Yazar

Seda Çağla Kamal

Browsing

Son yıllarda kişisel gelişim kitapları çok çoğaldı. Kişisel gelişiminiz için bir yerden başlamak istiyorsanız fakat nereden, hangi kitaptan başlamanız gerektiği konusunda kararsız kaldıysanız, yazımız sizin için.

Akıllı Yaşama Sanatı – Baltasar Garcián

“Kendinizi tanıyın. Yeteneklerinizi, kapasitenizi, kararlarınızı ve eğilimlerinizi doğru değerlendirin. Kendinizi tanımazsanız kontrol de edemezsiniz. Aynalar size yüzünüzü gösterse de, zihninizin içindekileri gösteremez. İzin verin, kendiniz hakkındaki derin düşünceleriniz size ayna olsun.”

Bu kitap aslında bir felsefe kitabi niteliğindedir. İnsanın nasıl başarılı olabileceğini anlatır. 17. yüzyılda kaleme alınmış olmasına rağmen, hala oldukça geçerli ve aydınlatıcı ipuçları verir. Akıllı bir şekilde yaşayıp hem özel hem profesyonel hayatınızda başarılı olmak istiyorsanız, hasırlardır tüm dünyanın gözdesi haline gelen bu kitabı öneririz.

Her Şey Seninle Başlar – Mümin Sekman

“Çoğumuz başarılı olmak için acı çekmiyoruz, acı çektiğimiz için başarılı oluyoruz.”

“Her insanın içinde tembellik ve çalışkanlık eğilimi vardır. Önemli olan hangi parçamızın bize egemen olmasına izin verdiğimizdir.”

Son derece motive edici olan bu kitap o kadar okunmuş ki tekrar tekrar basılmış. Başarılı olmanızı, dünyaya ve hayatınıza farklı ve yepyeni bir göz ile bakmanızı sağlayacaktır.

Alışkanlıkların Gücü – Charles Duhigg

” Alışkanlıkları doğru oluşturabilirsen yapamayacağın şey yoktur.”

Neden alışkanlıklarımız vardır? Alışkanlıklar nasıl değişir? İnsan doğası üzerine düşünmenin çok iyi bir yolu olan bu kitabı keyifle okuyacağınızdan şüphemiz yok. New York Times gazetesinin ünlü iş dünyası muhabiri Charles Duhigg’in kaleme aldığı bu kitabı okumanız, bazı insan veya kurumların kolayca değişebilirken bazılarının çabalasalar da değişemediklerini keşfedeceksiniz.

Kendime Düşünceler – Marcus Aurelius

“Çünkü insanın çekileceği en güzel yer kendi içidir.”

Bu kitap bir Roma İmparatoru tarafından kaleme alınmış. Neredeyse 2000 yıl önce yazılmasına rağmen, bu eserde insanı anlamanızı sağlayacak ve günümüzde hala geçerli olan önemli felsefik düşünceler bulacaksınız.

Duygusal Zeka – Daniel Goleman

“Duygusal dengesi bozulan kişiler hatırlayamaz, dikkatini toparlayamaz, öğrenemez ya da zihin açıklığıyla karar veremez.”

Bu kitapta, duygusal zekanın her şeyden daha önemli olduğunun kanaatine varacaksınız. Psikolog Dr. Goleman’a göre, bir insanda duygusal zekâ olmazsa, başarısı, ilişkileri ve sağlığı olumsuz bir şekilde etkilenir. Nedenlerini merak ettiyseniz bu kitabı mutlaka okumanızı öneririz.

1

Genellikle sağlıklı ve uzun hayatın, düzenli beslenme ve egzersizden geçtiğini düşünürüz. Son zamanlarda adından sıkça söz edilen‘’wellbeing’’kavramı, sağlıklı ve uzun hayatın sadece düzenli beslenme ve spordan ibaret olmadığını söylüyor. İngilizce’den dilimize geçmiş olan wellbeing aslında esenlik, bütünsel sağlık ve iyi olma hali olarak tanımlanıyor. Daha sağlıklı ve uzun yaşamın sırlarını çözmemizi sağlayan wellbing kavramına gelin birlikte bakalım.

