Author

Seda Çağla Kamal

Browsing
3 Dakika okuma süresi

Hemen hemen hepimiz yoğun ve hızlı iş hayatının getirdiği, büyük şehirlerin kaotik yaşamında boğulduğumuz, boyumuzu aşan sorumlulukların bizi yorduğu, kendimize ve sevdiklerimize zaman ayıramadığınız ve günün birinde değişir umuduyla yolumuza devam ettiğimiz stresli, zor ve yorucu hayatlar yaşıyoruz. Birçoğumuz içinde bulunduğumuz bu durumun farkında ve bunun değişmesinin de gerekli olduğunun bilincinde. Değişim, insanlar yeryüzünde var olmaya başladıkları andan itibaren doğanın işleyişinin temel bir parçası oldu. Peki bir hayatı değiştirmek ve olduğundan farklı bir akışa yönlendirmek bu kadar kolay mı? Karmaşık şehir hayatından, iş ve özel yaşamın rutinlerinden, sanki hep aynıymış gibi olan ve birbiri ardına devam günlerden sıyrılıp yeni bir şeyler keşfetmek, değişen ve farklılaşan dünyaya ayak uydurmak, yalnızlık duygusundan sıyrılıp sosyalleşmek ve kendini geliştirmek isteyenler için hayatlarını nasıl değiştireceklerine dair önerilerimizi duymak ister misiniz?

Önce durum değerlendirmesi yapın

İşe genel bir durum değerlendirmesi yapmak ve hayatınızın hangi noktasında, nasıl bir durumda olduğunuzu ortaya koyarak başlayabilirsiniz. Siz kimsiniz, bugüne nerelerden geçerek geldiniz, nasıl bir çevreniz var, hangi becerilere sahipsiniz, ne tür işlerle uğraştınız gibi binlerce soru ile bulunduğunuz noktayı çok iyi tayin etmelisiniz. Tıpkı açık bir denizin ortasında seyretmekte olan bir gemi gibi bundan sonraki rotanızı çizmek için önce tam olarak nerede durduğunuzu bilmelisiniz. Hayatınızı değiştirmeye başladığınız yer burası olacak. Önce kendinizi tanıyın, bilin, sevin, barışın ve ardından yeni hayatınız için ilk adımları atmaya hazırlanın.

Mutlaka bir planınız olsun

İster bir değişimin eşiğinde olun isterseniz de hayatınızı içinde bulunduğunuz şartlarla aynen devam ettirmeye karar verin fark etmez, mutlaka gideceğiniz yolu ve hedeflerinizi gösteren bir planınız olmalı. Bu plan bir yol haritası gibi önünüzde duracak, atacağınız değişim adımlarında size yol gösterecek. Zaman zaman yıldığınızda ya da sıkıldığınızda da sizi motive edecek. Eğer tam olarak kendinize, hedeflerinize, hayallerinize uygun bir planınız olursa gideceğiniz yolu ve sonuçta ulaşacağınız noktayı net şekilde görebilirsiniz.

Hayalleriniz ve hedefleriniz dengeli olsun

Birçok kişiye “Hayatını nasıl değiştirmek istersin? Senin hayallerin ve hedeflerin nedir?” sorusunu yönelttiğinizde genelde aldığınız cevapların, o kişinin içerisinde bulunduğu durumun çok ötesinde bazı noktaları işaret ettiğini göreceksiniz. Örneğin bir müşteri temsilcisi olarak çalışan kişinin hedefi günün birinde dünya devi bir şirkete CEO olmak ya da büyük şehirde ortalama bir hayat yaşayan beyaz yakalı bir çalışanın lüks bir yata sahip olmak gibi hayalleri olabilir. Hayalin bir sınırı yoktur ve hepsi bir gün gerçekleşebilir ancak siz hayatınızı değiştirmek için çıktığınız bu yolda hayal-hedef dengenizi koruyarak kararlar almaya gayret edin. Unutmayın, basamakları çıkarken en fazla 2-3 tanesini aynı anda atlayabilirsiniz, 10 basamağı atlamaya çalışırsanız muhtemelen düşersiniz. Hayal ve hedefleriniz, size ve hayatınıza uygun olsun.

