Yazar

Eda Okçu

Browsing

Sofranıza renk katacak, görüntüsüyle ve tadıyla iştahınızı kabartacak smoothieler son dönemde popüler olmuş durumda. Smoothieler aynı zamanda sağlıklı olmalarıyla beraber dakikalar içinde hazırlanabilen pratik tarifler olarak da bilinir. İşte evde yapabileceğiniz lezzetli smoothie bowl tarifleri.

Çilekli bowl

Evde bulunan malzemelerle bir çırpıda yapabileceğiniz lezzetli çilekli smoothie tarifi için ilk olarak çilekleri bol suda yıkayarak başlayın. Ardından frambuazları ekleyerek, smoothie makinenizde karıştırın içerisine 1 yemek kaşığı bal, 4 yemek kaşığı yoğurt ve 1 yemek kaşığı yulaf ezmesi ekleyerek karıştırın. İşte lezzetli smoothie bowl tarifiniz hazır.

Acai bowl

Sosyal medyada sürekli karşımıza çıkan acai bowl tarifi için gerekli olan malzemeler 1muz, 3-4 adet kırmızı orman meyvesi, 2 yemek kaşığı acai tozu, yarım su bardağı yoğurt ve ceviz sütü. Bunların hepsini smoothie makinenizde karıştırarak bowlarda servis etmeyi unutmayın.

Chia bowl

Chia tohumu neredeyse tüm smoothie bowl tariflerinde karşılaşabileceğiniz sağlıklı bir malzemedir. Bu tarifte de chia tohumunun kullanımını göreceğiz. Tarif için gerekli malzemeler, 1 muz, 1 tatlı kaşığı bal, 5 yemek kaşığı yoğurt, 1 silme yemek kaşığı kakao. Üzeri için 2 yemek kaşığı chia tohumu ilave ederek servis edebilirsiniz.

Muzlu bowl

Hemen hemen her evde bulunan malzemelerle dakikalar içinde yapabileceğiniz nefis bir bowl tarifidir. Doğru kıvamı yakalamak için neredeyse tüm tariflerde muza rastlayabilirsiniz. Bu tarifte de muzun yoğun olarak kullanılacak. Gerekli malzemeler; 1 adet muz, 2 yemek kaşığı süzme yoğurt, 1 su bardağı süt ve 1 yemek kaşığı yulaf ezmesi. Üzeri için 1 adet dilimlenmiş muz. Hepsini karıştırarak dakikalar içerisinde hem sağlıklı hem de nefis smoothie bowl tarifi elde etmiş olacaksınız.

 

 

 

Öncelikle beyaz yakalı işçi, toplumsal sınıf olarak profesyonel, yönetsel veya idari işler yapan kişidir. Beyaz yakalı işler bir ofiste veya başka bir idari ortamda yapılabilir. Tabii ki beyaz yakalı olabilmek için bazı özelliklere sahip olmak gerekir bu özelliklerinden bazıları şunlardır;

Masa başı çalışmaya alışkın olmalı

Beyaz yakalı çalışanlar ofislerde masa başı işinde çalışan kişiler oldukları için bu alanda çalışacak olan insanlar saatlerde masa başında çalışabilmeli. Uzun saatlerce dikkatlerini bir işe vererek fiziksel değil de daha çok zihinsel olarak çalışabilecek durumda olmalılar.

İletişim yönü kuvvetli olmalı

Bir ofiste birçok insanla beraber çalışmak hiç de kolay değildir. Fakat bir beyaz yakalı birden çok insanla beraber çalışabilmeli. Çalışma arkadaşlarıyla iletişim kurup iş hakkında tartışarak, kararlar vererek süreli olarak iletişim halinde olmalı. Bu sebeple iletişim yönü kuvvetli sosyal kişiler olmaları iş hayatında onlara kolaylık sağlayacaktır.

Teknolojiden geri kalmamalı

Beyaz yakalılar çalıştıkları çoğu alanda teknolojiyi kullanıyor. Bu yüzden bir beyaz yakalı kesinlikle teknolojiyle haşır neşir olmalıdır. Çalışma alanına göre kullanılan eşyaları, bilgisayar programlarını kullanmayı bilmelidir. Teknolojiden geri kalmış bir beyaz yakalı iş hayatında çokça zorlukla karşılaşır.

