sona inceleyen araştıran ve kullanıcıyı o ürüne yönlendirebilen bir pazarlama yöntemidir. Fark etmeden verdiğiniz tepkileri, ‘karasız kaldığınız ürünler arasında tercih yaparken daha yakın hissettiğiniz ve beğendiğiniz ürüne bakarken göz bebeklerinizin büyümesi.’ veya ’duyusal anlamda fark etmeden reklamlardan etkilenmeniz.’ gibi durumları inceler. İnsan beynine girmede en etkili yöntemler fMRI ve EEGdir. Bu yöntemler tüketicinin reklamları izlerken beyinde hangi bölgeyi aktifleştirdiğini tespit etmektedir.

Her gün daha da dijitalleşen bir toplum olarak ister istemez birçok reklama, uygulamaya, görsele, satın almaya, yönlendirmeye maruz kalıyoruz/bırakılıyoruz. Son aylarda evlerimizde daha çok vakit geçirdiğimiz için online alışverişi sıkça kullanmaya başladık bu da dijitalleşmemizin bir parçası olarak görülüyor, peki dijitalleşme nöropazarlamaya nasıl bir katkı sağlıyor?

Görsel ve duyusal açıdan bizi ürüne teşvik eden reklamlara kolaylıkla erişim sağlayabiliyoruz, kullandığımız uygulamalar veya mağazaya gittiğimizde ürünün kodunu okutarak kaç adet kaldığından bedenine kadar sorgulatıp hiç aramaya gerek bile kalmadan işlerimizi kolaylıkla ve hızlı bir şekilde halledebiliyoruz. Bu olanaklar bizleri ürünlere, reklamlara ve markalara olan duygusal bağı güçlendiriyor.

Dijitleşme sosyal hayatımızda zaman ve maddi açıdan kolaylık sağlarken markalar içinde oldukça faydalı bir etki oluşturuyor. Müşteri analizlerini ve potansiyel müşteri bulmalarını bir hayli kolay hale getiriyor. Elde edilen veriler müşterinin hangi ürüne yöneleceğini, hangi ürünle ilgilendiğini veya hangi ürünü aradığını tespit ederek o marka ve ürünü tekrar ve tekrar karşısına çıkararak ürüne yönlendirmeyi ve satın alımı sağlıyor. Bu ulaşılması kolay veriler sayesinde markaların müşteri analizleri daha da kolay hale geldiğinden dijital sisteme olumlu ve geliştirilmesi yönünden bakılıyor.

Yeni bir şeyler keşfetmek için ve değişen dünyaya ayak uydurmak için Ready For Change platformuna seni de bekliyoruz.

2 Dakika okuma süresi

Yeni bir okula, yeni bir işe başlarken ya da bir yarışmaya hazırlanırken hep hayal kurarız. Başardığımızı hayal ederiz. Başardığımızda nasıl hissedeceğimizi hayal ederiz. Hayal etmek bir şeyin olabilme ihtimalini gösteren ilk adımdır. Hayal gücü hepimize verilmiştir ancak çok azımız bu gücü tam anlamıyla kullanmayı başarmıştır. Dikkatle bakıldığında bunu başaranların çoğunun hayal kurmaktan hiç vazgeçmeyen girişimciler olduğunu görüyoruz.

 Hayal edebildiğin her şey gerçektir (Pablo Picasso)

Bir girişimcinin ilk basamağı hayal etmektir. Aklına gelen fikrin hayata nasıl geçireceğinin hayalini kurabildiği takdirde o artık gerçek olmuştur. Aklımıza gelen her şey önce hayalimizde şekil bulur sonra aklımızda oluşan o şekli hayata geçirmek için adımlar atarız.

 Çalışmak hayat düşünmek ışıktır (Victor Hugo)

Bizler ışık olmadığı takdirde karanlıkta ne kadar ilerleyebiliriz? Yolumuzu kaybetmeden ne kadar devam edebiliriz? Bu yüzden her şeyden önce hayal kuruyoruz sonra o hayalimizi yolumuza ışık yapıyoruz. O ışık sayesinde önümüzde olan engelleri görüp onlara takılmadan yürüyoruz. Bir hayalin nasıl ışık yapılacağını öğrendiğiniz zaman girişimcilik yolunda adımlar atmaya başlıyorsunuz.