Çoğu kişi wellbeing kavramı ile wellness kavramının benzer olduğu düşünse de temelde birbirinden ayrı iki kavramdır. Yani wellbeing bütünsel sağlığı ifade ederken wellness ise fiziksel sağlığı ifade eder. Vücudumuzda üç beden bulunmaktadır. Bunlar fiziksel, ruhsal ve zihinsel bedenler olarak birbirinden bağımsız değillerdir. Sağlıklı olmanın asıl yolu da bu üç bedeni beslemektir. İçlerinden sadece birine bile gereken özeni göstermezseniz tam anlamıyla sağlıklı sayılmıyorsunuz. Örnek vermek gerekirse, sindirim sisteminizi yoran hamur işleri vb. gibi gıdalar tüketiyorsanız, zihinsel olarak yorucu işlerde çalışıyorsanız veya düzenli olarak spor yapmıyorsanız bundan tüm bedenleriniz etkileniyor. Böylelikle fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerinizin tümü sağlıklıysa bütünsel anlamda sağlıklı olursunuz. Yalnızca fiziksel ya da ruhsal bedenin sağlıklı olması psikolojik bedenin iyi olacağı anlamına gelmiyor. Çünkü fiziksel olarak sağlıklı görünen kişiler ruhsal veya psikolojik anlamda bunalımda olabiliyor. Tüm bedenlerde düzen sağlanamadığından wellbeing yani bütünsel sağlık bir diğer deyişle, iyi oluş hali tam olarak sağlanamıyor.

Küçük adımlar, büyük dönüşümler

Bütünsel sağlığa ulaşmak için yoga, nefes egzersizleri, detox suları için… Küçük gibi görünen adımlar aslında büyük dönüşümler yaşatır. Bu sayede wellbeing dönüşümüne başlamış olacaksınız. Wellbeing uygulamaları yalnızca bireysel boyutta kalmayarak ofislerde çalışanların performansını artırmada da kullanılıyor. Ofislerde yoga, masaj gibi uygulamaların yanı sıra çalışma ortamı wellbeing’e göre tasarlanabiliyor. Çünkü iyi hale ulaşmak için ortamımızı da ona göre tasarlamamız gerekir. Örneğin toplantılarınızın açık havada olması, çalışma masanızda sizi mutlu edecek fotoğraf ya da notların yer alması sizi iyi hissettirecektir.  Bu gibi sizi mutlu edecek küçük detaylar wellbeing için oldukça idealdir.

 

Günün başlangıç dilimi olan sabah saatlerindeki alışkanlıklarımız, rutinlerimiz günün devamında ne kadar verimli bir gün geçireceğimizi büyük ölçüde etkiliyor. Bazı alışkanlıklarımız günün oldukça verimli geçmesini sağlarken bazı alışkanlıklar günümüzü kötü etkiliyor. Birkaç tane günümüzü değiştirecek sabah alışkanlığı kazanmamız gün içerisindeki verimliliğimizi etkileyecektir. Günümüzü daha verimli hale getirmek için birkaç noktaya dikkat etmemiz gerekir.

Erken kalkan yol alır

Atalarımızın da söylediği gibi güne erken başlamak günümüzün devamı için oldukça önemli bir alışkanlıktır. Güne erken başlamak her şeyden önce size zaman kazandıracaktır. İşlerinizi daha erken halledebilecek ve böylelikle kendinize daha fazla vakit ayırabileceksiniz. Ayrıca erken kalkmak hayatınızı belirli bir düzene sokmak için atmanız gereken ilk adımdan. Ve verimli bir gün için aynı zamanda düzenli bir yaşam da gerekmektedir.

Sabah egzersizi yapın

Verimli bir gün için gerek vücudunuzun gerekse zihninizin rahatlamış ve zinde olması gerekir. Sabah uyandığınızda kısa da olsa ilk olarak yoga ya da sabah sporu yapmak hem vücudunuzun ayılmasını sağlayacaktır hem de enerji kazanmanızı sağlayacaktır. Egzersizin yanı sıra kısa bir meditasyonla zihninizi temizlemeniz gün içinde olumsuzlukların, düşüncelerin ve birçok şeyin sizin verimliliğinizi etkilemesine engel olacaktır.

Kahvaltıyı atlamayın

Kahvaltı bir günün en önemli öğünüdür. Kahvaltınızı asla sağlıksız besinlerle ya da atıştırmalıklarla geçiştirmeyin. Öncelikle enerji depolamalısınız ki gün içerisindeki koşuşturmaya yetişebilin. Her sabah mutlaka sağlıklı besinlerden oluşan bir kahvaltı hazırlayın. Size enerji verecek besinleri, vitaminleri ve vücudumuzun ihtiyaçlarını kahvaltı ile dengeli bir şekilde karşıladığınızdan emin olun.

Gününüzü planlayın

Planlı bir yaşam her zaman hayatınızı kolaylaştıracaktır. Sabah evden çıkmadan o günkü yapılacak işlerinizi listeleyin ve bu işleri nasıl halledeceğinizi planlayıp kendinize günlük bir rota belirleyin. Gününüzü planlamanız gün içerisinde yaşayacağınız karışıklıkları engelleyecektir ayrıca planlı hareket ettiğiniz için zaman sıkıntısı da yaşamayacaksınızdır.

 

Yaklaşık olarak 4.5 milyar yıldır insanoğluna ev sahipliği yapan dünyamız artık yorulmaya başladı. Yaşanan ilkim değişikliği, hava ve deniz kirliliği gibi birçok neden hem dünyamızın hem de biz insanoğlunun kötü günler geçirmesine neden oluyor. Daha kaliteli bir hayat süreci geçirmek, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak ve gezegenimizi bu sorunlardan kurtarmak için neler yapabiliriz? Gelin daha iyi bir dünyayı birlikte kuralım.