Yeniliklere açık olmalı

Beyaz yakalılar idari ve yönetim kısmında oldukları için yeniliklere açık olmaları gerekmektedir. Yeniliklere açık ve hayal gücü geniş olmalıdır ki yeni öneriler ve yeni fikirler yaratabilsinler. Beyaz yakalılar tamamen zihinsel olarak çalışırlar ve yeni fikirler için yeniliklere açık olmak gerekmektedir.

 

Açık ofisler iş hayatının önemli parçalarından biridir.  Verimliliği olumlu etkilediği gibi olumsuz etkilediği durumlar da vardır. Aynı zamanda açık ofis çalışma sistemi her insanı da aynı düzeyde etkilemez. Bu yüzden açık ofisler hakkında verimliliğe katkı sağlıyor ya da katkı sağlamıyor diyemeyiz. Katkı sağlayan ve sağlamayan noktalarından birkaçı şu şekilde sıralanıyor:

Motivasyon sağlar

Açık ofiste birçok insanla beraber çalışmak çalışma isteğini ve motivasyonunu arttırabilir. Yalnız bir çalışma ortamında zaman zaman çalışmaya isteksizlik gibi bir durumla karşılaşılabilirken açık ofis gibi ortamlarda çalışan birçok insanı görmek bu insanların her birinde çalışma isteği uyandırır.

İşveren için kontrol kolaylığı sağlar

Bu madde açık ofisin patronlar açısından olumlu sonuçlarından biridir. Bir iş yerinde açık ofis olması patronun çalışanlarını kontrol etmesini kolaylaştırır. Tek tek çalışanları gezmektense hepsini bir araya toplayıp daha kısa sürede bütün çalışanlarını kontrol edebilir. Böylelikle hem zamandan tasarruf etmiş olur hem de kendisine kontrol kolaylığı sağlamış olur.

Verimi artırır

İnsanlar çevrelerinde onları izleyen insanlar varken baskı altında hissederler ve bu baskı normal zamanda çok doğru ve düzenli yapabildikleri işleri yapamamalarına sebep olur. Devamlı üzerlerinde bir göz hissetmek dikkatlerini yalnızca yaptıkları işe vermelerini zorlaştırır ve bu devamında yapılan işte hatayı ve verimsizliği getirir.

Odaklanma problemi yaratır

Bu durum kimi insanı çok büyük boyutta etkilerden kimisini hiç etkilemez. Fakat kalabalık bir ortamda çalışmak çoğu insanın odaklanma problemi yaşamasına sebep olur. Ortamda devamlı bir ses olması, çalan telefonlar, yapılan telefon görüşmeleri gibi birçok durum çalışanın kendini işine odaklamasını engeller. Dikkati devamlı olarak dağılır ve dikkatsizliği sebebiyle işinde birçok hata olmasına sebep olur.

Özel alan eksikliği sağlar

Özel alan hayatımızın her yerinde ihtiyacımız olan bir kaçış alanıdır. İnsanlar bazen kafalarını toparlayıp rahatlamak için kendi özel alanlarına ihtiyaç duyarlar. Bir işte verimli olabilmek için öncelikle sakin bir zihinle rahatlamış bir biçimde çalışmak gerekir. Fakat açık ofisler bize özel alan ayrıcalığı sunmaz. Ve de bu insanların dinlenip kendilerini toparlamak için kaçabilecekleri bir alan olmaması yapmakta oldukları işte istedikleri gibi verimli olamamalarına sebebiyet verir.

 

 

Günlük ritimler hayatımızda büyük bir yer kaplıyor. Alışılagelmiş günlük rutinlerimizden, nabzımıza kadar hayatımızın her alanında ritim vardır. Vücudumuzun ritmine göre hareket etmek hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha sağlıklı hissetmemize yardımcı olur. Peki vücudumuzun günlük ritmini nasıl daha verimli hale getirebileceğimizi öğrenmek ister misiniz?