 Kendinizi o işi yapıyormuş gibi düşleyemediğiniz hiçbir şeyi başaramazsınız (Steve Chandler)

En önemli şey kendinizi düşlediğiniz fikrin içinde tam olarak hayal edebiliyor musunuz? Cevabınız evetse girişimci olmaya bir adım daha yaklaştınız. Kulağa her ne kadar normal değilmiş gibi geliyorsa da aslında her ince ayrıntıyı hayal ediyor olmak oldukça normal. Bu fikrinize ne kadar inandığınızı gösterir. Bir girişimci için fikrini en ince ayrıntılarıyla hayal edebiliyor olmak doğru yolda olduğunun göstergesi durumundadır.

 Geçmişten çok geleceği düşünmeliyiz, çünkü bundan sonra orada yaşayacağız (Thomas Browne)

Çoğu girişimci başarıyı yakaladığında arkalarında birçok başarısızlıkla sonuçlanmış girişim bırakıyor ancak geçmişte yaşadıkları başarısızlıklara takılı kalmayarak hep geleceği hayal ederek sonunda başarılı girişimlerini buluyorlar. Bunu vücudunuzu esnetmeye çalışmak gibi düşünebilirsiniz. İlk zamanlar vücudunuz oldukça katı olur ve hareketleri tam anlamıyla yapamazsınız ancak düzenli ve yılmadan devam ettiğiniz takdirde hiç zorlanmadan bütün hareketleri rahatça yapabilir olduğunuzu görürsünüz. Girişimcilik de tam olarak bu demektir. İlk girişimlerinizde başarısızlıklar olabilir ama yılmadan yenisini hayal edip çalışmaya devam ederseniz kendinizi hayal ettiğiniz işin içinde bulursunuz.

Yeni bir şeyler keşfetmek için ve değişen dünyaya ayak uydurmak için Ready For Change platformuna seni de bekliyoruz.

 

2 Dakika okuma süresi

Aynı anda birden fazla işle meşgul olmak stres ve kaygıyı arttırırken, diğer taraftan başarı ve verimlilik oranını da düşürüyor. Dikkat dağınıklığı ve odaklanamama sorunları yaşamamak adına hayatımızı bir nebze de olsa yavaşlatmamız gerekiyor. Hayatı yavaşlatmanın 7 basit yolu hepimize iyi gelecek.

Acele etmekten kaçının

Hayatınızı yüksek tempoda yaşamanız, bir süre sonra fiziksel ve psikolojik olarak yıpranmanıza neden olacaktır. Dolayısıyla sosyal veya iş yaşamınızda kontrolü olabildiğince elinize almalısınız. Yaşadığınız süreçlerin her aşamasının hakkını vermeli ve anın tadını çıkarmalısınız.

Dijital detoks yapın

Günün yorgunluğunu ve stresini atmak için dinlenmeye başladığınızda kendinize ayırdığınız bu zamanı daha verimli kılmak adına akıllı cihazlarınız ile aranıza mesafe koymalısınız. Ruhunuzun ve bedeninizin eşit miktarda dinlenmesi gerektiğini unutmayın.

Aynı anda birden fazla iş yapmayın

Hayatınızı yavaşlatmanız için aynı anda birden fazla işe elinizi atmaktan kaçınmalısınız. Bu sayede hem yaptığınız işin hakkını vereceksiniz hem de odaklanma noktasında çeşitli sorunlar ile karşı karşıya kalmayacaksınız. Gerçekçi olmalısınız ve yaptığınız işe yeterli zamanı ayırmalısınız. Ancak kimi durumlarda işlerimiz beklediğimiz gibi gitmeyebilir.