Geleceğin en büyük problemi

Gereğinden fazla kullanım doğal kaynakların tükenmesinde büyük rol oynuyor. Kuraklık ve su sorunu da dünyanın gelecekteki en büyük problemleri arasında gösteriliyor. Bu noktada suyumuza sahip çıkmamız ve elimizden geldiğince tasarruf sağlamamız gerekiyor. Uzun süren duşlar yerine daha kısa duşlar alarak, dişlerimizi fırçalarken ve ellerimizi yıkarken suyu kullanmadığımız zaman musluğu kapatmak atabileceğimiz küçük ama büyük ölçüde etkili adımlardır. Ayrıca bu bilinci çevrenizdeki insanlara da aşılayarak bu yolda önemli bir adım atabilirsiniz.

Karbon salınımı azaltın

Başta aydınlatma olmak üzere hayatımızın neredeyse her yerinde elektrik enerjisini aktif bir biçimde kullanıyoruz. Sürekli açıp kapatılan ya da boş yere açık olan ışıkları elektrik faturanızı arttırmakla kalmıyor, aynı zamanda karbon salınımı nedeniyle doğaya zarar veriyor. Ampul seçiminde tercihinizi tasarruf ampullerinden yana kullanarak da yılda 20 kilogram karbondioksit gazının atmosfere karışmasını önleyebilirsiniz.

Geri dönüşüme önem verin

Daha iyi bir dünya için ihtiyacımız olmayanı tüketme alışkanlığımızı yavaş yavaş terk etmelisiniz. Sadece ihtiyacımız olanı tüketmeye başladığımızda, ürettiğimiz çöp miktarı minimum seviyeye indiğini göreceksiniz. Ayrıca çöplerimizi ayrıştırmamız da kolaylaşacaktır. Geri dönüştürdüğümüz her çöp, daha iyi bir dünya için atılan iyi bir adım olacaktır.

Bilinçli tüketiciler olmaya çalışın

Teknolojinin gelişimi ve dijitalleşme ile birlikte tüketim alışkanlıklarımız buna paralel olarak değişim gösterdi. Artık ihtiyaçlarımızın yanında isteklerimizi de tüketmeye başladık. Bilinçli birer tüketici olarak birçok noktada gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmanız mümkün.

Sorgulayın, bilinç oluşturun

Sık sık kullandığımız markaları ve benzer tercihlerimizi sadece ürün kalitesi ve fiyat performansına göre değil, üretici firmaların çevre duyarlılığına dikkat ederek seçmelisiniz. Kullandığımız ürünlerin bileşenlerinden, üretim sürecinde çevreye zararı olup olmadığı konusunda araştırma yapmalısınız. Ayrıca markaların üzerinde deneye yapıp yapmadığını da öğrenmeniz için birçok uygulama bulunuyor. Tüketici olarak tüm bu kriterlere dikkat ederseniz markalar da bu bilince uygun hareket etmek zorunda kalacaklardır. Böylece üretimleri doğaya zarar vermeyecek hale gelecektir.

Son zamanlarda yatırımcılardan çok sık duyar olduğumuz, ancak pek de aşina olmadığımız bir dijital para birimi olan Bitcoin, çevremizdeki çoğu kişinin geleneksel yatırım planlarının yanında kullanmaya başladığı bir yatırım şekli olmaya başlamıştır. Ayrıca son zamanlardaki artışı ve yatırımcısına ettirdiği kar ile birlikte daha çok dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Peki bu yükseliş günlük hayatımızı etkileyecek mi, etkileyecekse nasıl bir etkisi olacak? Sizler için merak ettiğiniz bu soruların cevaplarını derledik.

Etkilerine bakmadan önce nedir bu Bitcoin?

Bitcoin, herhangi bir merkez bankası, resmi kuruluş vs. ile ilişiği olmayan, ancak ülkelerin para birimleriyle alınıp satılabilen, herhangi bir üçüncü parti hizmetine aracı kurumuna gerek kalmadan transferi yapılabilen bir tür dijital para birimidir. Küresel piyasalarda, Dolar ve Euro’ya alternatif olarak lanse edilen Bitcoin’in sembolü ฿, kısaltma ise BTC‘dir.

Güncel olarak 1 BTC = 60,962.00 $ ‘dır.

Bitcoin güvenilir midir?

Gerçek para birimlerinin çöküşü, hükümetlere bağlı yaşanan hiperenflasyonlardan kaynaklanır. Bitcoin sistemi ise herhangi bir hükümete bağlı olmadığı için, çökme riski oldukça düşüktür. Bundan dolayı son zamanlarda yatırımcıların daha çok dikkatini çekmeye başlamıştır.