Melatonin hormonuna dikkat

Yıllar önce elektrik henüz icat edilmemişken, insanlar uyku düzenini, yaşam faaliyetlerini güneşin 1 günlük hareketine göre düzenlemiştir. Bu nedenle vücudumuz istemsizce gece olduğu zaman uykuyu, gündüz olduğu zaman ise uyanık kalmaya programlanmıştır. Uyku hormonu olarak bilinen melatonin, saat 21:00-22:00 arasında aktif olarak başlar ve gece 02:00-03:00 arasına kadar devam eder. Bu saatler arasında uykuda olmak vücudun günlük ritim verimini artırır.

Elektronik aletlerin ışıklarından uzak durun

Teknolojinin gelişmesiyle artık telefondan daha fazlasına sahibiz. Tablet, bilgisayar, oyun konsolları derken gün içinde birçok teknolojik aletlerle vakit geçiriyoruz. Teknolojik aletlerin ışığına maruz kalmak, vücudun günlük ritmini etkileyen en önemli faktördür. Uyumadan önce teknolojik aletlerle vakit geçirmek uyku kalitesini etkilemektedir. Aynı zamanda uyku esmasında televizyon, bilgisayar, tablet vs. gibi teknolojik aletlerle aynı odada bulunmamaya özen gösterin.

Yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin

Yeterli ve dengeli beslenmek sağlığın korunmasının temelidir. Öğün saatlerinizi aynı uyku saatleriniz gibi ayarlamalı ve her gün aynı saatlerde öğünleri aksatmadan tüketmeye özen gösterin. Örneğin bir sabah saat 9’da başka bir sabah 10’da kahvaltı yaparsanız bu durum vücut ritminin bozulmasına sebep olur. Ana öğünlerdeki kalori dağılımını gün içinde uygun olan saatlere göre planlamak vücut ritim dengesini verimli hale getirmesi için önemlidir.

Vardiyalı çalışma saatlerine dikkat

Melatonin hormonunun salgılandığı gece saatlerinde uykuda olması gereken çalışan kişiler, gündüz uyumakta zorluk çeker. Rotasyonlu iş değişimleri kişinin uyku kalitesini bozduğu gibi vücudun ritmini de etkiler. Vardiyalı çalışma saatleri kaza risklerinin artmasıyla önemli güvenlik sorunlarını da beraberinde getirir.

 

Koronavirüs salgını sebebiyle birçok kurum evden çalışma sistemine geçiş yaptı. Alışık olunanın dışında olan bu sistemde çalışanlar ilk başta biraz bocalasa da uyum sağladılar ve yapılan çalışmalarda evden çalışma sisteminden iş verenlerin oldukça fazla verim aldığı görüldü. Dezavantajları olduğu kadar avantanjları da olan evden çalışma kültüründe bireyler zaman zaman psikolojik olarak zorlandı. Ancak birkaç püf noktasıyla evden çalışırken hem verimli olup hem psikolojik sağlığınızı korumak mümkün.

Ortamınız değişse de işiniz değişmedi

İdrak edilmesi gereken en önemli nokta çalışılan ortam değişse de işin değişmediği olmalıdır. Aynı prensipte hatta belki daha esnek şartlarda çalışmanız sizi daha verimli kılabilir. Bunun için fiziksel olarak gittiğinizde oluşturduğunuz iş disiplinini evde de aynen uygulayın.

Alışkanlıklarınızı değiştirmeyin

Sabah işe giderken kalktığınız saatte kalkın, kahvaltınızı edin, giyinip hazırlanın ve bilgisayarınızın başına geçin. Sabah rutininizi değiştirmeden devam etmeniz iş psikolojinizi korumanıza yardım ederek evden çalışma hissini yok edecektir. Bu sayede ev ortamı psikolojisinden kurtulmuş olacaksınız. Ayrıca her zamanki iş çıkış saatinizde işiniz bitsin evde olmanız sebebiyle iş çıkış saatinizi esnetmeyin.

Kendi ofisinizi oluşturun

Evde ofis diyebileceğiniz ve sadece iş ile ilgili olan şeyleri hallettiğiniz, çalıştığınız özel bir alan olsun ve oraya iş dışında geçmeyin. Her zamanki sabah rutininizde güne başladıktan sonra ofis alanınıza geçin ve gerçek ofisinizde nasıl yapıyorsanız öyle yapın. Düzeninizi devam ettirmek size iş alanı fikrini entegre ettiği için evde iş psikolojisinin yarattığı olumsuzluktan arınmış olacaksınız.