Kendinize zaman ayırın

Gün içerisinde kendinize zaman ayırmaya dikkat etmelisiniz. Bunun yanı sıra özellikle de evinizde kendinize ait özel bir alanınızın olmasına, eğer yoksa bu alanı oluşturmaya önem vermelisiniz. Böylece hayata dair perspektifiniz ve motivasyonunuz olumlu anlamda değişecektir.

Yeteri kadar uyuyun

Hayatın zorlu temposuna yetişmek için pek çok zorunlu ihtiyacımızdan feragat etmek durumunda kalıyoruz. Uyku da bu ihtiyaçlarımızın başında geliyor. Hayatınızı yavaşlatmak istiyorsanız kesinlikle yeteri kadar uyumalısınız. Aksi takdirde gün içerisinde yaşadığınız olaylar kontrolünüzün dışında gerçekleşecektir.

Gününüzü planlayın

Hayatınızı yavaşlatmanın en önemli kurallarından biri de zamana hâkim olmaktır. Gününüzü ve zamanınızı planlayın ve kendinize gün içerisinde kafanızı toplayabileceğiniz kısa zaman dilimleri ayırın. Bu sayede hem iş yükünüzü önemli ölçüde azaltacaksınız hem de daha başarılı bir birey olarak hayatınızı sürdüreceksiniz.

Güne erken başlayın

Zaman kazanmanın ve hayatı yavaşlatmanın bir diğer yolu da güne erken başlamaktır. Rutin saatinizden 15 dakika daha erken kalkarak kendinize zaman ayırmalısınız. Öte yandan iş randevularınıza ve toplantılarınıza erken gitmeye özen göstermelisiniz. Bu şekilde sakinliğinizi korur, endişenin önüne geçer ve telaşsız bir gün geçirirsiniz.

 

 

2 Dakika okuma süresi

Teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştırdı. Özellikle pratik kullanıma yönelik bazı dijital araçlar birçok açıdan bizlere çok ama çok fazla yardımcı oluyor. İşlerinizi kolaylaştıracak bu faydalı dijital araçları sizler için derledik.

Bitly.com

Bitly.com bir URL kısaltma servisidir. Bitly.com ile kısalttığınız linkeri karakter sınırlaması olan mecralarda kullanabilirsiniz.

Canva

Canva ile ekstra programlara veya uygulamalara gerek kalmadan, yalnızca web sitesi üzerinden hazır taslaklar ile çeşitli tasarımlar yapabilirsiniz.

Dropbox

Dropbox bulut tabanlı bir depolama servisidir. Ayrıca Dropbox depoladığınız dokümanları istediğiniz kişiler ile paylaşma olanağı da sağlıyor.

Eventbrite

Eventbrite bir etkinlik ve bilet yönetim uygulaması olarak karşımıza çıkıyor. Online veya offline etkinliklerinizi bu site üzerinden yönetebilirsiniz.

Freepik

Freepik içerisinde yer alan binlerce fotoğraf, vektör ve illüstrasyon ile tasarımcıların oldukça fazla işine yarayacak formatlarda çözümler sunuyor.

Google Analytics

Ücretsiz bir Google servisi olan Google Analytics, web sitenizin trafik akışını ölçümlemenize ve trafik akışını belirli zaman aralıklarına göre karşılaştırmanızı sağlıyor.

Google Formlar

Google Formlar çeşitli anketler oluşturabileceğiniz bir anket yönetim uygulaması. Bu uygulama sayesinde gerçekleştirdiğiniz anketlerin verilerini anında görebilirsiniz.

IGTV Loader

IGTV Loader, IGTV’ye canlı yayınlar da dahil olmak üzere yüklediğiniz tüm videoları indirmenizi sağlıyor ve bu sayede videolarınız diğer sosyal medya mecralarında paylaşmanıza olanak sağlıyor.

I Love PDF

I Love PDF herhangi bir uygulamaya gerek kalmaksızın dokümanlarınızı farklı formatlara çevirmenize yardımcı oluyor.