Bitcoin piyasalardaki bütün karışıklığa ve pandemiye rağmen 2020 yılında da en çok yükselen yatırım araçlarından biri oldu. Bu da insanların daha çok dikkatini çekerek kripto paraya yatırım yapması için en büyük etkenlerden biri oldu.

Bitcoin’deki artış günlük hayatımızı nasıl etkileyecek?

Kullanımı daha yaygın hale gelebilir

Bitcoin, çok sayıda kişi ile kurum tarafından kabul edilmediği ve kullanılmadığı için günlük hayatta da fazla tercih edilen bir para birimi değil. 2020’de Square gibi önemli bir şirketin bitcoine 50 milyon dolar yatırım yapması veü PayPal’ın kullanıcılarına bitcoin alıp satma izni vermesi, bitcoine duyulan güveni arttırdı.

Finans teknolojisi uzmanı olan James Ledbetter’a göre ise 2021 yılında da ana akım kurumların bitcoini daha fazla kabul etmesi gerçekleleşebilir. En azından bir ABD ya da Avrupa bankasının bitcoinin satın alınmasına ya da varlıkların bitcoinde tutulmasına izin vermesi görülebilir.

Teknoloji şirketleri Bitcoin’le rekabet etmek için hazırlanabilirler

Bitcoin  son zamanlarda büyük şirketlerin dijital para birimleri konusunda düşünmeye başlamasına sebep oldu. Artık her şirket dijital ödemeler için bir piyasa olduğunun farkına varmakla kalmadı, farklı para birimlerine ilişkin piyasalarda potansiyel olduğunu da görmeye başladı.

Facebook ve Google gibi büyük şirketlerin kendi dijital para birimlerini oluşturma planları olabilir..

Eğer 2021’de bu para birimleri de piyasaya girerse bitcoine yeni rakipler gelebilir.

Böylelikle yeni bir dijital para piyasasında birden fazla seçeneğimiz olacak, gerçek ve alışılagelmiş piyasadaki çekişmeleri burada da görmeye başlayacağız.

Günlük hayatımızda yatırım ve alışveriş alışkanlıklarımız Bitcoin’e uyarlanabilir

Geleneksel yatırım modellerinin güvenilirliği ve alışılmış olması yatırımcıları cezbetmekteydi. Ancak Bitcoin’deki sıçramalar, zamanla güven kazanması ve pratikliğiyle; insanları klasikleşmiş yatırım şekillerinin dışına çıkardı. Her şeyin dijitalleşmesiyle birlikte paranın da dijitalleşebildiğine tanık olduk.

İnsan başarılı olmak ister ancak bunun görüldüğü kadar kolay olmadığını söylemekte fayda var. Başarılarınız sizi hedeflerinize götürecek en doğru yoldur ve bu yolda dikkat etmeniz gereken engelleri ya da avantajları görmeniz için araştırma yaptık ve insan nasıl başarılı olur sizler için derledik.

Önce inan!

İnanmak başarmanın yarısı, Einstein’ da hayal gücünün bilgiden daha önemli olduğunu söylemiştir. Bunca söz ve önerileri dikkate almamak olmazdı. Başarınızı ne kadar gerçekçi, canlı ve doğru hayal ederseniz gerçekleştirmeniz de o kadar kolaylaşacaktır. Unutmayın mühendisler önce tasarımı hayal eder sonra gerçekleştirir, sizde başarınızın mühendisi olun.

Amaç ve hedefleriniz belirleyin

Yapmaktan hoşlandığınız, hoşlandığınız şeylerin ise sizi tatmin ve mutlu edip etmeyeceğini belirleyiniz. Yaptığınız iş ve başarıdan keyif almak çok önemlidir kısa bir süre sonra sıkılıp, bunalıp bırakacağınız uğraşlar için vaktinizden ve enerjinizden harcamayın. Tutkularınızı başarı haline getirmek sizlerin elinde bunun içinse kendinizden emin olmanız, amaç ve hedeflerinizin belli olması yolu yarılamanızı sağlayacak önemli unsurlardandır.

Kendinize olan güveninizi kontrol altına alın

Kendine güvenmek her zaman sizi başarılı bir insan yapmaz, güven tabi ki çok önemlidir ama yeterli ölçüde olması daha da önemlidir. Başarılı olmak için kendinize güvenmeniz bilinen bir gerçektir ancak çoğu zaman fazla güven gözünüzün önündekini görememenizi sağlar. Doğru seviyede olan özgüven geri bildirimlere dikkat etmenize, kendinizi eleştirmenize ve yanlışları kolayca ayırt etmenize yardımcı olur. Yine aynı şekilde doğru seviyedeki özgüven daha çok çalışmanızı ve daha çok hazırlık yapmanızı sağlar.