Ufak zihin molaları

Her an aynı yerde olmak ve nefes alabileceğiniz farklı bir alanınızın olmaması zihninizi her zamankinden fazla yorabilir. Zihninizi dinlendirmek ve yorgun psikolojinin önüne geçebilmek için 5-7 dakikalık meditasyon molaları verebilirsiniz. Bu, güne yeni başlamış gibi devam etmenize oldukça yardımcı olacak.

Oksijen alın

İşten çıktıktan sonra evinizin yakınlarında tüm önlemlerinizi alarak (maske ve sosyal mesafe) 20 dakikalık bir yürüyüş yapmak sizin tazelenmenize yardım eder. Aynı zamanda arkadaşlarınızla fiziksel olarak iş çıkışlarında vakit geçiremiyor olsanız da online görüşmelerle bir nebze kafanızı dağıtabilirsiniz.

Pandemiyle tanıştığımız günden beri hayatımızı pandemi şartlarına adapte etmeye çalıştık. Öyle ki oturduğumuz yer kimi zaman bir sınıfa, kimi zaman da toplantı salonuna dönüştü. Ev dışında yaptığımız çoğu aktiviteyi dört duvar arasına taşıdık. Haydi gelin bu aktivitelere çok eğleneceğiniz, aynı zamanda öğreneceğiniz; evde geçirdiğiniz vakitte online olarak gezebileceğiniz müzelere birlikte bakalım…

Bir Tıkla Hollanda’ya, Tablolarının Dili Olsa Neler Anlatır Diyeceğimiz Van Gogh Müzesi’ne Gitmeye Ne Dersin?

Hollanda dendiğinde aklımıza gelen ilk şeylerden biri olan, Van Gogh’un eserlerinin yer aldığı Van Gogh müzesi… Van Gogh tablolarının kronolojik sırayla sergilendiği, içinde kendinizi kaybedeceğiniz bu müzeyi evinizde hiç yorulmadan köşe bucak gezebilirsiniz. Her tabloda Van Gogh’un hatıralarında kaybolacağınız bu müze bir tık uzağınızda… Linke tıklayarak doya doya gezebilirsiniz.

https://360stories.com/amsterdam/story/van-gogh-museum

Hazırsanız Hayran Kalacağınız Bir Başa Yere Gidiyoruz: Mısır Piramitleri

“Zamanında nasıl yapmışlar ya?”, “Kesin uzaylılar yaptı!” gibi tepkilere sebep olan, Dünyanın 7 Harikası’ndan biri olan Mısır Piramitleri ekranlarınızda sizleri bekliyor. Tarihi derinden hissedeceğiniz piramitler sayesinde, evinizden Mısır’a gidecek ve eşsiz yapılar karşısında hayret edeceksiniz. Sanal adımlarınızla piramitlerin içinde kaybolmak isterseniz buyrun sizleri linke alalım…

http://www.3dmekanlar.com/en/the-pyramids.html

Yaşadığımız Ülkeye Bile Hasret Kaldık Diyorsanız Sizleri Ankara’ya, Cumhuriyet Müzesi’ne Doğru Alalım…

II. TBMM, 1924-1960 yıllarında Atatürk ilke ve devrimlerinin gerçekleştirilmesi, önemli yasaların çıkarılması, uluslararası anlaşmaların imzalanması ve çok partili sisteme geçiş gibi Türkiye siyasi tarihinde önemli olaylara tanıklık eden bu binaya attığınız her adımda Türkiye Cumhuriyeti tarihine tanıklık edeceksiniz. Sanal tur sayesinde belki gerçekte gittiğinizde dikkatinizi çekmeyecek, ya da farkedemeyeceğiniz birçok detayı farkedebilirsiniz. Müze duvarındaki tablolardan tutun avizesine kadar bilgi almak istiyorsanız bir tık yeter!