Kahoot

Kahoot uygulaması ile öğrencilerinize, çalışanlarınıza veya hedeflemek istediğiniz kitleye yönelik anketler hazırlayabileceğiniz bir soru-cevap platformu.

MailChimp

Pazarlama otomasyon platformu ve e-posta pazarlaması olan MailChimp, iş dünyası açısından oldukça önemli programlar arasında yer alıyor.

Screenshot Guru

Screenshot Guru ekran görüntüsü almak istediğiniz tüm arayüzün ekran görüntüsü yüksek piksel kalitesi ile sunuyor.

Slack

Slack bulut tabanlı bir ekip içi iletişim ve iş birliği uygulaması. Bu uygulama ile e-mail yoğunluğunun önüne geçebilirsiniz.

Wetransfer

Wetransfer’in ücretsiz versiyonu ile 2 GB’a kadar ücretsiz veri transferi yapabiliyorsunuz. Ayrıca programın premium versiyonu ile 20 GB’a kadar kesintisiz dosya aktarımı yapmak da mümkün.

Zoom

İş dünyasında en fazla talep gören programlar arasında yer alan Zoom, online toplantı veya seminer düzenleyebileceğiniz bir video konferans uygulaması.

< 1 Dakika okuma süresi

Son yıllarda adını sıklıkla duyduğumuz kavramlardan biri melek yatırım. “Melek” isminden de anlaşılacağı üzere, bu yatırım türü, büyüme potansiyeli olan girişim ve girişimlere, maddi ve akıllı sermaye ile ortak ve destek yatırımı yapılması anlamına geliyor. Peki, melek yatırım almak isteyenler nelere dikkat etmeli? Öncelikle hangi engelleri ortadan kaldırmalı?

Yenilikçi olun

Girişim faaliyetlerinin sonunda ortaya çıkacak ürün veya hizmeti satın alacakların olması, o girişimin başarısını gösterir. Bu nedenle girişimcinin herhangi bir girişimde bulunmadan önce fikirden tasarıma, tasarımdan ürüne, üründen son kullanıcıya kadar olan süreçler hakkında yeterli bilgiye veya farkındalığa sahip olması gerekir. Tüm bunların yanı sıra girişimin faaliyet noktasının yenilikçi özellikte olması önemlidir. Girişim ya yeni özellikler taşımalı ya da var olan bir duruma farklı bakış açışıyla yaklaşıyor olmalıdır.

Kişisel özelliklerinize güvenin

Girişimcinin kişisel özellikleri melek yatırım sürecinde öne çıkan noktalardan biridir. Girişimcinin uygulama becerileri, liderlik potansiyeli, açık fikirliliği, mevcut sektöre ve dinamiklere hakim olması melek yatırımcılar tarafından aranan önemli kriterlerden bazılarıdır.

Detaylı iş planınızı hazırlayın

Yeni iş fikrinin iş planının tüm aşamaları kapsayacak şekilde eksiksiz olarak tamamlanmış olması gereklidir. Ayrıca girişimin iş hedefleri net bir şekilde ortaya konulmalıdır. Müşteriler, iş ortakları gibi sürece dahil olacak tüm bileşenlerle detaylı görüşmelerin yapılması ve iş birliklerinin oluşturulması da önemlidir.

Ortak akıldan faydalanın

Girişimcilerin yaptıkları en büyük hatalardan biri iş fikrini destekleyecek kişilerden ve oluşumlardan yararlanmamaları ve tüm iş süreçlerini kendilerinin halletmeye çalışmalarıdır. Melek yatırımcıların karşısına çıkarken iş fikrini ileri seviyelere taşıyacak pazarlama, satış, siber güvenlik, müşteri ilişkileri vb. konulardaki partnerler de mutlaka vurgulanmalıdır.

Girişiminizin büyüme potansiyeli taşıdığını gösterin

Girişimin mali planı net bir şekilde yapılmış ve büyüme potansiyeli belirlenmiş olmalıdır. Büyüme ve yaygınlaşma potansiyeli olmayan girişimlerin melek yatırımcı desteği alması mümkün değildir. Dolayısıyla girişiminizin büyüme potansiyeli taşıdığını, yatırım yapılabilecek bir girişim olduğunu gösterin.