Öğrenmeye her zaman açık olun

Hayatı ve içinde bulunulan şartları değiştirmek demek temelde kabuğu kırarak yepyeni bir dünyaya da adım atmak demektir. Bunun için kendinizi değiştirmeye yönelik adımlarınızda yeni şeyler öğrenmeniz, yeni kişilerle tanışmanız, yeni ortamlara girmeniz kaçınılmazdır. Bunun için her adımda yeni şeyler öğrenmeye açık olun. Değişim demek bir noktada yenilikler ve farklılıklar demektir. Bu yüzden hayatınızda gelecek olan bu yeni bilgilere yer açın ve onlardan faydalanarak bir sonraki aşamaya merhaba deyin.

Yapılacaklar listeniz hazır mı?

Çok klasiktir ama söz uçar, yazı kalır deyimi aslında hayatın akışının da anlatan en güzel ifadelerden biridir. Şöyle bir düşünün, bugüne kadar kaç defa spor ya da diyet yapma kararı aldınız, kaç kez yabancı dil öğrenmek için yola çıkıp daha ilk adımda vazgeçtiniz, okunacak kitaplar alıp kenara koydunuz ya da temelde kaç kez “keşke” dediniz. Tüm bu zinciri kırmak için yapabileceğiniz çok basit bir şey var, yazmak. Şimdi, hayatınızı değiştirmeye başladığınız bugün kendinize küçük bir defter alın ve ona hayallerinizi, yapacaklarınızı, hedeflerinizi, değiştirmek istediğiniz şeyler yazın. Eğer yazılı olarak bunlar önünüzde durur ve arada sırada açıp bakmayı alışkanlık haline getirirseniz hayatınızı çok daha sağlam ve hızlı şekilde değiştirebilirsiniz.

Zaman yönetimi ve günlük plan yapın

Hayatın kendisi zaten çok zor, stres ve olumsuzluklar çok fazla. Değişimin önündeki en büyük engellerden biri de zaman. Önceki dönemlerde ve yüzyıllarda olmadığı kadar hızlı bir hayat yaşıyoruz. Deyim yerindeyse tüm yaşamımız bir “fast food” tüketir gibi ellerimizden akıp gidiyor. Bu akışı değiştirmek ve zinciri kırmak için çok iyi bir zaman yönetimine ihtiyacınız var. Günlük iş planınızı daha rahat işleyebileceğiniz bu zaman yönetimi ile yapmakla yükümlü olduğunuz şeyleri çok daha hızlı bitirecek ve kendinize daha fazla zaman ayırabileceksiniz. Unutmayın, kendinize ayırdığınız bu vakit içerisinde değişim için atacağınız adımlar da yer alacak.

Gerekirse profesyonel destek alabilirsiniz

Hayatı değiştirmek oldukça zor bir süreçtir. Bunu yapmak için içinizde, size gereken enerji mevcut ancak zaman zaman bulunduğunuz yerden farklı ve sizi daha iyi noktalara götüren öğeleri de görmeniz zor olabilir. Böyle durumlarda işin ehli kişilerden, mentörlerden, kişisel gelişim uzmanları ya da danışmanlardan destek alabilirsiniz. Bu uzmanlığa sahip olan kişiler, deneyimleri sayesinde size doğru yolu göstererek yeni kapılar açabilir ve değişim yolunda daha hızlı adımlar atmanızı sağlayabilirler.

Yeni bir şeyler keşfetmek için ve değişen dünyaya ayak uydurmak için Ready For Change platformuna seni de bekliyoruz.