Nelere ihtiyaç duyduğunuzu belirleyin

Buradaki ihtiyaç sadece malzeme olarak değil. Bilgi birikiminiz, başarılı olmak istediğiniz alandaki çabanız, ihtiyaç duyacağınız maddiyat, yardım almanız gereken eksiklikler vs. gördüğünüz gibi birçok şeye ihtiyaç duyabiliyoruz. Örneğin bir spiker olmak istiyorsanız kelime haznenize, konuşma ve yazma becerinize ve sunum becerinize ihtiyaç olacaktır. Sizde kendi başarınıza ulaşmak için nelere ihtiyaç duyacaksanız bu ihtiyaçlarınızı her ayrıntısına kadar derleyip bir liste yapmalısınız, her eksilen ihtiyaç için üzerine bir çizgi çekmeyi unutmayın.

Meraklı olun keşfedin

Başarılı olan insanların birçoğu oldukça meraklıdır. Sormaktan ve öğrenmekten asla ama asla çekinmeyin, bir şeylerin nasıl olduğunu anlayamadığınız noktada cevabı öğrenmek için deneyimleyen kişileri sorun, araştırma yapın, deneyip yanılın ve bu sayede yolcuğunuzdaki varış noktasına bir adım daha yaklaşın.

 

Teknolojiyle beraber her geçen gün insanların istekleri değişiyor. Özellikle pandemiyle beraber dijital platformlara yönelim arttı. Herkes evde olunca televizyon ve internet vazgeçilmezimiz haline geldi. Dijital platformlar sayesinde de farklı ve özgün içeriklere ulaşabilmemiz kolaylaştı. Dünyada önemli ve büyük örnekleri bulunan, değişik yaş grupları ve beğenilere seslenen bu platformlara bir yenisi daha eklendi. Ünlü televizyoncu ve yapımcı Acun Ilıcalı’nın hayata geçirdiği Exxen TV. Peki bu platformda bizleri neler bekliyor?

İçerisinde birçok yapımı barındıran Exxen TV’de diziler, animasyonlar, fenomen programlar, talk showlar, belgeseller gibi birçok kategori var. Hepsi Türkiye’nin yerli ve milli yapımlarından oluşuyor.

Fenomen içeriklerden biri olan, Hasan Can Kaya’nın kendi kaleminden ve kendi sunumuyla Konuşanlar programı en çok tıklanan olma yolunda ilerliyor. İçimizden insanların olduğu, komik hikayelerin anlatıldığı, izleyicisine eğlence vadeden bir yapım.

Kimsenin vazgeçemediği bir diğer kategori ise diziler. Exxen TV içinde birçok diziyi barındırıyor. Aile dizileri, komedi dizileri, müzikal diziler gibi alt kategorilerden oluşuyor. Bunlardan biri olan aile dizimiz 2000’li yılların başında büyük bir seyirci kitlesine sahip olan Sihirli Annem, Exxen TV’de tekrar hayat buluyor. Komedisiz yapamayanlar için ise Gibi dizisi karşınızda, Feyyaz Yiğit ve Kıvanç Kılınç’ın rol aldığı komedi dizisi skeçlerden oluşuyor.

Türkiye’nin başarılı belgesel film yapımcıları da bu platformda yerlerini aldı. Tarih, savaş ve ilginç hikayelerin konu olduğu belgesel içerikleri sunuyor. Çiftlik Bank CEO’su Tosuncuk lakaplı Mehmet Aydın belgesellerden birini oluşturuyor. Saadet zinciri ne, nasıl kuruldu hepsinin anlatıldığı bir kaçış hikayesi Tosuncuk da belgeseller arasında yerini aldı.

Çocuklarımızı da unutmayan Exxen TV onlar içinde animasyon ve çizgi filmleri barındırıyor. Çocukları ekran başına kilitleyen Kral Şakir çizgi filmi de artık bu platformda izleyicisini bekliyor.

 

 

 

 

Panik atak, gerçekte bir tehdit unsuru olmamasına rağmen kişinin kendisini tehlikede olduğunu düşünmesine bağlı olarak kaygı duyması ve korku hissetmesi durumudur. Herhangi bir tehlike durumu söz konusu olmamasına rağmen kişinin vücudu, gerçekten büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaymış gibi tepki verir. Vücutta başlayan soğuk soğuk terlemeler, titremeler, kalp atışlarının hızlanması, “hiç iyi değilim” hissi ve en kötüsü, bu durumdan kurtulamamanın getirdiği çaresizlik…

İş hayatında giderek artan kaygı ve stres, panik atak riskinin artmasına sebep oluyor. Kişi, aşırı kaygıları nedeniyle yaptığı işe kendini veremeyip konsantre olmakta zorlanır hale geliyor ve mesleki performansı da gittikçe bozuluyor. İşe gitmek bazen panik atak hastaları için kabus haline gelmeye başlar. Yetersizlik ve çaresizlik duygularının da etkisiyle bütün bu sorunların üst üste binmesi kişileri depresyona sürükler. Peki, iş ortamında aniden başlayan panik ataklar nasıl kontrol altına alınır?