4 Dakika okuma süresi

Fırından çıkmış sıcacık ekmekler, mis gibi çikolatalı pastalar, abur cuburlar, açma börekler, daha neler neler… Sosyal medyada arz-ı endam eden bunca bol kalorili story ve rengarenk iştah açıcı ana sayfa gönderisinin arasında tek tük “Haydi bakalım, spor yapıyoruz” çabası! Pilates topu ve yoga matı videoya alınırken ekrana yansıyan, arka sehpadaki sarma ve kısır! Mizahi anlamda çok keyifli malzemeler çıkarsa da, artan tüketim ve evde hareketsiz geçen zaman yavaş yavaş kilo olarak bedenlerimize dönmeye başladı bile.

Uzmanlar pandemi sürecinde evde kalırken, beslenmemize özellikle bağışıklığı güçlendirmek açısından dikkat etmemizi öneriyor. Tabi evde sıkıldıkça karbonhidrat seven bir coğrafya olarak mutfakta maharetlerimizi yarıştırmaya hemen başladık. Diğer yandan fazla hamur işi ve şeker tüketiminin gerekli ve dengeli beslenme sürecini baltalayacağı da bir gerçek. Ready For Change olarak uzmanların görüşleri ve açıklamalarını kaynak alan bir “Karantina’da Beslenme” rehberi hazırladık.

“Eyvah kilo alıyoruz!” nidalarından daha önemli olan “Aman sağlığımızdan olmayalım” söyleminin altını çizmek istiyoruz ve sizi ufak kaçamaklarla bezenmiş daha dengeli bir beslenme dönüşümüne davet ediyoruz. Elimizdeki ekşi mayalı ekmeği yavaşça bir kenara bıraktık ve uzmanların önerilerini hemen şimdi bizler de uygulamaya koyuluyoruz.

Mutfağa giriş çok, hareket yok!

İlk olarak evde kaldığımız süreçte kilo almamızı engelleyebilecek birkaç öneri ile başlayalım:

  • Güne kahvaltıyla başlayın
  • Ara öğünleri atlamamaya özen gösterin
  • Acıkma atakları hissettiğinizde sağlıklı atıştırmalıkları (kuru meyveler, süt ve süt ürünleri, tahıl içeren atıştırmalıklar vb.) tercih edin
  • Taze meyve ve sebze tüketimine özen gösterin
  • Aşırı değil, yeterli karbonhidrat tüketmeye dikkat edin
  • Su içmeyi ihmal etmeyin

Ve en önemlisi:

  • Duygusal açlığınızı fark edin! Acıktığınızda bedeninizi dinleyin ve birkaç derin nefes alın. Gerçekten aç mısınız yoksa canınız sıkkın, üzgün veya keyifsiz hissettiğiniz için mi yemek istiyorsunuz? Cevap ikincisi ise bir süre bir şey yememeyi deneyebilirsiniz. Açlık durumu devam ediyorsa yine tercihinizi sağlıklı besinlerden yana kullanarak veya bol sıvı içeren besinlere yönelerek bu açlık krizini yönetebilirsiniz.

İlk aşamayı başarıyla geçtiysek gelelim bağışıklığı güçlendirmeye:

Türkiye Diyetisyenler Derneği’nin Koronavirüs (Covid-19) Hakkında Beslenme Önerileri

Genel Beslenme Önerileri

Dünya Sağlık Örgütü’nün artık bir pandemi olarak kabul ettiği koronovirüs hastalığı (Covid-19) ülkemizde de önemli bir halk sağlığı tehdidi oluşturmaktadır. Koronavirüsün bulaşmasını tek başına engelleyebilecek veya tedavi edebilecek herhangi bir gıda olmasa da; sağlıklı ve dengeli beslenmenin, fiziksel aktivite ve düzenli uyku ile beraber bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.