 

2 Dakika okuma süresi

Duygusal zeka, bireylerin sahip olduğu empati kurabilme, motivasyon ve kendi duygularını farkında olma yetkinliklerini kapsar. Bireyin, özgüven duygusunu geliştirme ve çevremizdeki insanlarla doğru bir iletişim kurabilmesi açısında önemli bir kavramdır. Bundan dolayı günümüzde gerek iş hayatında gerekse özel yaşantımızda duygusal zekanın önemi artmaktadır. Hayatımızda büyük kırılmalara ve yönlendirmelere sebep olan kararlarımız, duygularımıza bağlı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu sebepten bireyin hayattaki zorlukları aşabilmesi ve sağlıklı tercihlerde bulunması öncelikle kendi duygularını anlamasından, sonrasında ise başkalarının duygularına empati kurmasından geçmektedir. Duygusal zeka becerilerinin % 50’si doğuştan gelse de, birey istediği takdirde kendini her anlamda geliştirebilir. Yapılan araştırmalar hayatta başarılı olmanın sadece yüksek bir zekaya sahip olmaktan geçmediğini, duygusal zekanın da kişisel gelişim için büyük bir önem taşıdığı göstermiştir.

Duygularını yönetebilme

Soyut bir kavram olan duygular söz konusu olduğunda mantık devre dışı kalmaktadır. Bu tarz karmaşık durumlarda kendi duygularını kontrol altında tutan kişiler her zaman bir adım öndedir. Duyguların bastırılması ya da yok sayılması gibi bir durum söz konusu değildir. Aksine hissedilen duygu her ne ise bunu tüm yönleriyle anlamaktır. Kişinin iç dünyasında olup bitenleri kabullenerek bunu gerçekçi bir şekilde ele alması ve buna göre hareket etmesidir. Bu sayede kişi nefret, kırgınlık, öfke gibi yoğun duygularla daha rahat başa çıkabilir. Kişilerarası iletişimde bireylerin duygularını yöneterek ani kararlar vermemesi veya kötü ifadelerden kaçınması duygularını yönetebilme yetkinliğine bağlıdır. Kendi duygularını farkında olan birey, başkalarının ne düşündüğünü veya ne hissettiğini de önemser.

Etkili iletişimin anahtarı

Etkili iletişim kişinin etrafındaki insanlarla ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yönetebilmesi, duygu ve düşüncelerini karşılıklı olarak aktarabilmesidir. Sosyal becerileri yüksek olan bireyler, yaşanan tartışmalarda soğukkanlılıkla hareket edebilmekte, çevrelerindeki kişilerin ne hissettiklerini gözlemleyebilmektedirler. Böylelikle ortaya çıkan sorunların üstesinden kolaylıkla gelebilirler. İş hayatında sabit fikirli, benmerkezci çalışma arkadaşlarına denk gelme olasılığımız çok yüksek. Bu tür durumlarda uzlaşmayı sağlayan, pratik çözüm yolları bulan kişiler etkili iletişimi güçlü olan bireylerdir. Sadece özel yaşantıda değil kariyer basamaklarını çıkma konusunda da etkili iletişim kritik bir rol oynamaktadır.

Kendi potansiyeline inanma

Bireyin, dışarıdan herhangi birinin desteğine ihtiyacı olmadan, hedefi her ne ise onu başaracağına dair kendine inanması kişisel anlamda gelişimini etkileyen önemli faktörlerden biridir. Kişinin içsel motivasyonunu kendi kendine sağlayabilmesi onu sorumluluk almaktan korkmayacak bir seviyeye getirir. İş hayatında önüne çıkan engellere takılmadan atlamasını sağlayacak bu yetkinlik aynı zamanda bireyi yeniliklere açık bir hale getirecek, farklı bakış açıları kazanmasını sağlayacaktır. Kişinin aksiyon alması, terslikler çıksa da yola devam etmesi tam anlamıyla kendine inanmasından geçmektedir. Bireyin ruhsal durumunu kötü durumlarda bile olumlu tutması, kişinin bu tip küçük engelleri, hedefine doğru giderken birkaç küçük taş olarak görmesine bağlıdır.