Nefes alışlarınızı kontrol altında tutmaya çalışın

Patik atak durumunda nefes alış verişiniz hızlanmaya başlar, bunu fark ettiğiniz an solunumun hızlanmasını kontrol altına almaya çalışılmalısınız. Bu süreçte burundan yavaşça derin nefes alıp beşe kadar saydıktan sonra yavaş bir şekilde, nefesinizi ağızdan vermelisiniz. Nefesi kontrol altına alabilecek tekniklerin kullanılması önemli bir rahatlama sağlayacaktır. 1‘den 10’na kadar sayarak nefes alıp verme işe yarayan yöntemlerden birisidir.

An’a odaklanın

Panik atak geleceğe odaklı bir zihin durumudur ve biraz sonra olacaklar hakkında kaygılanmanıza sebep olur. Kendinize “Şu anda nerdeyim?”, “Yalnız mıyım?” diye sorun. Kaygılanmanıza neden olacak bir şey olmadığını kendinize tekrar ederek bulunduğunuz durumun kontrolünüzde olduğunu hatırlayın.

Gözlerinizi kapatmak yerine dikkatinizi başka bir yere yöneltin

Öncelikle yapmanız gereken, dikkatin kalp atışından ya da solunum hızlanması yerine başka yere yönlendirilmesi gerekir. Bilinçli farkındalık egzersizleri bu süreçte faydalı olabilir. Bulunduğunuz ortamdaki nesnelere odaklanmaya çalışın, etrafınızdaki sesleri dinleyebilir veya kokuları algılamaya çalışabilirsiniz. Dikkatinizi duyu organlarınızla algılayabildiğiniz şeylere yöneltmek kontrollü hissetmenize ve gerçekliği fark etmenize yardımcı olacaktır.

Panik atağın bir zihin oyunu olduğunu idrak edin

Panik atak kişinin beyni tarafından oynanan bir oyun gibidir. İçinde bulunduğunuz ortamdan uzaklaşarak gerçeklikten kopmanıza sebep olur. Ortamda bir tehdit unsuru olmamasına rağmen kendinizi tehlikedeymiş gibi hisseder, kaygı duymaya başlarsınız. Buna bağlı olarak vücudunuz, gerçekten büyük bir tehlikeyle karşı karşıyaymış gibi tepki verir. “Her şey benim kontrolümde”, “Şu an gayet iyiyim” diyerek kendinizi telkin etmeli, kontrolün elinizde olduğunu hatırlamalısınız.

 Kendinizi meşgul edin

Dikkatinizi dağıtmaya yardımcı olacak fiziksel bir şey ile meşgul olun, ayağa kalkın veya küçük bir yürüyüşe çıkın. Zihninizi kaygılı düşünce kalıplardan uzaklaşması için bir yanınızı arayabilir ya da müzik dinleyebilirsiniz.

 

 

 

Hemen hemen hepimiz yoğun ve hızlı iş hayatının getirdiği, büyük şehirlerin kaotik yaşamında boğulduğumuz, boyumuzu aşan sorumlulukların bizi yorduğu, kendimize ve sevdiklerimize zaman ayıramadığınız ve günün birinde değişir umuduyla yolumuza devam ettiğimiz stresli, zor ve yorucu hayatlar yaşıyoruz. Birçoğumuz içinde bulunduğumuz bu durumun farkında ve bunun değişmesinin de gerekli olduğunun bilincinde. Değişim, insanlar yeryüzünde var olmaya başladıkları andan itibaren doğanın işleyişinin temel bir parçası oldu. Peki bir hayatı değiştirmek ve olduğundan farklı bir akışa yönlendirmek bu kadar kolay mı? Karmaşık şehir hayatından, iş ve özel yaşamın rutinlerinden, sanki hep aynıymış gibi olan ve birbiri ardına devam günlerden sıyrılıp yeni bir şeyler keşfetmek, değişen ve farklılaşan dünyaya ayak uydurmak, yalnızlık duygusundan sıyrılıp sosyalleşmek ve kendini geliştirmek isteyenler için hayatlarını nasıl değiştireceklerine dair önerilerimizi duymak ister misiniz?

Önce durum değerlendirmesi yapın

İşe genel bir durum değerlendirmesi yapmak ve hayatınızın hangi noktasında, nasıl bir durumda olduğunuzu ortaya koyarak başlayabilirsiniz. Siz kimsiniz, bugüne nerelerden geçerek geldiniz, nasıl bir çevreniz var, hangi becerilere sahipsiniz, ne tür işlerle uğraştınız gibi binlerce soru ile bulunduğunuz noktayı çok iyi tayin etmelisiniz. Tıpkı açık bir denizin ortasında seyretmekte olan bir gemi gibi bundan sonraki rotanızı çizmek için önce tam olarak nerede durduğunuzu bilmelisiniz. Hayatınızı değiştirmeye başladığınız yer burası olacak. Önce kendinizi tanıyın, bilin, sevin, barışın ve ardından yeni hayatınız için ilk adımları atmaya hazırlanın.