  • Karantina Uygulamalarında Sağlıklı Beslenme Önemlidir

Covid-19 ile ilgili bilinen en net uygulama her türlü temasın minimuma indirildiği sosyal izolasyon olduğu için, birçok küresel sağlık kuruluşu herkese olası karantina uygulamalarını da kapsayacak şekilde en az iki haftalık ilaç ve gıda bulundurulmasını önermektedir. Alınacak gıdaların olabildiğince besleyici, raf ömrü uzun ve dayanıklı olması uygun olacaktır. Bu zor dönemi olabildiğince rahat atlatmak için seçilecek gıdaların protein, lif, vitamin, mineral ve antioksidanlardan zengin olması dengeli beslenme yönünden büyük önem taşımaktadır.

  • Sebze ve Meyve Tüketimi Ön Planda Tutulmalıdır

Dayanıklı gıda dendiğinde akla hemen gelmese de; aslında günlük yeterli sebze ve meyve tüketimi her gün ve her öğün sağlanmalıdır. Sağlık Bakanlığı’nın girişimiyle Beslenme ve Diyetetik bölümlerinden uzman hocalarımızın hazırladığı Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nin önerileri bu konuda en güncel kaynaktır. Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde önerilen Sağlıklı Yemek Tabağı’na göre her ana öğünde tabağın bir çeyreği sebzelerden, diğer çeyreği tam tahıl ürünlerinden ve kalan yarısının eşit üç parça halinde meyvelerden, yüksek proteinli gıdalardan (kurubaklagiller, et, yumurta, balık, tavuk, yağlı tohumlar, vb.) ve süt ürünlerinden (süt, yoğurt, ayran, peynir vb.) gelmesi önerilmektedir (Şekil 1). Bunların yanı sıra yeterli su tüketiminin sağlanması ve günlük beslenmede zeytinyağı kullanılması önerilmektedir.

Bu bilgiler ışığında yiyecek alışverişlerinde sebze ve meyveye ağırlık verilmelidir. Taze sebze ve meyvenin bir kısmının daha sonra tüketilmeye ve/veya pişirilmeye uygun miktarlarda dondurularak saklanması da evden uzun süre çıkılamayan durumlarda sağlıklı beslenmenin sürekliliğinin sağlanabilmesi için gereklidir.

  • Mevsime Uygun ve Dayanıklı Sebze ve Meyveler Satın Alınmalıdır

İçinde bulunduğumuz mevsim düşünüldüğünde uzun süre dayanabilecek bazı sebzelere karnabahar, lahana, kabak, brokoli, biber, turp, havuç, patates; meyvelere ise elma, portakal, greyfurt, mandalina, olgun olmayan muz örnek verilebilir. Özellikle narenciye grubu meyveler bağışıklık sistemini destekleyici C vitamininden zengin olduğu için bu meyvelerin tüketimine ağırlık verilmeli, mümkünse yemeklere taze limon sıkılmalıdır. Dayanıklı sebzelerin raf ömrünü uzatmak için yıkanmadan ve kesilmeden buzdolabında saklanmaları gerekmektedir. Bunlara ek olarak kuru meyve, kuru bamya, patlıcan, biber, domates gibi gıdalar da raf ömrü uzun; lif ve mineral kaynağı gıdalar olduğu için evde bulundurulmak faydalı olacaktır.

  • Kuru Baklagiller Her Gün Tüketilebilirler

Oldukça dayanıklı ve besin değeri yüksek bir başka protein kaynağı alternatifi ise kuru baklagillerdir. Yeşil, kırmızı mercimek, nohut, fasulye çeşitleri, barbunya, vb. gıdalar her gün tüketilebilirler. Yalnız, pişirme süresi uzun olabilen bu ürünlerin önceden büyük miktarlarda haşlanıp daha sonra hızlıca pişirilebilecek şekilde buzlukta saklanması kuru baklagillerin tüketimini kolaylaştıracaktır. Konserve olarak da alınabilecek bu ürünlerin evde hazırlanması, konserveden başka alternatifi sınırlı olabilecek ürünler düşünüldüğünde Türkiye’de önerilerin oldukça üzerinde seyreden tuz tüketiminin azaltılması açısından daha uygun olacaktır.