Yeni bir şeyler keşfetmek için ve değişen dünyaya ayak uydurmak için Ready For Change platformuna seni de bekliyoruz.

2 Dakika okuma süresi

Dünya sinema tarihine geçmiş çok sayıda yönetmen, çektikleri filmlerle bugün hala bize ilham vermeye ve etkilemeye devam ediyorlar. Stanley Kubrick’ten Steven Spielberg’e, Quentin Tarantino’dan Francis Ford Coppola’ya,  Ridley Scott’tan James Cameron’a birçok yönetmen, bizi hayal dünyasına götüren ve yeni karakterlerle tanıştıran filmleri ile hafızalarımıza kazındılar. Bu büyük üstatların yanında genç ve nesil yönetmenler de etkileyici yapımlar ile karşımıza çıkmaya devam ediyorlar. İşte yeni döneme damgasını vuran ve takip edilmesi gereken yönetmenler…

Neill Blomkamp

Güney Afrika’da hayata gelen ve genç yaşı ile dikkat çeken Neill Blomkamp, ​​sinema dünyasına getirdiği yeni çekim teknikleri ve görüntü yönetimi konusundaki başarısı ile öne çıkıyor. Doğal ve foto-gerçekçi bilgisayar tarafından üretilen efektleri sıkça kullanan ve elde taşınan kameralarla çektiği filmleri ile beğenilen Blomkamp, zaman zaman sosyal temalara da değiniyor. Yönetmenin öne çıkan ve mutlaka izlenmesi gerekenler listesinde yer alan filmleri ise şöyle; Yasak Bölge 9 (District 9), Elysium: Yeni Cennet, Chappie.

Bong Joon Ho

Dikkate değer bir diğer yönetmen için 2020 Oscar Ödül Töreni’nde Parazit (Parasite) adlı filmiyle en iyi yönetmen dalında ödülü alan Güney Koreli Bong Joon Ho. Filmlerinde kara mizah ile toplumsal sıkıntıları çok iyi harmanlayan ve farklı türdeki yapımları ile takip edilen Ho, Parazit ile ilk kez İngilizce olmayan bir filmle En İyi Film ödülü alarak Oscar tarihine geçmişti. Yönetmenin öne çıkan ve mutlaka izlenmesi gerekenler listesinde yer alan filmleri ise şöyle; Yaratık (The Host), Kar Küreyici (Snowpiercer), Cinayet Günlüğü (Memories of Murder) ve Ana (Mother).

Wes Anderson

Kendine has tarzı ve hikaye anlatışındaki farklılık ile göze batan Wes Anderson, son dönemin dikkat çeken Hollywood yönetmenlerinden. Filmlerinde kullandığı özgün karakterler, çekim teknikleri ve ünlü isimleri harmanlayan kadrolar ile izlenen Anderson, bugüne kadar Gwyneth Paltrow, Owen Wilson, Bill Murray, Jason Schwartzman, Tilda Swinton isimleri kadrosuna kattı. Yönetmenin öne çıkan ve mutlaka izlenmesi gerekenler listesinde yer alan filmleri ise şöyle; Köpek Adası (Isle of Dogs), Yükselen Ay Krallığı (Moonrise Kingdom), Yaman Tilki (Fantastic Mr. Fox), Tenenbaum Ailesi (The Royal Tenenbaums).

Damien Chazelle

Küçük yaşına rağmen; 1985 doğumlu; sayısız ödüle uzanan usta senarist ve yönetmen Damien Chazelle, ilk iki büyük filmi Whiplash ve La La Land ile dikkatleri üzerine çekmişti. Listemizdeki en genç yönetmen olan Chazelle’nin izleyebileceğiniz diğer filmleri arasında Cloverfield Yolu No: 10 ve Ay’da İlk İnsan (First Man) bulunuyor.