https://sanalmuze.gov.tr/TR-259958/cumhuriyet-muzesi—ankara.html

“Evde Yapacak Hiçbir Şeyim Kalmadı, O Kadar Boş Vaktim Var ki…” Diyorsan Sana Geze Geze Bitiremeyeceğin Bir Müze: Vatikan Müzesi

Rönesans döneminden itibaren üretilmiş en güzel sanat eserlerine ev sahipliği yapan Dünya’nın en ünlü müzelerinden biri olan Vatikan Müzesi içinde bulunan 54 galerisiyle sizi sanata doyuracak. Ayrıca online gezmenizin size avantaj sağlayacağı nadir müzelerden biri olan Vatikan Müzesi’ni gerçek hayatta ziyaret edecek olursanız bir günden daha fazla zamanınızı alacaktır. Ayrıca çok büyük ihtimalle yoğunluktan dolayı eserleri rahat ve detaylı inceleyemeyeceksiniz de. Sanal tur sayesinde sıkılmadan, yorulmadan ve daha kısa zamanda Vatikan Müzesi’nin tadını çıkarmak istiyorsanız sizleri şöyle alalım:

https://www.museivaticani.va/content/museivaticani/en/collezioni/musei/tour-virtuali-elenco.html

Biraz da Dört Duvar Arasından Çıkıp Machu Picchu’ya Gidelim…

Dünyan’nın en ünlü antik şehirleri arasında yer alan And Dağları üzerinde bulunan Machu Picchu enfes doğası ve tarihi ile evlerinizden bir nebze de olsa uzaklaşmanızı sağlayacak. Ayrıca sanal olarak gideceğiniz için Machu Picchu’nun zorlu yollarını aşmak zorunda kalmayacaksınız!Dünyanın 7 harikası arasında bulunan Machu Picchu’ya saniyeler içinde gitmek için linke tıklamanız yeterli!

https://www.youvisit.com/tour/machupicchu?pl=f

Çalışan ebeveynlerin çocuklarıyla geçirdikleri zamanlar oldukça kısıtlıdır. Bütün gün yaşadıkları iş stresinin ve yorgunluklarının yanı sıra eve geldiklerinde tüm sevgilerini ve hoşgörülerini verecekleri çocukları bulunuyor. Bu sebeple kısıtlı zamanda kaliteli vakit geçirmek esas mesele haline geliyor. Babaların çalıştıkları iş fark etmeksizin yaşadıkları olumsuzlukları çocuklarına yansıtmamalı ve onların sağlıklı bir psikolojide gelişmeleri için katkıda bulunmaları gerekir.

Kısıtlı zaman

Toplumsal olarak incelendiğinde babanın çocuğuyla geçirdiği vakit anneye kıyasla daha az bu sebeple kurulan iletişimde kısa sürede yüksek verim hedefleniyor. Baba bu kısıtlı zamanda çocuğuna hem kendini anlatmaya çalışıyor hem çocuğuna bir şeyler öğretmeye çalışıyor.

Güçsüz bağ

Babalar psikolojik açıdan çocuklar için gücü temsil etmektedir. Çalışan bir babanın çocuğuyla geçirdiği vakit azaldıkça aralarında kurulması gereken güçlü bağ giderek güçsüzleşiyor. Çocuk babasından uzaklaşıyor ve bu durum büyük problemlere yol açabiliyor. Babasının dikkatini çekmek ve ondan ihtiyacı olan sevgiyi almak isteyen çocuk farklı yollara başvurabiliyor.

Suçluluk duygusu

Çalışan babaların hatta çalışan tüm ebeveynlerin karşılaştıkları en büyük problemlerden biri suçluluk duygusudur. Bu duyguyu hem çocuk hem baba hissediyor. Çocuk yaptığı bir hatadan dolayı babasını üzdüğünü bu sebeple vakit geçirmediklerini düşünerek kendini suçluyor ve babada çok kısıtlı zamanda çocuğuna vakit ayıramadığı için kendini suçluyor. Bu durumun doğurduğu sonuçlar da olumsuz oluyor. Ya çocuk ailesinin onu sevmediğini düşünerek hırçınlaşıyor ya da baba suçluluk duygusunu gidermek için çocuğunun her dediğine evet diyerek onu büyük bir çıkmaza sürüklüyor.