  • Haftada İki Kere Balık Tüketimi Önemlidir

Haftada en az iki defa tüketilmesi önerilen balığın tazesinin bulunamadığı durumlarda donmuş veya konserve ton balığı alternatiflerinin karantina durumlarına karşı evde bulundurulması önerilebilir. Zengin protein kaynakları olan kırmızı et ve kümes hayvanlarının etlerine kıyasla balık, daha fazla yağ içerebilmesine rağmen genel olarak aynı miktardaki kırmızı ve beyaz etlerden daha az enerjiye sahip olduğu için de tüketiminin artırılması gereken yiyeceklerdendir.

  • Kaliteli Hayvansal Protein Tüketimine Yönelik Tavsiyeler

Yumurta ve peynir çeşitleri de uygun koşullarda saklandığında uzun süre dayanabilen kaliteli hayvansal protein içeren gıdalardır. Hastalıklara neden olan virüs ve bakterilere karşı vücudun önemli savunma mekanizmalarından olan antikorların görevlerini yerine getirebilmeleri için her gün yeterli protein alınması gerekmektedir. Bunlara ek olarak probiyotik takviyeli yoğurt ve kefir gibi ürünlerde bulunan faydalı mikroorganizmalar da bağışıklık sistemini destekleyici etkide bulunabildikleri için özellikle bu dönemde sevenlerce tüketilebilir.

  • Tüketimi Sınırlandırılması Gereken Yiyecek ve İçecekler

Bu dönemde tüketilmesi sınırlandırılması gereken yiyecek ve içecekler; kan şekerini hızla yükselten şeker ve şekerli yiyecek ve içecekler, beyaz ekmek de dâhil hamur işi ürünler, işlenmiş et ürünleri, aşırı tuz içeren besinlerdir (hazır soslar, cips gibi tuzlu ürünler, patlamış mısır, tuzlu kurabiyeler, vb.). Enerji içeriği yüksek alkollü içeceklerin de vitamin, mineral emilimini olumsuz etkileyebildiği ve uyku problemlerine yola açabildiği için tüketimi mümkün olduğunca sınırlı olmalıdır. Alkol tüketiminin koronovirüs enfeksiyonunu önlediğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığı gibi, içinde etil alkol yerine metil alkol bulunan sahte içkiler de çok ciddi zehirlenmelere yol açabilmektedir.

  • Yemek Hazırlarken Temizlik ve İyi Pişirmek Önemlidir

Koronavirüsün gıdalarla bulaştığına dair bir bulgu olmasa da gıda hazırlama süreçlerinde temizliğin en üst düzeyde sağlanması, et ürünleri başta olmak üzere; pişen tüm yiyeceklerin yüksek iç sıcaklığa erişmesi yani iyi pişirilmesi oldukça önemlidir.

  • Günlük Yeterli Vitamin ve Mineral Alımı Sağlanmalıdır

Son olarak; yeterli vitamin ve mineral tüketiminin sebze, meyve, tam tahıl ve yağlı tohumlar gibi yiyeceklerle sağlanması esas tercih edilecek yol olsa da; Türkiye’ye Özgü Beslenme Rehberi’nde önerilen “Sağlıklı Yemek Tabağı”na göre beslen(e)meyen kişilerin günlük vitamin ve mineral takviyesi almaları da bu özel geçici dönemde bir alternatif olarak önerilebilir.

Kendimizi daha sağlıklı hissettiğimiz, ruhsal olarak da doğadan özgürce beslenebildiğimiz günlerin bir an önce gelmesini diliyoruz. #evdekal #iyibeslen #yeterliuyu #sağlıklıkal

Kaynak: http://www.tdd.org.tr/index.php/duyurular/69-covid-19-beslenme-onerileri