2 Dakika okuma süresi

Günümüzün hızlı, sürekli değişen, çok farklı alanlarda sorumluluklar yükleyen, yoğun ve yorucu dünyasında stres kaçınılmaz olarak hayatımızın en önemli parçalarından biri. Hem iş hem de özel hayatımızda yaşadığımız hemen hemen her sorun, yeni bir stres kaynağı olarak karşımıza çıkıyor ve bu durum uzun vadede hem psikolojik hem de fiziksel olarak bizleri istenmeyen durumlara sokuyor. Bu yüzden, özellikle iş hayatında stres yönetiminin önemi bir kat daha artıyor. Doğru uygulandığında ve günlük hayat içerisine bir yaşam tarzı olarak eklendiğinde stres yönetimi hem mutluluğu hem de başarıyı aynı anda getiriyor.

İş hayatında başarı sakinlikten geçiyor

İş hayatı stres hangi alanda çalışıyorsanız çalışın mutlaka baş etmeniz gereken bir durum. İşin kendisinden olduğu kadar iş arkadaşları, çalışma ortamı, maaş, yol vb. birçok farklı unsura bağlı olarak ortaya çıkabilecek stresi yönetmek, başarının da temel unsurlarından biri. İş yerinde her durumda sakin kalmak, etraflıca düşünerek başınıza gelen durumu ayrıntıları ile gözden geçirmek ve karşınızdaki ile bunu müzakere ederek sonuca ulaştırmak kariyeriniz için de önemli bir fayda sağlayacaktır.

İnancınızı koruyun ve buna hazırlanın

Birçok kişi kendisini, yeteneklerini, yapabileceklerini tam olarak bilmeden iş hayatının içerine dalar ve kendi yolunu bu labirent ortamında bulmaya çalışır. Bunu yaparken de iş hayatının zorlu yollarında başına gelebilecekleri önceden hesaplamaz ve öngöremez. Deyim yerindeyse gafil avlanır. Bunun için iş hayatına adım attığınız andan itibaren kendinizi iyi tanıyarak inancınızı yüksek utmalı ve dalgalı denizde ne zaman fırtınanın kopacağını önceden kestirmeye çalışmalısınız. Bu şekilde stresli durum ve ortamlardan da başarıyla çıkmayı başarabilir ve yolunuza güçlenerek devam edebilirsiniz.

Günü çok iyi planlayın

İş hayatında stresle başa çıkmanın en etkili yöntemlerinden biri iyi bir planlanma yapmaktır. Bir gün öncesinden, hatta daha bile önce işlerini planlamaya, ajanda ve takvim kullanmaya, mümkünse yazarak ve çizerek bir plan oluşturmaya özen gösterin. Bu plana ek olarak iş yerinize biraz daha erken giderek gün içerisinde yoğunluğunuzu artıracak işlerinizi biraz azaltabilirseniz stres yaratacak birçok durumun da önüne geçebilirsiniz.

Çok çalışın ama hep işi düşünmeyin

İş hayatında çalışkan olmak kadar değerli bir şey yoktur ancak bunu yaparken ruhunuzu da beslemeyi ihmal etmeyin. Stresle karşı karşı geldiğinizde güçlü bir psikolojik duruma ve fiziğe sahip olursanız, bununla başa çıkmanız da daha rahat ve kolay olacaktır. Bunun için ruhunuzu besleyin, hobilerinize vakit ayırın, sevdiklerinizle bir araya gelin. Spor ve egzersiz yapın, iyi beslenin. Tüm bunlar iş yerindeki olası stres durumlarında en büyük yardımcılarınız olacak.

Uzmanlardan destek alabilirsiniz

Günlük koşturmaca içerisinde stresle başa çıkma konusunda sıkıntılar yaşıyorsanız bu alanda uzman olan ve hem iş hem de özel hayatınız için size yol gösterecek kişilerden destek alabilirsiniz. Bu tarz eğitimler ve zaman zaman terapi düzeyine varan etkinlikler, bireysel olarak olduğu kadar toplu olarak da yapılabiliyor. Bu şekilde sizin gibi stresle ilgili sorunu olan kişilerle paylaşım içerisine de girerek bunu aşabilirsiniz.