Mutlaka bir planınız olsun

İster bir değişimin eşiğinde olun isterseniz de hayatınızı içinde bulunduğunuz şartlarla aynen devam ettirmeye karar verin fark etmez, mutlaka gideceğiniz yolu ve hedeflerinizi gösteren bir planınız olmalı. Bu plan bir yol haritası gibi önünüzde duracak, atacağınız değişim adımlarında size yol gösterecek. Zaman zaman yıldığınızda ya da sıkıldığınızda da sizi motive edecek. Eğer tam olarak kendinize, hedeflerinize, hayallerinize uygun bir planınız olursa gideceğiniz yolu ve sonuçta ulaşacağınız noktayı net şekilde görebilirsiniz.

Hayalleriniz ve hedefleriniz dengeli olsun

Birçok kişiye “Hayatını nasıl değiştirmek istersin? Senin hayallerin ve hedeflerin nedir?” sorusunu yönelttiğinizde genelde aldığınız cevapların, o kişinin içerisinde bulunduğu durumun çok ötesinde bazı noktaları işaret ettiğini göreceksiniz. Örneğin bir müşteri temsilcisi olarak çalışan kişinin hedefi günün birinde dünya devi bir şirkete CEO olmak ya da büyük şehirde ortalama bir hayat yaşayan beyaz yakalı bir çalışanın lüks bir yata sahip olmak gibi hayalleri olabilir. Hayalin bir sınırı yoktur ve hepsi bir gün gerçekleşebilir ancak siz hayatınızı değiştirmek için çıktığınız bu yolda hayal-hedef dengenizi koruyarak kararlar almaya gayret edin. Unutmayın, basamakları çıkarken en fazla 2-3 tanesini aynı anda atlayabilirsiniz, 10 basamağı atlamaya çalışırsanız muhtemelen düşersiniz. Hayal ve hedefleriniz, size ve hayatınıza uygun olsun.

Öğrenmeye her zaman açık olun

Hayatı ve içinde bulunulan şartları değiştirmek demek temelde kabuğu kırarak yepyeni bir dünyaya da adım atmak demektir. Bunun için kendinizi değiştirmeye yönelik adımlarınızda yeni şeyler öğrenmeniz, yeni kişilerle tanışmanız, yeni ortamlara girmeniz kaçınılmazdır. Bunun için her adımda yeni şeyler öğrenmeye açık olun. Değişim demek bir noktada yenilikler ve farklılıklar demektir. Bu yüzden hayatınızda gelecek olan bu yeni bilgilere yer açın ve onlardan faydalanarak bir sonraki aşamaya merhaba deyin.

Yapılacaklar listeniz hazır mı?

Çok klasiktir ama söz uçar, yazı kalır deyimi aslında hayatın akışının da anlatan en güzel ifadelerden biridir. Şöyle bir düşünün, bugüne kadar kaç defa spor ya da diyet yapma kararı aldınız, kaç kez yabancı dil öğrenmek için yola çıkıp daha ilk adımda vazgeçtiniz, okunacak kitaplar alıp kenara koydunuz ya da temelde kaç kez “keşke” dediniz. Tüm bu zinciri kırmak için yapabileceğiniz çok basit bir şey var, yazmak. Şimdi, hayatınızı değiştirmeye başladığınız bugün kendinize küçük bir defter alın ve ona hayallerinizi, yapacaklarınızı, hedeflerinizi, değiştirmek istediğiniz şeyler yazın. Eğer yazılı olarak bunlar önünüzde durur ve arada sırada açıp bakmayı alışkanlık haline getirirseniz hayatınızı çok daha sağlam ve hızlı şekilde değiştirebilirsiniz.

Zaman yönetimi ve günlük plan yapın

Hayatın kendisi zaten çok zor, stres ve olumsuzluklar çok fazla. Değişimin önündeki en büyük engellerden biri de zaman. Önceki dönemlerde ve yüzyıllarda olmadığı kadar hızlı bir hayat yaşıyoruz. Deyim yerindeyse tüm yaşamımız bir “fast food” tüketir gibi ellerimizden akıp gidiyor. Bu akışı değiştirmek ve zinciri kırmak için çok iyi bir zaman yönetimine ihtiyacınız var. Günlük iş planınızı daha rahat işleyebileceğiniz bu zaman yönetimi ile yapmakla yükümlü olduğunuz şeyleri çok daha hızlı bitirecek ve kendinize daha fazla zaman ayırabileceksiniz. Unutmayın, kendinize ayırdığınız bu vakit içerisinde değişim için atacağınız adımlar da yer alacak.