Yabancılaşmak

Özellikle küçük yaştaki çocukların sevdikleri şeyler kısa sürede değişebiliyor. Baba çalıştığı ve yeterli vakti bulamadığı için çocuğunun neyi sevip neyi sevmediğini takip edemiyor. Bunun sonucunda çocuk babasının onu hiç tanımadığını ve sevmediğini düşünürken baba da ben çocuğumu hiç tanıyamıyorum diye psikolojik bir çıkmaza giriyor.

 

 

 

Zamanımızın çoğunu iş yerinde geçiriyoruz bazen fazladan mesaiye kaldığımız bile oluyor, sürekli iş ortamında bulunmak bazı zamanlar olumsuzluklara ve sorunlara yol açabiliyor bu sorunların sürekli olması durumunda ise sadece siz değil iş arkadaşlarınızda bu durumdan etkilenebilirler ve iş hayatınızdaki “Tükenmişlik sendromu” etkileri ortaya çıkar.

İş ortamında yaşanan anlaşmazlıklar, çıkarılan işten sürekli memnun olunmama, çatışmalar vb. sorunlar iş ortamından sizleri uzaklaştırabilir, soğumanıza ve iş arkadaşlarınıza karşı duyarsızlaşmanıza yol açabilir. Peki iş hayatında tükenmişlik sendromunu nasıl aşabilirsiniz?

  • Tükenmişliğinizin sebebini arayın. Sizi yoran ve tükenmişliğe iten problemi belirleyip daha sonrasında bu problem için ne yapabilirsiniz çözümler üretin. İş yoğunluğunuz, çalışma saatleriniz vb. problemi bulmak atacağınız ilk ve en önemli adımdır.
  • Tükenmiş bir ruh halinden öncelikli olarak sizi kurtaracak ilk şey dinlenen bir beden ve ruh. Herkesin ruhunu dinlendirme yöntemi farklı olabilir, kimi insanlar sessiz bir ortam tercih ederken kimileri sosyalleşerek veya hiçbir şey yapmayarak dinlendirir siz ise size en iyi gelen yöntemi bulup uygulayabilirsiniz.
  • Önceliklerinizi belirleyin. Aileniz, arkadaşlarınız, sağlığınız vb. önceliklerinize daha fazla zaman ayırarak iş temponuzdan biraz olsun uzaklaşın.
  • Bedeninizi ve kafanızı rahatlatmak için gün içerisinde kısa molalar verin ve çevrenize daha fazla vakit ayırın.
  • Yeterli miktarda uyuyarak, hafta sonlarınızı kendinize ayırarak ve spor yaparak psikolojinize destek olabilirsiniz.

Bu adımları uygulayıp gergin ruh hali ve tükenmişlik sendromunuzu aşabilirsiniz.

 

 

 

Gelişen teknoloji sayesinde günümüz oyunları grafikleri ve hikaye kurguları açısından çok gelişmiş olsa da eski oyunların kalbimizdeki yeri bambaşka. 61 yıllık video oyun tarihinde oyun pazarı birçok efsanevi oyuna ev sahipliği yaptı. Ancak piyasaya ne kadar yeni oyun çıkarsa çıksın oyun bağımlılarının bırakamadığı ‘vazgeçilmez’ oyunlar var. Biz de eski olmasına rağmen hâlâ keyifle oynanan efsaneleşmiş 5 oyunu sizler için bir araya getirdik.

Age of Empires II

1997 yılında Microsoft tarafından piyasaya sürülen Age of Empires birçok oyuncuya göre en iyi  gerçek-zamanlı strateji oyunlarından biridir. Serinin ilk oyunu olan Age of Empires sonrasında Age of Empires II, The Age of Kings,  Age of Mythology ve Age of Empires III gibi oyunların da çıkışına vesile oldu. Taş Devri döneminden Demir Çağına dek süren senaryosu ile dikkat çeken oyun,  hala oldukça sağlam bir oyuncu kitlesine sahip.

Left 4 Dead 2

Valve Corporation’ın 2009 yılında çıkardığı Left 4 Dead oyununun devamı niteliğindeki ödüllü oyunudur. FPS oyunlarının en başarılı örneklerinden biri olan oyun tek ve çok oyunculu seçenekleriyle oyunculara farklı deneyim yaşatıyor. %97 beğenilme oranına sahip oyun birçok oyuncunun favori oyunu olmuştur.

Call of Duty 2

Infinity Ward tarafında yapılan Call of Duty 2 II. Dünya Savaşı’nı konu alır. 2005 yılında piyasaya sürülen oyun gerçekliğe yakın efektleriyle büyük bir ilgi görmüştü.  Hala sağlam bir oyuncu kitlesi olan oyun, %96 oranında beğenilme oranına sahip.

Metin2

Birçok oyuncunun vazgeçilmez oyunu olan Metin2, Webzen tarafından geliştirilerek Kore’den başlayarak tüm dünyaya yayılmıştı. 17 dilde hizmet veren oyun çok oyunculu MMORPG oyunlarının en başarılı örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

Mount & Blade: Warband

2008 yılında Türk oyun şirketi TaleWorlds tarafından geliştirilen oyun, Orta Çağ teması içermektedir. Tek oyunculu ve çok oyunculu seçenekleriyle bol aksiyonlu bir RPG oyunudur.  Türkiye’de ve ABD’de eş zamanlı olarak satışa çıkan oyun, bugün bile sağlam bir oyuncu kitlesine sahip.

 

 

Başarılı bir iş yaşamı ve kariyer iş dünyasının içerisinde yer alan tüm bireyler için oldukça önemlidir. Ancak başarının bir mutluluk amacı olmadığı ve yalnızca mutluluğun bir ölçütü olduğu da bilinen bir gerçek. Dolayısıyla iş dünyası mensupları tekdüze iş ve sosyal yaşamdan dolayı bir süre sonra yoruluyor ve değişiklik arayışı içine giriyor. Bu noktada ise zamanlama ve cesaret ön plana çıkıyor. Çünkü kariyer değişikliği yapmak oldukça zorlu bir süreç. Eğer bir değişim kararı aldıysanız ve bu değişimin bir parçası olmaya hazırsanız, hadi gelin kariyerinizin hangi aşamasında değişiklik yapmanız gerektiğini birlikte inceleyelim.

 Mutlu musunuz?

Yaptığınız işin size maddi ve manevi getirileri, sağladığı başarı ve itibar sizi mutlu ediyor mu? Kendinize sormanı gereken ilk soru bu. Bu soruya evet demek kariyer planlamanızı doğru bir şekilde oluşturduğunuz anlamını taşıyor. Ancak cevabınız hayır ise önceliklerinizi tekrar gözden geçirmenizi öneriyoruz. Bu noktada kariyer değişikliği yapmak sizin mutluluğunuzu bir adım öteye taşıyacaktır.

Motivasyon kaynağınızı keşfedin

Kariyer değişikliği kararı verdikten sonra atmanız gereken ilk adım motivasyon kaynağınızı keşfetmektir. Mevcut işinizden ayrılma isteğiniz için tüm nedenleri listeleyin ve tüm bu sorulara mantıklı yanıtlar arayın. Akabinde ise motivasyon kaynağınızı keşfederek kendinize koyduğunuz hedefler doğrultusunda ilerleyin.

Hazırlık sürecini tamamlayın

Yeni kariyer yolculuğunuzda istek ve arzularınızı belirledikten sonra yeni hedefleriniz için yeterli düzeyde hazırlık yapın. Birtakım eğitimlere ve kurslara katılmanız sizlere yeni yolculuğunuzda yardımcı olacaktır. Ayrıca yeni hedefleriniz doğrultusunda arayış içerisinde olduğunuz işin tüm hazırlıklarını tamamlayın ve hedeflerinize emin adımlarla ilerleyin.

İş aramaya başlayın

Kendinize sorduğunuz soruları cevapladıktan ve mutluluk arayışınızı tamamladıktan sonra sıra geldi iş arama sürecine. İş aramaya başlamadan önce özgeçmişinizi ve daha önce yaptığınız işleri anlatan bir iş dosyanızı hazırlayın. Akabinde ilgili şirketler ile iş görüşmeleri ayarlayın. İletişim becerilerinizi de kullanarak yeni kariyer yolculuğunuza doğru yola çıkın.