Gerekirse profesyonel destek alabilirsiniz

Hayatı değiştirmek oldukça zor bir süreçtir. Bunu yapmak için içinizde, size gereken enerji mevcut ancak zaman zaman bulunduğunuz yerden farklı ve sizi daha iyi noktalara götüren öğeleri de görmeniz zor olabilir. Böyle durumlarda işin ehli kişilerden, mentörlerden, kişisel gelişim uzmanları ya da danışmanlardan destek alabilirsiniz. Bu uzmanlığa sahip olan kişiler, deneyimleri sayesinde size doğru yolu göstererek yeni kapılar açabilir ve değişim yolunda daha hızlı adımlar atmanızı sağlayabilirler.

 

 

Duygusal zeka, bireylerin sahip olduğu empati kurabilme, motivasyon ve kendi duygularını farkında olma yetkinliklerini kapsar. Bireyin, özgüven duygusunu geliştirme ve çevremizdeki insanlarla doğru bir iletişim kurabilmesi açısında önemli bir kavramdır. Bundan dolayı günümüzde gerek iş hayatında gerekse özel yaşantımızda duygusal zekanın önemi artmaktadır. Hayatımızda büyük kırılmalara ve yönlendirmelere sebep olan kararlarımız, duygularımıza bağlı bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bu sebepten bireyin hayattaki zorlukları aşabilmesi ve sağlıklı tercihlerde bulunması öncelikle kendi duygularını anlamasından, sonrasında ise başkalarının duygularına empati kurmasından geçmektedir. Duygusal zeka becerilerinin % 50’si doğuştan gelse de, birey istediği takdirde kendini her anlamda geliştirebilir. Yapılan araştırmalar hayatta başarılı olmanın sadece yüksek bir zekaya sahip olmaktan geçmediğini, duygusal zekanın da kişisel gelişim için büyük bir önem taşıdığı göstermiştir.

Duygularını yönetebilme

Soyut bir kavram olan duygular söz konusu olduğunda mantık devre dışı kalmaktadır. Bu tarz karmaşık durumlarda kendi duygularını kontrol altında tutan kişiler her zaman bir adım öndedir. Duyguların bastırılması ya da yok sayılması gibi bir durum söz konusu değildir. Aksine hissedilen duygu her ne ise bunu tüm yönleriyle anlamaktır. Kişinin iç dünyasında olup bitenleri kabullenerek bunu gerçekçi bir şekilde ele alması ve buna göre hareket etmesidir. Bu sayede kişi nefret, kırgınlık, öfke gibi yoğun duygularla daha rahat başa çıkabilir. Kişilerarası iletişimde bireylerin duygularını yöneterek ani kararlar vermemesi veya kötü ifadelerden kaçınması duygularını yönetebilme yetkinliğine bağlıdır. Kendi duygularını farkında olan birey, başkalarının ne düşündüğünü veya ne hissettiğini de önemser.

Etkili iletişimin anahtarı

Etkili iletişim kişinin etrafındaki insanlarla ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yönetebilmesi, duygu ve düşüncelerini karşılıklı olarak aktarabilmesidir. Sosyal becerileri yüksek olan bireyler, yaşanan tartışmalarda soğukkanlılıkla hareket edebilmekte, çevrelerindeki kişilerin ne hissettiklerini gözlemleyebilmektedirler. Böylelikle ortaya çıkan sorunların üstesinden kolaylıkla gelebilirler. İş hayatında sabit fikirli, benmerkezci çalışma arkadaşlarına denk gelme olasılığımız çok yüksek. Bu tür durumlarda uzlaşmayı sağlayan, pratik çözüm yolları bulan kişiler etkili iletişimi güçlü olan bireylerdir. Sadece özel yaşantıda değil kariyer basamaklarını çıkma konusunda da etkili iletişim kritik bir rol oynamaktadır.

Kendi potansiyeline inanma

Bireyin, dışarıdan herhangi birinin desteğine ihtiyacı olmadan, hedefi her ne ise onu başaracağına dair kendine inanması kişisel anlamda gelişimini etkileyen önemli faktörlerden biridir. Kişinin içsel motivasyonunu kendi kendine sağlayabilmesi onu sorumluluk almaktan korkmayacak bir seviyeye getirir. İş hayatında önüne çıkan engellere takılmadan atlamasını sağlayacak bu yetkinlik aynı zamanda bireyi yeniliklere açık bir hale getirecek, farklı bakış açıları kazanmasını sağlayacaktır. Kişinin aksiyon alması, terslikler çıksa da yola devam etmesi tam anlamıyla kendine inanmasından geçmektedir. Bireyin ruhsal durumunu kötü durumlarda bile olumlu tutması, kişinin bu tip küçük engelleri, hedefine doğru giderken birkaç küçük taş olarak görmesine bağlıdır.